Tarih: 03.12.2022 14:43

Bir parti ve lider: CHP ve Kılıçdaroğlu

Facebook Twitter Linked-in

Ana muhalefet partisi CHP’nin oy oranı, geçen seçimlerden bu yana sınırlı da olsa artmış bulunuyor. 3-3,5 puana denk gelen bu artış, partinin seçmen kitlesinin kendi içinde yüzde 15 civarında bir artış yaşadığına işaret ediyor. Bu görece artış, önemli ölçüde, CHP’nin kendi doğal çevresini tahkim etmesiyle, liberal kesim desteğiyle ve bunları sağlayan politik hamlelerinden kaynaklanmaktadır.
Nitekim CHP’nin 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle başlayan iki istikametli siyasi bir ilerleyişi söz konusu oldu.

İlk istikamet, muhafazakar partiler dahil olmak üzere diğer siyasi partilerle ittifak ve temas arayışını önemli bir politik çaba kılmasıydı. CHP’nin, AK Partili eski cumhurbaşkanı Gül’ü 2018’de Erdoğan karşısına muhalefet adayı olarak çıkarmak için dindar siyasi anlayışın kadim merkezi Saadet Partisi ile başlattığı girişim, 2019 İstanbul yerel seçimlerinde bir yanına İYİ Parti’yi bir yanına HDP’yi alabilme becerisi, HDP’yle ilgili özgürlükçü çıkışları ve Altılı Masa’nın oluşmasında öncülük yapması, muhalefetin koordinatörü rolüne soyunması bu bakımdan kilometre taşları oluşturur.

İkinci istikamet, ilkiyle uyumlu olarak CHP’nin siyasi söyleminde bir aks değişikliği yaşanmasıdır. 1990’lardan itibaren kendisini iyiden iyiye laik cephenin temsilci olmaya hasreden ve itiraz siyasetinin ötesine geçmeyen CHP, bu bakımdan bir değişim yaşamaya başlamış, partinin yeni rotasını, kültür savaşlarının dışında durmaya ve toplumsal merkeze çevirmiştir. Görünen hedefi, merkez alana girip, orada kimlikler üstü siyaset yapmak ve bu çerçevede ortalama değerlere uygun bir uzlaşma söylemi üretmektir.

Kimlik söyleminden merkez söyleme doğru bu ilerlemede, son 25 yılın deneyimleri kadar Kılıçdaroğlu’nun iradesinin önemli payı olduğunu belirtmek gerekir.

Konjonktürle gelen şu yeni girdileri de göz ardı etmemek gerekir. Muhafazakar kesimin duyarlılıklarına saygılı yaklaşımın demokrat bir gereklilik olarak kabulü, siyasi ittifak ihtiyacı, hukuk devleti ilkelerinde Kürt meselesine endeksli geri gidişlere verilen refleksif “sol” tepki bunlar arasında yer alıyor.

Bu çerçevede CHP, yenilenmiş Türkiye’ye uygun, oradan beslenen bir dil üretmeye çalışıyor. Ancak, bu çerçevede global dalga, içe kapanma ve milliyetçilik rüzgarı CHP’ye de yansıyor. HDP ve hükümetin Kürt politikası mağdurlarına verilen bireysel desteklere rağmen politik bakımdan Kürt temsiline mesafeli duruş, hükümetin su yolunda giden dış politik tutum bunun göstergeleri arasında. Bunlar global dalganın CHP gibi bir siyasi parti için bağlayıcı ve kısıtlayıcı yönlerini oluşturuyor. Ayrıca, CHP, bu global dalganın yeni gereklerine uyumda da zorlanıyor. Devlet-siyaset ilişkisi, yeni dış politik tanımlar, güç-demokrasi-başarı ilişkisi gibi konularda kendisini yarışma dışı tutan bir tutum izliyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —