Bilinçsiz Tüketimden Modern Köleliğe Doğru

Betül Perço - 12. 12. 2017

Bilinçsiz Tüketimden Modern Köleliğe Doğru

Otobüse biniyorsunuz sağınız solunuz reklam, yolda yürüyorsunuz önünüz arkanız reklam, eve gidiyorsunuz televizyonun karışışına oturuyorsunuz sana nelerin ihtiyaç olduğunu anlatmaya çalışan, olmazsa hayatınızın kararacağını dile getiren vurgularla  bir reklamla karşılaşıyorsunuz.

Yolda, iş yerinde, okulda, kamu yerlerinde sık sık karşılaştığınız ortamlarda, ihtiyacınızı belirleyen yazılar, tablolar sizi yönlendiriyor. İhtiyacınızın olduğunu içinize kadar sindirmeye çalışıyorsunuz. Alış veriş merkezlerine giriyorsunuz ihtiyacınız yok iken almak zorunda hissettiğiniz o kadar ürünle dışarı çıkıyorsunuz.

Kime göre neyin ihtiyaç olduğunu kişinin kendisi değil reklamlar belirliyor. Kapitalist  anlayış, üret sat, daha fazla üret, daha fazla sat. Çok daha fazla üret ve çok daha fazla sat, çok kazan, çok çok kazan,  sınırsız kazan düşüncesi kapitalist anlayışı ortaya koyar.

Kapitalist anlayış, modern insanı al, aldıkça mutlu olursun çizgisinde yaşatmaya çalışıyor.  Ve tabi ki alırken her yerde alma, özel yerlerde alırsan özel kişi olursun  bilinci verilerek geliştiriliyor.

Özel markalar, özel alış veriş yerleri özel insanlara has bir durumdur. Özel olmak isterseniz, falanca ürünü alacaksınız algısı gençlerde daha bir yerleşiyor. Ve biz de toplumun içinde yaşayan bireyler olarak algı tufanı içinde  kıyısından köşesinde, az çok etkileniyor.

Ünlü markanın kaliteli olacağı düşüncesi yerleşmiş bir kez. Reklamı yapılan ürünün mutlaka iyi bir ürün olduğu gerçeği verilmiş topluma. Ünlü (!) lokantalarda, faestfoodlarda bozuk ve  kalitesiz, sağlıksız ürünlerin çıktığı az haber olmuyor.  Bir de, bu tür işletmelerin arkasındaki parasal gücün olası olumsuzlukların üzerini örtme becerisini bilebilsek.

Tabi ki, toptancı mantık içinde  bütüncül suçlama yapmıyoruz. Gençler ve kadınlar üzerinden yürütülen  ölçüsüz  alış veriş, dengesiz  ihtiyaç algısı, ve bilinçsiz tüketim, toplumları ciddi sorunlarla karşı karşıya da bırakıyor. Ailelerin parçalanması ile sonuçlanabilecek olaylar yaşanıyor.

İndirim adı altınta yapılan alış verişi özendirme, reklam üzerinde zihinlere kazılan ihtiyaç algısı, kredilendirme ile borçlandırma, borçlandırma ile de başkası için yaşama sürecini yaşıyoruz. Başkası için yaşıyorsak, modern köle olmuşuz demektir. Özgürlüğümüz elimizden alınmış demektir.

Bilinçli bir tüketime sahip olmazsak, kölelik zincirini boynumuza takarız.

Kapitalist  dünya, insanı kendisine köle yaparken, insani değerlerin  üstünü de örtmek için çalışıyor. Bilinçsiz tüketim içinde olanların başkalarının ihtiyaçlarına ilgisizliği de unutulmamalı. Yakınlarımızdaki insanların ihtiyaçlarını da görmezlikten gelerek duyarsızlaşan bir topluma doğru sürüklendiğimizi görebiliyoruz değil mi!?

Bazı mağazaların açılışları yada  bazı ürünlerin satışları için özel indirimlerin olduğu zamanlarda  ilan edilen  gün öncesinde söz konusu mağazaların önünde  saatler öncesi, günler öncesinde başlayan bekleyiş artık dünyaya yayılıyor. Ülkemizde de birçok şehirde benzer durumlar yaşanıyor. Yapılan indirimlerin sanki bizim hayatımızı kurtaracak bir  duruma düşürülmüş olması, o ürünü almak için saatlerimizi vermemiz, soğuk demeden süren bekleyiş hangi hedef için yapılıyor.  Yada böyle bir durum  kendi adımıza nasıl bir tablo çıkartıyor?

Son dönemlerde Kara Cuma denilen bir alış veriş  gününden bahseder oldular. Hem hayatımıza hem literatürümüze giren Kara Cuma, şükran günü öncesi alış veriş çılgınlığı kapitalizmin  yeni bir hamlesi. İnsanları, toplumları yeniden hedefsiz, bilinçsiz alış veriş  heyecanına sürükleyen anlayış.

İsrafa dalmadan, ihtiyacımız olanı ihtiyacımız kadar  almak mutlu olmanın yolunu da açar. Dengeli, ölçülü, bilinçli bir hayat, vasat ümmetin hayat felsefesidir.

 

Kaynak: Ekran Gazetesi