Bağımlılıkta erkek kadın arasındaki oran bozuldu

Yaşar Süngü, bağımlılık ve ruh sağlığı konusuna İstanbul üzerinden örnek vererek, hasta sayısında artışa rağmen, altyapı konusunda yeterli olunmadığını ve bununda gelecek açısından türlü zorlukları içerdiğini belirtiyor.

Bağımlılıkta erkek kadın arasındaki oran bozuldu

İstanbul gibi 18 milyonluk bir şehirde 70 yıl önce 1 milyonu bulmayan nüfus varken kurulan ve kurulduğu gibi kalan, günün şartlarına göre güncellenmeyen, yenilenmeyen bağımlı hastalara hizmet veren Bakırköy ile Erenköy hastanesinin yetmediğini herkes görüyor.

Erkek ve kadınlar arasında uyuşturucu bağımlılığında 5’e 1 olan oran bugün bütün dünyada 3’e 1’e çıktı.

Yani bağımlılığa yönelik tedavi merkezleri kurulurken 5 erkek 1 kadın oranı esas alınmıştı. Buna göre yatırımlar yapılmış buna göre yatma yerleri hazırlanmış buna göre doktor ve sağlık çalışanı sayısı belirlenmişti.

Yani o dönemde 70 yıl önceden bahsediyorum, o dönemde 5 erkek uyuşturucu bağımlısı oluyorsa 1 tane de kadın bağımlı çıkıyordu.

Şimdi hem genç nüfus çok arttı buna paralel olarak da kadın erkek arasındaki oran bozuldu.

Ve bugün 2022 yılı itibarıyla dünyada ve bizde bağımlılık oranı 3 erkeğe 1 kadın.

Genç nüfus nedeniyle bağımlı erkek sayısı da kadın sayısı da mevcut kapasitelerin üstünde.

Yeni durum bu.

Sorun nedir?

Sorun, Ruh sağlığı merkezlerinin yenilenmemesi yüzünden kapasitenin yetersiz kalması ve bağımlıların tedavi hizmeti alamamaları.

Bu bize özgü bir sorun da değil.

Avrupa bizden biraz daha iyi o kadar.

**

Sağlık sektörü çalışanlarına göre bakanlığın çok ciddi çabaları var ve iyi niyeti de var ama bunlar çözüm tarafına ne kadar yansıyor?

Sektör çalışanlarına göre 83 milyon nüfusu olan bir ülkede ruh sağlığı politikasını artık ruh sağlığı dairesi belirleyemez.

Bunun Genel Müdürlük seviyesine çıkarılması şart.

Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ile eş seviyede olması gerekiyor.

Yetersizlik ve yeni şartlara ayak uyduramama, kamu hizmetlerinin aksamasına yıl açarken vatandaşın mağduriyetine sebep oluyor.

**

Ruh sağlığı yalnız sosyal bir sorun değil temelde ciddi sağlık meselesidir.

Yani Sağlık Bakanlığı’nın meselesidir.

Diğer bakanlıklarla iş birliği yapmak sorunların çözümünü hızlandırır.

Sağlık alanında özel ya da kamuda kafa yoranları dinlediğinizde sorunun ne olduğunu ve çözümün nasıl olması gerektiğini görebiliyorsunuz.

Durumu kısaca şöyle izah edelim;

Kamu hastanelerinde bir doktorun ruh sağlığı sorunu olan bir hastaya ayıracağı süre 10 dakikadır.

Doktorun 10 dakika içerisinde hastanın geçmişini, özel ve genel sorunlarını, psikolojisini çözerek teşhis koyması gerekir ki bu imkânsız.

Üstelik bu terapinin 1 veya 2 gün değil en az 2 ay sürmesi gerekiyor.

Psikoterapi olmadan hastaya teşhis koymak çok zordur. Bu terapilerin süreside 45 dakikadır. Psikoterapistler bir nevi ruh sağlığı cerrahisidir.

Siz hastanın içini açacaksınız içerde ne oluyor bitiyor göreceksiniz ve uygun şekilde kapatacaksınız. Bu terapi bugün kamu hastanelerinde yapılamıyor.

Özel hastaneler ve kliniklerde de çok pahalı.

Bu hizmeti alanlar parası olanlar.

Oysa bu terapi hizmetinin kamuda ve ücretsiz olması gerekiyor.

Bunun için de acilen yeni rehabilitasyon merkezlerine ihtiyaç var.

Buralarda çalışacak personel sayısının artırılması, binaların yenilenmesi gerekiyor.

Bu merkezlerde refakatçi olmadığı için normal hastanelerde refakatçinin yaptığı hizmetlerin tamamı ruh sağlığı merkezlerinde sağlık çalışanları tarafından yapılmak zorunda.

O yüzden de bu merkezlerdeki çalışan sayısının en az hasta sayısı kadar olması gerekiyor.

**

Hepsinden önemlisi bu konuda özel çalışmaları olan sağlıkçılarla iş birliği ve istişare edilmesi.

Bu konuda gerek özel sektör gerekse kamuda çalışmaları olanlarla bir araya gelinerek çözüm üretilebilir.

Mesela bu işi dert edinen sivil toplum kuruluşları var, gönüllü eczacılar var, dernekler var, (BAYDER gibi).

Muhtemelen bu konuya duyarlı ve katkı sağlamak isteyen şirketler de vardır.

Mesela Erenköy “BAHAR” (Bağımlı Hastalar İçin Rehabilitasyon) Merkezi ve Tuzla Anne Bebek Ünitesi’nin açılmasında öncülük eden Prof. Dr. Rabia Bilici’nin düşüncelerinden faydalanılabilir.

Duyduğumuz kadarıyla Rabia Bilici’nin Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi yerleşkesinin tasarımı için öncülük ettiği Bizimköy Mimari projesi Sağlık Bakanlığında yeniden gündeme alınmış.

Erenköy’de uygulanacak bu proje diğer illerde yapılacak rehabilitasyon merkezleri için model olabilir.

Sadece devlet için değil, şahıslar için de geçerlidir bu kural; Önceliklerimizi bilir ve ona göre hareket edersek yükümüz hafifler, sıkıntıları hafif atlatırız.

Aksi halde yüklerimizin altında kalırız.