BİR MÜFESSİR FRANSIZCA BİR FELSEFE KİTABINI NEDEN ÇEVİRİR?

Munise Şimşek yazdı.

BİR MÜFESSİR FRANSIZCA BİR FELSEFE KİTABINI NEDEN ÇEVİRİR?

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yetişen ve klasik medrese geleneğini Cumhuriyet’e taşıyan önemli âlimlerdendir biridir Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır. Şöhretini “Hak Dini Kur’an Dili” adlı tefsir çalışmasıyla kazanmış olsa da o tefsirin yanında fıkıh, fıkıh usulü, kelam ve tasavvuf alanında da söz söylemeye muktedir bir âlimdi. Eşine az rastlanır bir birikime sahip olan Elmalılı Hamdi Yazır, sanatla da ilgilenmiştir. Pek bilinmese de Türkçe, Arapça ve Farsça şiirleri vardır. Hatla meşgul olduğu da bilinmektedir.

Sosyal meseleleri ve gelişmeleri yakından takip eden bir âlim olarak Elmalılı, yaklaşık dört yıl yoğun bir şekilde felsefe ile meşgul olmuş ve bu süreçte Batılı yazarlardan bazı mantık ve felsefe kitapları tercüme etmiştir. Geçen aylarda İnsan Yayınları tarafından baskısı yapılan “Tahlîlî Târih-i Felsefe Metâlib ve Mezâhib” bunlardan biridir. Fransız felsefe tarihçisi Paul Janet ve Gabriel Seailles tarafından yazılan “Histoire de la philosophie” adlı eserin tercümesi olan kitap, Asım Cüneyd Köksal tarafından yayına hazırlanmış.

Elmalılı, Paul Janet ve Gabriel Séailles’ın birlikte yazdıkları felsefe tarihi kitabının sadece metafizik ve ilahiyat kısımlarını tercüme edebilmiştir. Söz konusu kitapta bunların yanında psikoloji, ahlak ve mantık bölümleri de bulunmaktaydı. Hemen sonrasında “Hak Dini Kur’an Dili” isimli tefsiri üzerinde çalışmaya başladığından çevirinin devamı gelmemiştir.


Onun gibi birikimli bir âlimin çeviriye metafizik ve ilahiyat kısmından başlaması tesadüfi olmayıp bir öncelik meselesidir. Pozitivizm, materyalizm ve tekâmül nazariyesi gibi çeşitli felsefî sistemleri derinlemesine inceleyen Elmalılı Hamdi Yazır, bu düşünce sistemlerine ciddi eleştiriler de getirmiştir. Yusuf Şevki Yavuz, İslam Ansiklopedisi (DİA) için kaleme aldığı yazıda bu konuda şu bilgileri veriyor:

“Elmalılı varlık şuurundan insanın açık seçik bilgisine, oradan da Allah’ın varlığına ve idealist bir âlem anlayışına ulaşabilmiş, nübüvvet konusunu felsefî problemler arasına alarak felsefe-din kavgasına köklü bir çözüm getirmeye çalışmıştır. Ona göre mutlak olarak dinle çatışan filozoflar gerçeğe ulaştıklarından değil gerçeği kavrayamadıklarından bu tavır içine girmişlerdir.”

“Elmalılı’ya göre gerçeği kavramak için akıl tek başına yeterli değildir, onun da ötesinde iman alanı vardır. Akıl bu alanın gerçekliğini kavrayıp doğrulayabilir.” Ona göre pozitivizm gözlem ve deneyciliğe saplanıp kalmış ve duyu ötesini inkâr ettiği için aklın ilkelerine ters düşmüştür. Bu bağlamda Elmalılı’nın Paul Janet ve Gabriel Séailles’ın kitabını çevirmesinin tesadüfi olmadığı da aşikârdır.

Muhammed Hamdi Efendi’nin bu eseri seçmesindeki sebepleri şu şekilde sıralayabiliriz:

1) 19. asırda Fransa’da birbirine zıt iki felsefi akım ön plandaydı: Materyalist/pozitivist yaklaşım ile idealist yaklaşım. Paul Janet de idealist bir düşünürdü. Pozitivist düşünceye eleştiriler getiren Elmalılı’nın idealist bir filozun eserine yönelmesi kaçınılmazdı. Yakın dostu Babanzâde Ahmed Naim Efendinin felsefi çevirileri sayesinde Paul Janet’nin görüşlerini yakından takip ediyordu.
2) Çeviri için özellikle bu kitabın seçilmesinin bir sebebi de “Histoire de la philosophie” adlı eserin yöntem olarak –en azından o dönem için- benzersiz olmasıdır. Elmalılı’ya göre “Kitap bilindik anlamda bir felsefe tarihi kitabı değil, bir felsefi problemler tarihidir”. Yazarlar felsefi sistemleri temel problemleri merkeze alarak işlemiştir.

