Tarih: 03.12.2019 17:30

BOSNA SEYAHATİ…

Facebook Twitter Linked-in

Sırplar tarafından, 1992-95 yılları arasında etnik katliama maruz kalan, Müslüman Boşnak Kardeşlerinin yardımına koşan 10 mücahid arkadaşımızla birlikte, Müslümanski Snage’nin davetlisi olarak 15-19 Kasım tarihleri arasında,  Bosna Hersek’teydim. Seyahatle ilgili önce kronolojik bir bilgi vereyim, daha sonra da izlenimlerimi paylaşayım.

15 Kasım Cuma günü saat, 10.40 uçağı ile İstanbul’dan Saraybosna’ya uçtuk. Saraybosna’ya indiğimizde yerel saat, 10.40’ı gösteriyordu. Arkadaşlarımızın hepsi, pasaport kontrolünden hemen geçtiler. Benim bahtımdan olsa gerek, iki saat beklettiler ve ondan sonra giriş iznini verdiler. Beraber geldiğimiz Ekrem ve Harun Hociç Kardeşim dışarıda beni bekliyorlardı. Diğer arkadaşlarımız şehir merkezine gidip, Aliya İzzetbegoviç ve şehidler kabristanına gitmişler. Harun Kardeşimizin aracıyla alana yakın Ali Paşa Camii’ne vardığımızda, sünnet kılınmış iç ezan okunuyordu. İmamın önce Arapça daha sonra da Boşnak’ça yaptığı hutbe yarım saat sürdü. Şükür ve Hamd üzerineydi.  Cami tabiri caizse, tıka basa doluydu ve dışarıda yerlere seccade sererek kılanlar da vardı.

Namazdan sonra Başçarşı’ya gittik ve orada ilk iş olarak, Ekrem Kardeşimizin yardımıyla, biraz para bozdurdum. 370 TL verdim 103 Kayme (Bosna Parası) verdiler. Daha sonra da 5 Kayme vererek, yerel bir telefon kartı aldım. Bu arada arkadaşlar Turkuaz isimli Türklerin lokantasına gitmişler, biz de oraya vardık ve yemekten sonra, kahve içerken Bosna Tour sahibi sevgili dostumuz Serkan Selim ile sohbet ettik. Akşam namazını kıldıktan sonra minübüs ile Zenica’ya doğru hareket ettik. Otoban yolu ile Visoko ve Kakanj’e girmeden Zenica’ya bir saat sonra ulaştık. Kalacağımız otel lobisinde Şerif Patkoviç, bizi bekliyordu. Hasretle kucaklaştık. Bilmeyenler için, Rahmetli Aliya İzzetbegoviç önünde Tekbir getiren genç, olarak hatırlatalım. Şimdi Emekli bir Albay…

Cumartesi günü sabah erkenden, Türkiyeli Şehidlerin Kabirlerinin bulunduğu, 15 Km uzaklıktaki Arnauti Köyüne vardık. Savaş döneminde Türkiye’den gelenlerin Müslümanski Snage’ye bağlı olarak oluşturdukları Selami Yurdan Cephesinin karargâhı, bu köydeydi. İlyaş cephesinde Sırplarla yapılan savaşta, 28 Aralık 1992 günü şehid olan Ahmet Pınar, Ramazan Çalışkan ve Ali İzzet Beyoğlu’nun kabirlerine gittik. Zekeriya Çelik hocamız burada Kuran okudu ve şehidler için dua ettik. Aynı Kabristan’da Müslümanski Snage’nin ilk şehidi Arnavut  Zemin’in kabrine de gittik ve dua ettik. Akabinde, savaş döneminde karargâh olarak kullanılan okulu geçtik. Arkadaşlar hatıralarını yadettiler. Fotoğraflar çektiler. Daha sonra Zenica’ya dönüp, Şehid İlhan Atlı’nın kabrinin bulunduğu ve aynı zamanda annesinin köyü olan Mosçanisa’ya doğru yola çıktık.  Mosçanisa Zenica’dan Saraybosna istikametinde 17 km sol iç tarafta. İkindi ezanı okunurken köye girdik. Cemaatle namazları kıldık. Köylüler, candan bir şekilde bizi karşıladılar. Yemek ikram etmek istediler, vaktimizin olmadığını söyleyip eski mezarlığa yöneldik. Şehid ilhan Atlı’nın kabrinde Yasin okudum ve dua ettik. Fotoğraflar çekildikten sonra, köyün girişinde bulunan ve Osmanlı döneminden kalan mezarlığa gittik. Burada da kuran okuyup dua ettik. Zenica’ya otele döndük ve Akşam namazı için 10 dakika uzaklıktaki Seymenler Camii’ne gittik, daha sonra karşı tarafta bulunan bir kafede kahve içip, arkadaşlarımızla sohbet ettik.

