Bireysel silahlanma ve beyaz ırkçı terör…

Abdullah Muradoğlu Yazdı;

Bireysel silahlanma ve beyaz ırkçı terör…

ABD’de bireysel silahlanmanın kısıtlanmasına yönelik girişimlerin “ABD Kongresi”nde çoğun akametle sonuçlanmasının bedelini masum insanlar ödüyor. Öyle ki kitle hedefli silahlı saldırılar Amerika’da neredeyse olağan hale geldi. En son Illinois eyaletindeki Highland Park’ta düzenlenen “4 Temmuz Bağımsızlık Günü” kutlama töreni sırasında İtalyan asıllı 22 yaşındaki Robert Crimo 7 kişiyi silahla vurarak öldürmüş, onlarcasını ise yaralamıştı.

Önceki birçok saldırı “beyaz ırkçı” güdülenmeyle gerçekleştirilmişti. “Crimo örneği”nde görüldüğü gibi bazı saldırılarsa bu tür güdülenmelerle ilgili görünmüyor. Şimdi Amerikalılar bu genç katilleri üreten sebepleri tartışıyorlar. En önemli etkenler, ‘Amerikan Rüyası’nın sönümlenmesi, gelir ve servet dağılımındaki çarpıcı eşitsizlik, giderek derinleşen siyasi ve kültürel kutuplaşma, silahı kutsayan toplumsal kültür ve yanısıra siyaset kurumunun bireysel silahlanmaya kısıtlamalar getirilmesi konusunda gösterdiği zaaf. ABD’deki silah lobisiyse silah yanlısı siyasetçilerin seçilmesi için büyük paralar harcıyor. Amerikalıların insanlık kültürüne zarar veren bu olumsuz katkıyı ciddi olarak sorgulamaları gerekiyor.

Anders Behring Breivik isimli ırkçı katil 2011 yılında Norveç’te, 77 kişiyi öldürmüştü. Yeni Zelanda’da cami katliamını gerçekleştiren cani Brenton Tarrant başta olmak üzere birçok ırkçı katil için Breivik ‘rol model’ olmuştu. “Beyaz ırkçı terör” Norveç’te başlamış değil elbette. Kökleri Siyahî Amerikalılar’a yönelik korkunç cinayetlerle anılan “Ku Klux Klan”a kadar uzanıyor. Günümüzde “beyaz ırkçı terör” uluslararası sosyal medya ağlarından besleniyor. Dikkatli bir göz, ırkçı saldırıların arkasında bir mimarî olduğunu anlayabilir.

FBI Başkanı Cristopher Wray ise, İngiliz İç Güvenlik kuruluşu “MI5” Direktörü Ken McCallum ile birlikte Cuma günü Londra’da gazetecilere yaptığı açıklamalarda ırkçı saldırganların biribirinden ilham aldıklarını belirtmiş. Teknolojinin dış ve iç tehditler arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdığına dikkat çeken Wray, Batı dünyasında gerçekleştirilen ırkçı saldırılar arasında örgütsel bir bağlantı saptanamadığını söylüyor. ABD’de olduğu gibi İngiltere’de de nefret suçlarında artış söz konusu. Bu konuda da ABD ve İngiltere birbirine pek benziyor.

Wray ile birlikte gazetecilerin karşısına çıkan MI5 Direktörü Ken McCallum İngiltere’de ırkçılık, neo-nazizm veya diğer nefret dolu ideolojiler tarafından motive edilen bireyler hakkında yürütülen soruşturmaların sayısının arttığına dikkat çekiyordu. Irkçı söylemlere rağbet eden gençler arasında silahlara saplantılı bir ilgi duyulduğunu aktaran McCallum’a göre bu gelişme büyük bir dikkatle yönetilmesi gereken çok zor bir risk kokteyli oluşturuyor.

FBI Direktörü Christopher Wray daha önce ABD’nin iç terör vaka yükünün 2020 baharından bu yana “patladığını” söylemişti. Hatta Wray FBI’ın 6 Ocak 2021’de gerçekleşen ABD Kongresi’nin işgal edilmesi olayını bir iç terör eylemi olarak gördüğünü belirtmişti. Amerikalı siyasetçiler ise ırkçı saldırıları federal bir terör suçu olarak nitelemek konusunda da anlaşamıyorlar. Hem ABD’de, hem Avrupa’da yükselen göçmen karşıtı ırkçı söylemlerin ana akım partileri de aynı yönde dönüştürücü rol oynadığını yeri gelmişken hatırlatmak gerekiyor.

Geçtiğimiz hafta FBI Direktörü Chrstopher Wray, İngiltere’ye yaptığı ziyarette MI5 Direktörü Ken McCallum ile birlikte Çin’i siber casusluk ve teknoloji hırsızlığı ile suçlayan açıklamalar da yaptılar. Wray, Çin’in ABD’nin ekonomik ve ulusal güvenliği için uzun vadeli en büyük tehdit olduğunu savunuyordu. Wray Çin’in Amerikan seçimlerine müdahale girişimlerinde bulunduğunu da öne sürüyordu. İngiliz mevkidaşı McCallum ise servisinin son yıllarda Çin’in İngiltere’deki yasa dışı faaliyetlerine karşı soruşturmaları artırdığına dikkat çekiyordu.

Çin’e karşı ortak bir görüntü sergileyen FBI ve MI5 direktörleri ilk kez birlikte basın önüne çıkıyorlardı. Çin Dışişleri’nden gelen açıklamalara göreyse İngiliz istihbaratı ‘Çin tehdidi teorisi’ni abartmakla suçlanıyordu. Pekin, ABD ve İngiltere’yi “hayali şeytanlar” oluşturmak ve “Soğuk Savaş zihniyeti”ni yeniden hortlatmakla da itham ediyor tabii. Önceden de ifade ettiğim gibi ABD’nin Çin ile “büyük güç rekabeti” uluslararası ilişkilerinin ham maddesi oldu.

NOT: Okurlarımızın bayramını kutluyor, insanlık alemine esenlik gelmesini diliyorum.