100 yıl öncesi için “benzersiz” olan bu yöntem elbette bugünkü felsefe literatürü için pek bir anlam ifade etmez. Dolayısıyla Elmalılı tarafından yapılan bu çevirinin yayınlamasındaki kıymet ne kitabın ihtivasıyla ne de yöntemiyle ilgilidir. “Metâlib ve Mezâhib”in yayınlanmasını önemli kılan daha ziyade eserin Elmalılı külliyatının bir parçası olması ve mütercimin girişte, dipnotlarda metne yaptığı katkılardır. Ayrıca o dönemde Türk insanının karşı karşıya kaldığı felsefi problemleri ve bunlara bir âlimin sunduğu çözüm önerilerini görmek açısından da mühimdir.
Kitaptaki “Dibace” başlı başına bir eser kıymetindedir, zira -Asım Cüneyd Köksal’ın verdiği bilgilere göre- “Elmalılı burada din felsefesinin Tanrı ispatı, akıl-vahiy ilişkisi, nübüvvet meselesi gibi sorunları tartışır. Dikkat çekici düşüncelerinden birine göre Batı felsefesi Allah’ın birliği meselesine gelip dayanmış, bu hususta şüphesi kalmamıştır. Batı felsefesinde uluhiyetin mahiyeti hakkında  -vahdet-i vücud ve müteâl Tanrı anlayışı- bir münakaşa devam etmekte ve dolayısıyla Batı felsefesi İslam’la tam anlamıyla uyuşabilecek bir mahiyet arz etmektedir.”
Aynı şekilde esere düştüğü dipnotlar da çok önemlidir. Özellikle Batılı filozoflarla Müslüman filozof ve kelamcılarının düşüncelerini karşılaştırdığı notlar bir nevi mukayeseli felsefe tarihi kıymetindedir.

“Metâlib ve Mezâhib”i yayına hazırlayan Asım Cüneyd Köksal kitaptaki “Takdim” bölümünde, Elmalılı Hamdi Yazır’ın tercümeden beklentilerini şu şekilde özetliyor: 

1) Avrupadaki hukuk, mantık ve felsefe sahasındaki gelişmeleri tanımak; 
2) Bunları İslam hukuku, mantığı ve felsefesiyle mukayese etmek; 
3) Kısmen örtük olarak İslami ilimlerin, insani ve sosyal değerlerin üstünlüğünü, en azından Batıdaki birikimlerden aşağı kalır yanının olmadığını göstermek ve bu yolla Müslümanları Batı karşısındaki ezik hâlet-i ruhiyenin baskısından kurtarmak;
4) Doğrudan Batılı kaynaklara gidemeyecekler için temsil gücü yüksek felsefe metinlerini Türkçeye kazandırmak.
“Metâlib ve Mezâhib”i yayına hazırlayan Asım Cüneyd Köksal kitaptaki “Takdim” bölümünde, Elmalılı Hamdi Yazır’ın tercümeden beklentilerini şu şekilde özetliyor:
1) Avrupadaki hukuk, mantık ve felsefe sahasındaki gelişmeleri tanımak;
2) Bunları İslam hukuku, mantığı ve felsefesiyle mukayese etmek;
3) Kısmen örtük olarak İslami ilimlerin, insani ve sosyal değerlerin üstünlüğünü, en azından Batıdaki birikimlerden aşağı kalır yanının olmadığını göstermek ve bu yolla Müslümanları Batı karşısındaki ezik hâlet-i ruhiyenin baskısından kurtarmak;
4) Doğrudan Batılı kaynaklara gidemeyecekler için temsil gücü yüksek felsefe metinlerini Türkçeye kazandırmak.

Bu vesileyle 27 Mayıs 1942’de vefat eden büyük İslam âlimi Elmalılı M. Hamdi Yazır’ı rahmetle anıyor ve bu kıymetli eserinin basılmasında emeği geçenlere şükranlarımızı sunuyoruz.