Pazar günü sabah namazına, Ekrem arkadaşımızın o dönemde Arnauti Köyü’nden tanıdığı Arnavut Fahir’in imamlık yaptığı, Osman Çelibi Camii’ne gittik. Namazdan sonra Fahir Hoca, bizi kahve içmeye davet etti. Kahve içerken sohbet ettik. Oradan otele geçtik ve saat 10.30 gibi otelin önündeki alanda, 7. MÜSLÜMAN SAVAŞÇILAR ÖZGÜRLÜK TUGAYI pankartı önünde; Şerif Patkoviç ve Amir Kubra, her birimiz için yaptırılan plaketleri tek tek bize verdi. Plakette şunlar yazıyordu:

Biricik vatanımız Bosna Hersek’in 1992-1995 yılları arasında, ülke savunması ve Kurtuluş Savaşında verilen mücadelemize katılarak, kahramanca verdiğiniz mücadeleden dolayı 7. MÜSLÜMAN SAVAŞÇILAR TUGAYI olarak, bu teşekkür belgesini size takdim ediyoruz.

Plaket verilmesinin ardından, çok yakında bulunan 7. MÜSLÜMAN SAVAŞÇILAR ÖZGÜRLÜK TUGAYI’nın karargâhına gittik. Burada şehidler anıtı önünde, Bosna İstiklal Marşı okunmasının ardından, şehidler için Kakanj Müftüsü Süleyman Çelikoviç’in yaptığı duaya amin dedik. Daha sonra kabul salonuna geçtik ve burada kahve ve meyve ikramında bulundular, akabinde karargâh mescidinde öğle namazını cemaatle kıldık. Namazın akabinde Travnik’e doğru yola çıktık. 

Travnik Kültür Salonu’nda Şehidleri anma toplantısı 15.20 gibi başladı. Açış konuşmasını Amir Kubra yaptı ve konuşmasında ‘Kurtuluş savaşında bizlerle omuz omuza savaşan ve şu anda aramızda bulunan kardeşlerimize, minnettarız. Allah onlardan razı olsun’ dediğinde, salonda bir alkış tufanı koptu.

Salon Toplantısının sonunda Şehid Selami Yurdan, Ahmet Demirer, Renda Tosuner ve Said Başer’in kabirlerini ziyaret edip dua ettikten sonra, Zenica’ya otele döndük.

Pazartesi günü öğleye doğru Kakanj (Kakani) şehrine vardık. Merkez camide öğle namazını cemaatle kıldık, namazdan sonra Kakanj Müftüsü Süleyman Çelikoviç, öğle yemeği ikramında bulundu. Yemeği müteakip biraz sohbet yaptık vedalaşıp Saraybosna’ya yola koyulduk. Saraybosna’da Harun Hociç ve Muhammed Şahlan (Muşo) ile görüştük. Başçarşı’da biraz gezip alışveriş yaptık, ikindi namazını Gazi Hüsrev Bey camiinde kıldık. Bu arada İsmail Kardeşimiz, savaş döneminde evlerinde çok misafir olduğu Muhammed Şahlan (Muşo)’nun annesini ziyaret etti. Saraybosna’ya 55 km uzaklıktaki Vareş’e, yol bozukluğundan dolayı, 1,5 saatte varabildik. Savaş döneminde, Sado kardeşimizle birlikte savaşan Namir Kevriç’in misafiri olduk, bize akşam yemeği ikram etti. Yemekten sonra uzun uzun sohbet ettik, savaş dönemi hatıralarını yad ettiler. Geç vakit izin alıp otele döndük.

Salı günü sabah namazını Osman Çelebi Camii’nde kıldıktan sonra, otele dönüp hazırlığımızı yaptık ve 08.10 gibi Saraybosna’ya doğru yola çıktık. Saraybosna Havaalanına vardığımızda, Harun Hociç kardeşimiz bizi karşıladı. Biletlerimizi okeyletme esnasında Zekeriya Hocam Harun Hociç’in Mart ayında İstanbul’a ziyarete geleceğini öğrenince, bir konferans vermesi için sözleştiler ve akabinde Harun Hociç ile vedalaştık. Bizler pasaport kontrolüne giderken, Harun Kardeşimiz de evine yöneldi. Saat 11.40 gibi uçağımız tam zamanında havalandı ve İstanbul’a 15.10 gibi indik. Busiyehitimizin kronolojisi buydu.

Haftaya, 27 yıl sonra birbirine kavuşan dostların, duygularını ifade etmeye gayret edeceğim inşaalah…

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —