'Beka meselesi'

Altan Tan'ın Independent Türkçedeki yazısı;

 

'Beka meselesi' deyip geçmeyin!

'Beka' çok önemli bir meseledir.

Kısaca 'var olma' veya 'yok olma' demektir ve dahi meselelerin meselesidir!

Öncelikle 'beka'yı Elazizliler gibi Arapça 'Kef' harfi ile değil, damak çatlatırcasına 'Kaf' harfi ile telaffuz etmek gerekir.

Bizim Kürtler ise Latinlerden ithal 'Q' harfini kullanıyorlar.

Aslında bana göre 'Kef' için 'Q' , 'Kaf' için ise bildiğiniz 'K' harfi kullanılmalıydı. 

O da Celadet Bedirxan Bey'in hatası.

Allah uzun ömürler versin 40 yıldan fazla bir zamandır İsveç Uppsala'da çok mütevazi şartlarda sadece Kürtçe edebiyat ve araştırmalarla uğraşan Mehmet Emin Bozarslan da aynı fikirde.

Her neyse!

Son 5-10 yıldır 'beka' ile yatıp, 'beka' ile kalkıyoruz.

Varsa yoksa 'beka!'

Türkiye'nin iktidarın ağzından düşürmediği bir 'beka' sorunu var mıdır?'

Lafı fazla uzatmadan söyleyelim ki;

Evet, vardır!

 

Fotoğraf: Reuters

Öyle Haçlı Seferlerine kadar gitmeden kısadan ifade etmeye çalışırsak bile memleket bizzat yaşadığımız ve aynel yakin şahit olduğumuz son 50 yıllık dönemde rahat yüzü görmemiştir.

Sağ-sol,

Alevi- Sünni,

Dindar-laik çatışması ve Kürt sorunu üzerinden halk; içeriden ve dışarıdan kışkırtılarak çatıştırılmış ve iç savaşa  götürülmek istenmiştir.

Daha öz bir ifade ile içerideki ve dışarıdaki güç odakları bu sorunları çözmek yerine daha da kaşıyıp, kanatarak ülkeyi manipüle etmeye çalışmışlardır. 

Kontrollü kaos ülkeyi istedikleri gibi yönetmek isteyenlerin en önemli siyaseti olmuştur.

'Karıştır, vuruştur ve yönet!'

Bu kavgada 'Vatan-Millet- Sakarya' naraları yeri göğü inletmiş, 'Vatan müdafaası' yaptığını söyleyen birçok şer odağı 'Kurt dumanlı havayı sever' misali durumu fırsat bilip devlet içinde çeteleşerek uyuşturucudan, silaha; fuhuş ve insan kaçakçılığından, bankaları ve devleti soymaya kadar her türlü melaneti işlemişlerdir.

Öyle uzun uzun izahlara gerek yok.

Bugün de durum aynı.

Dünyada;

ABD-Avrupa Birliği,

Avrasya Bloğu,

İngiltere, Rusya, Çin, İran ekseni,

İsrail'in başlı başına her işin içinde oluşu... gibi daha birçok denge ve bu dengelerin kendi aralarındaki çapraz kur ilişkileri var.

Bir de Türkiye'nin bu karmakarışık dengeler içinde yol arayışı, dümen kırmaları...

Anlayana aşk olsun! 

(Bu işlerin profesörü olduğunu iddia eden onlarca kişi her gün sayfa sayfa ahkam kesiyor! Merak edenler takip edebilir.)

ABD Başkanı Biden ve AB liderlerinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dan haz etmedikleri ve bizim muhalefetin tabiri ile 'kalemini kırdıkları' herkesin malumu. 

Arap Baharı'ndan bu yana kafamıza dank eden açık ve seçik bir durum var ki;

Batı dünyası mevcut AK Parti iktidarına, daha açık bir ifade ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a sadece Türkiye'deki hukuk ihlalleri, hırsızlık, haksızlık ve yolsuzluklar nedeniyle karşı değil.

Dertleri yolsuzluk ve hukuksuzluk olsa Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Mısır ve Ürdün'e selam vermemeleri gerekir.

Diktatör Sisi, Muhammed bin Salman ve Muhammed Nahayan baş taçları!

Dertleri başka!

Ortadoğu'ya çıkarlarına göre yeni bir format atmak istiyorlar; Türkiye'nin Suriye ve Irak ve Kürdistan gibi iç karışıklıklarla debelenmesini, Diyarbekir, Nusaybin, Batman ve Cizre'nin; Rakka, Musul, Kerkük ve Şengal gibi olmasını istiyorlar.

Ancak istediklerini tam olarak yapamıyorlar/yaptıramıyorlar.

Esas mesele bu!

Peki! İktidar ne yapıyor?

Hırçın dalgalı denizde dümensiz ve istikametsiz bir şekilde yol almaya çalışıyor.

Bugün yaptığını yarın bozuyor/bozmak zorunda kalıyor; bugün bozduğunu ise yarın düzeltmeye çalışıyor.

Yap-boz tahtasında her şey birbirine karışıyor ve iktidar her geçen gün çözümsüzlük arttıkça daha da sertleşerek, otoriterleşiyor. 

Bu hengame içinde 'Denize düştüğünden, yılana sarılıyor' asla yan yana gelmemesi gerekenlerle 'Kurtlar sofrasına' oturuyor.

Yukarıda 80'li yılları anlatırken belirttiğim gibi;

'Vatan müdafaası' yaptığını söyleyen birçok şer odağı 'Kurt dumanlı havayı sever' misali durumu fırsat bilip devlet içinde çeteleşerek uyuşturucudan, silah, fuhuş ve insan kaçakçılığına kadar her türlü melanette bulunuyor.

Hülasa;

'Vatanın bekası'

Amenna!

Muhalefetin beceriksizliği ve bir alternatif ortaya koyamaması,

Amenna! 

Halka yeterince güven verememesi, 

Amenna!

Küresel güçlerden medet umması;

Amenna!

Ancak 'beka' için; 'beka'nın arkasına saklanarak çeteleşmeye, yolsuzluk, hırsızlık ve çapula hayır!

Hayır! Hayır! Hayır!

On milyon yüz bin sefer hayır! 

Bu konuda hiçbir gerekçe haramı helal kılmaz/kılamaz.

Bu habis ur her tarafı sarmış durumda. 

Acilen temizlenmez ise 'ölüm' mukadder.

"Söz konusu 'vatan' ise gerisi teferruattır" demek en büyük günah.

Nefi'nin; 

"Devletin bekası için gerekirse tüm halkın boynunu vururum" diyen IV. Murad'a;

"Devlet dahi halk içindir padişahım!" cevabı müthiş.

'Beka, beka' diye halkı cendereye sokmak ve toplumu ahlaken çürütmek yol değil.

Bir vatan ancak hak, hukuk, adalet, ahlak ve  barış içinde iş ve aşla 'BAKİ' olur.

'Bekası için' ortalığı tarumar ettiğiniz vatan topraklarından gençlerin büyük bir bölümü kaçmak için yol arıyorsa bu vatan kime lazım? 

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish