Tarih: 11.12.2021 15:21

Bir bürokratın bitmeyen kavgasının eseri; Bürokrant

Facebook Twitter Linked-in

2003 ile 2008 yılları arasında İstanbul Orman Bölge müdürlüğü yapan Faruk Çebi’yi sadece şehir değil neredeyse bütün bürokrasi dünyası yakından tanır. Çebi, hem türünün son örneği dürüst, çalışkan ve devlet geleneğine bağlı biri isim hem de başını belaya sokma pahasına açık sözlü bir memur olarak görev yaptı. Tahmin edileceği gibi bu tavrının bedelini ödeyerek kenara çekilmeye mecbur bırakıldı.

Tek başına onun hikayesi üzerinden Türkiye’de bürokrasiyi ve bürokrasi, siyaset ve iş dünyası ilişkilerini anlamak mümkündür. Çebi emeklilikten sonra boş durmamış, yaşadıklarını ve gözlemlerini Bürokrant isimli bir kitapta toplamış.

Faruk Çebi’nin hikayesi, meslek hayatı Ardeşen’de orman kaçakçılarının kurşunlarıyla yaralanıp ölümden dönüşüyle başlıyor ve sonra mücadelesi hiç bitmiyor. O kurşunlar ormanları kendi malı gibi kullanmayı alışkanlık haline getirenlerin iştahını tanımamanın bedeliydi.

Çebi, bir memurda, bürokratta; tabii her insandan olması gereken ve insanı değerli kılan susmayan bir vicdandan sesleniyor. Yıllar geçip İstanbul’da müdür olunca da şehrin ormanlarına kol kanat gererken, “maden ocaklarının hafriyat toprağı ile rehabilite edilerek ağaçlandırılması” projesinin hafriyat rantından kaynaklanan sorunlarının çekinmeden üzerine gitti. O işlere yakın ilgisi olanlar Çebi’den hep rahatsız oldu. Kamuya gelir sağlayan hafriyat ihaleleri hafriyattan beslenenleri rahatsız ettiği için, Orman İdaresi’ne ait hafriyat gelirlerini de ihalesiz sistemlerle ranta dönüştürmek için her yolu denedi. Çebi yollarını kapattı. Nereye kadar? Yeni bir bakan gelip onu görevden uzaklaştırana kadar… Sonrası sürgün, mobbing ve tabii ki itibar suikastları. Mahkemeler aklasa da mekanizma bildiği gibi işledi; Çebi emekli olmaya zorlandı ve sistemin dışına itildi. Hala mücadelesine devam ediyor, bildiğini söylüyor, takip ediyor, yazıyor, soranlara anlatıyor. Hala O’nun dilekçeleri, raporları, belgeleri sistemin uyuşmuş ve kirlenmiş unsurlarını rahatsız etmeye devam ediyor. Mücadelesinin haklılığını İstanbul’un doğasını korumak uğruna verdiği mücadeleyi yargı kararları ve müfettiş raporları da teyit etti. Herşey, bütün mücadelesi göz önünde oldu ama ne yazık ki en verimli çağında görevinde değil.

Belki çok kişiyi rahatsız etti, çok dosyanın kapağına ısrarla açık tuttu ama O bildiği ve inandığı gibi davrandıkça, sistem de bildiğinden şaşmadı!

Bu yönüyle bakınca dürüst, cesur ve vicdan sahibi olmanın iyi netice getirmediğini düşünenler olabilir ama eğer insanda bu özellikler varsa, başka türlü davranabilir mi?

Şimdi, ülkenin en büyük derdi haline gelen kurumların itibarının kaybolması, tecrübenin buharlaşması ve toplamda da kamu idaresine güvenin kaybolması önce o makamlarda bulunanların kalitesiyle ilgilidir. Kalite; yani, meslek sorumluluğu taşımak, ehliyet ve liyakat sahibi olmak ve baskılar karşısında gevşememek. Bu bürokratik oligarşi değil, aksine oligarşileşme eğilimine direnmektir. Bugün yaşananlarla, olması gereken arasındaki fark Türkiye’nin kurumlarının göz önünde eriyip gitmesinin temel nedenidir.

Faruk Çebi’nin zorluklar karşısında kendine telkin ettiği şu söz de bulunduğu makamda inandığını yapmakta zorlananların kulağını küpe olsun: “Hayat insanı haksızlıklar ile olgunlaştırıyor!”

Hem bugünün bürokratlarına, hem de merakı olan herkese Faruk Çebi’nin BÜROKRANT isimli kitabını tavsiye ederim. Parola yayınları/İstanbul. 0212 48347 96




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —