Boş tepe

D.Mehmet DOĞAN ANALİZ ETTİ...

Boş tepe

Ana muhalefet liderinin sözlerini ilk duyduğumda, “edebiyattan uzaklaşmak insanları sığlaştırır” diye düşünmeden edemedim. Hatta sığlaştırmaktan öteye götürür, bönleştirir!

Bugün yaygın bir eblehleşme çağındayız… Tez elden edebiyata dönmeliyiz, büyük şair ve yazarlarımızın eserlerini okumalıyız. Şiirler, güzel metinler ezberlemeliyiz. Tefekkürümüzün taşıyıcılarının eserlerini keşfetmeliyiz. Onların zihnimizde meydana getireceği sarsıntıya ihtiyacımız var. 

Bu en önce siyasetçilerin yapması gereken bir şey. Ana muhalefet liderine de ilk tavsiye edeceğimiz Ârif Nihat Asya okumasıdır. Okumadığından eminiz, eğer Ârif Nihat okusaydı, konuşmalarında bambaşka bir inşirah hissedilirdi. 

Ârif Nihat Asya, şahsen de tanımak bahtiyarlığına erdiğimiz dervişmeşrep, kalender, fakat milletinin değerleri konusunda hassas bir şairdi. Düzyazıları da çoğu zaman vecize değerindedir. 

“Bir bayrak rüzgâr bekliyor” şiiri, bayrak, vatan, kahramanlık ve şehadet kavramları etrafında örülmüş bir beyannamedir. 

Şehidler tepesi boş değil

Biri var bekliyor…

Bir söz başlangıcı olarak zihinlere kazınacak kudrette bu mısralar. 

Bir taraftan “o biri kim?” sorusu zihnimizden geçer, merakımız ayaklanır, bildiğimizi duyacağımızın farkında olduğumuz hâlde. 

Şehidler tepesinde bir türbe vardır; bu tepeye yakışmıştır bu türbe. Adsız bir şehidin türbesidir bu. Horasan erenlerinden bugüne, bu toprakları vatan yapan birçok şehidi temsil eden bir türbe… 

Bazan “meçhul asker” der geçeriz. 

Şair bu meçhulü kurcalar: 

Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?

Mukaddes değerler uğruna, vatan ve millet için canını feda eden bir insan her türlü tebcile lâyıktır. 

Şair,

Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasîdeler

Derken bugünün sığ siyasetçisine mi sesleniyor acaba? 

Bu toprakları şehidlerimize ve şehidlik kavramına borçluyuz, bu milletin hamurunu yoğuran bir kavramdır bu. Geçmişimizi Mehmed Âkif özetliyor: “Ey şehid oğlu şehid”.

Hepimiz şehid oğluyuz, torunuyuz…Bu tarih mirasının farkında olmak mecburiyetindeyiz. 

Destanı öksüz, sükûtu derin, meçhul askerin

Günlük siyasetinin ucuzluklarına kapılarak bilir bilmez pespaye sözler sarfetmekle bir yere varılmaz. 

Bu millet şehidler tepesinin boş kalmasını istemez. Zaten boş değildir. Elbette bundan sonra da boş bırakılmaz.  

Şehidler tepesini ne doldurmak kimsenin elindedir ne de boşaltmak!