Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, emekli aylığıyla ilgili yaptığı "sefalet ücreti" değerlendirmesinin arkasında olduğunu belirterek, "Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin iyi niyetle Türkiye’nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz bunu yapıyoruz" dedi. Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e seslenirken, "Şayet verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarmış. Bu tatlı su kurnazına diyorum ki, geçiniz bunları geçiniz. Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarına kanmayız, işgüzar taktiklerinize pabuç bırakmayız" ifadesini kullandı.
MHP lideri Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, Suriye'deki son duruma, terörsüz Türkiye sürecine, emekli aylığıyla ilgili tartışmalara değinirken, muhalefete sert sözlerle yüklendi.
Şam hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmanın "dönüm noktası teşkil etmesini istediklerini" belirterek, "Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir. Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır" dedi. Bahçeli, "SDG/YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur. Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir" ifadesini kullandı. MHP lideri Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'a seslenerek, "Filistin ve Gazze meselesinde Barış Kurul başkanı Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır. Sonra kim katılacaksa katılsın. Barışın başı Türkiye, onun başı Cumhurbaşkanı. Haydi hodri meydan diyorum" diye konuştu.
"Emekli aylığı sefalet ücreti sözlerimin arkasındayım"
Bahçeli, şöyle konuştu:
CHP’nin işi gücü istismar ve inkardır. Türk dünyasına ne kadar yabancı olduğu, Türk-İslam alemine nasıl şaşı baktığı bizim nazarımızda bellidir, berraktır. CHP’nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır. Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir. CHP’nin muhalif siyaseti Türkiye’ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır. Hatırlarsanız, geçen haftaki grup konuşmamda, en düşük emekli maaşı alan kardeşlerimizin sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşınmasını gündeme getirmiştim. Şu hususu ama, fakat demeden tekrar ediyorum: Sözlerimin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayım.
Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP’nin iç çekişmelerine, yolsuzluk ve rüşvet çarkına, uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez. Zira bizim aklımız da fikrimiz de hep Türkiye’dir, Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin iyi niyetle Türkiye’nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz bunu yapıyoruz. Boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz. Köklü bir siyasi parti olarak ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz.
CHP'ye tepki
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in emeklilerle ilgili değerlendirmemizi diline dolaması ve istismara kalkışması kendisini yine boşa düşürmüştür. En son olarak Hatay’da yaptığı konuşmayla Cumhur İttifakı içine fitne sokmak, emeklilerimiz üzerinde fitne düzeneği kurmak istemiştir. Şayet verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarmış. Bu tatlı su kurnazına diyorum ki, geçiniz bunları geçiniz. Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarına kanmayız, işgüzar taktiklerinize pabuç bırakmayız. Varsa Türkiye’nin meselelerini çözmeye yönelik çalışmalarınız paylaşın da görelim.
Biz havanda su dövmeyiz, bulanık suda balık avlamayız, çölde deve izi saymayız. İmkanlar arttıkça emeklilerimiz durumu da iyileşecektir. İnanıyoruz ki, milli birlik ve beraberlikle yarınlarımız bugünlerden çok daha güçlü, çok daha müreffeh olacaktır. CHP boş keseden sallarken, Milliyetçi Hareket Partisi vatandaşlarımızın geçim meselesini kalıcı bir çözüme kavuşturmak amacıyla ekonomik ve sosyal politikalar üretmektedir. Asgari Refah Seviyesinin Endeks Üzerinden hesaplanması ve Ailelere Gelir Desteği Projesi, Beslenme Projesi, Barınma Projesi, Giyinme Yani Örtünme Projesi. İşte Milliyetçi Hareket Partisi bu kadar hazırlıklı, bu kadar donanımlı, bu kadar proje odaklı çalışma halindedir. CHP’nin hali ise şudur: Tencere tava, hep aynı hava. Samimiyetsiz siyasetin sonu hüsranın uçurum dibidir. İstismar siyasetinin sonu ise mutlaka hezimet çukurudur.
Atlas cinayetini gündeme getirdi
İstanbul Güngören’de yaşı henüz 17 olan Atlas Çağlayan isimli evladımız yan baktın bahanesiyle 15 yaşındaki bir katil tarafından sokak ortasında katledildi. Müteessir bir hissiyatla diyorum ki, Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti. Merhum Atlas evladımıza Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı niyaz ediyorum. Suça karışmış veya suç işlemiş çocuklarla ilgili ne gereksiyorsa yapmalıyız. Farkında mısınız, kaygı ve korkuları tırmandıran olaylar her gün birbirine eklemlenerek gözümüzün ta içine kadar sokuluyor.
"Bakıyorsunuz, bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor!"
Farkında mısınız, Türkiye’nin toplumsal dokusu tahrip ve tahriş ediliyor. Yine farkında mısınız, ahlak mevziimiz, bizi biz yapan değerler manzumemiz biteviye yaylım ateşine maruz kalıyor. Cinnet, cinayet, sanal bahis, kumar, uyuşturucu, bireysel ve toplumsal şiddet eşzamanlı mesafe alıyor. Huzurumuz yutuluyor, sükûnetimiz yıpratılıyor, medeniyet mirasımız dört bir koldan hücuma uğruyor. Bakıyorsunuz, sanatçı ve medya mensupları uyuşturucuyla anılıyor. Ünlüsü ünsüzü bataklıkta çırpınıyor. Makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğü görülüyor, gösteriliyor. Bakıyorsunuz, bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor. Ülkemiz Merhum Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü isimli eserini adeta aratmıyor. Önüne gelen Bihter olmuş, önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş. Sorarım sizlere, bize ne oldu? Hangi ara bu kadar irtifa kaybettik? Bu hallere nasıl düştük? Dahası yaşananlar ve yaşatılanlar Müslüman Türk milletine reva mıdır?
Şımaran, tırmandığı mevkii hazmedemeyen, her türlü çarpık ve aşağılık ilişkiler yaşayan, uyuşturucuyla kendinden geçip zıvanadan çıkan kim varsa diyorum ki, yeter artık, yetti artık, milletimizin gündeminden çıkın artık. Sanatçı medeniyet inşa edendir, peki karşımızdaki sanatçı tablosu hangi medeniyet mirasının sonucudur? Daha doğrusu, bunlarla medeniyet kavramını yan yana getirmek akıl ve ahlak işi midir? Ruhen dinamikliğini yitirmiş, Kirlenmiş, duygusuz, yıkıcı fikirleri benimsemiş, Zulme razı, adaleti ve hakkaniyeti önemsemeyen, Kendi iyimserliği ile yetinip, zayıf, ihtiyaç sahibi bireyleri unutan, Kibirli, bencil, yalan söyleyen, verdiği sözü unutan, mezhep, meşrep, milliyet, dil farklılığını tefrika nedeni yapan, Faydasız törenlerle meşgul olan, güçlünün dalkavukluğunu yapan, aslan, kedi örneği ile anlattığı ikircikli tavır içinde olan insanların oluşturduğu toplumun halini parçalanmış, çözülmüş vücudun haline benzeten Âkif, kurtuluş için ahlâkımızın yükselmesini önermektedir.

