Tarih: 13.12.2020 21:52

AYDOS SANAT EDEBİYAT'IN 24. SAYISI İLE BİRLİKTE...

Facebook Twitter Linked-in

Aydos, İstanbul'un Anadolu yakasında Sultanbeyli ilçesinde çıkan bir dergi. Dergi, sekizinci yılının bu 24. sayısında, geçtiğimiz Temmuz ayında vefat eden Mustafa Asım Gültekin'in "Ben Mustafa İken" başlıklı yazısına yer veriyor.

"Önsöz" başlıklı 'editör' yazısında, Mustafa karasoy, Asım ile ilgili şu ifadelere yer verilmiş: "Mustafa Asım Gültekin'in yıllar önce yazdığı ama yayımlanmayan bir yazısına yer veriyoruz bu sayıda." deyip ve ona yönelik olarak "Dergimizi onun yazısı ile açıyoruz ve -bir mesaj olarak- sayfa numarasını vermiyoruz. .. Rahmet dualarımızla birlilkte. Ah be Asım abi!"

Yukarıda belirttiğimiz üzere, Asım Gültekin "Ben Mustafa İken" başlıklı yazısının bir yerinde şunları söylemekte; "İlkokul üçten itibaren çocuk dergileri takip etmeye başladım. Bankaların çocuk dergileri. Kumbara, Başak Çocuk,  Şeker Çocuk, sonra hürriyet çocuk gazetesi, sonra Tercüman Çocuk ve Türkiye Çocuk..."

Yani, dergici ve yazar olacak adam, çocuk iken okuduğu dergi ve kitaplardan belli olurmuş meğer!

Ah be Abi- ya da Ah Asım Kardeş ah! Ne vardı da, bizleri üzüp çekip gittin birden! Seninle daha nice programlar yapacaktık, nice... Mekânın cennet olsun. Amin...

Onlar, uçtu uçacağı yere. Bizse dönüp bakalım dergimize. Bu sayıda, hemen her edebiyat dergisinde olduğu üzere, Aydos'ta da birbirinden güzel şiirler var. Bunların yanında birçok araştırma,makale, hikaye ve öykü yazıları var.

Ali Sali "Şiir Dili Lisanı da Değiştirir -1" adlı makalesinde; "Söylemeye bile gerek yok şiir dil içinde tahayyül edilir. Dil içinde tahayyülümüzün izin verdiği, daha doğrusu tahayyülümüzün taşıdığı istidat nispetinde inşa ve inşad edilir; inşa edildiği dilin meydana getirdiği edebiyat içinde de yerini alır." (s. 8) ifadesi eşliğinde, cumhuriyet dönemi şiir akımlarına konu bağlamında vurgu yapıyor.

Edebiyatla birlikte sanata dair yazı ve makalelerinde kendine yer bulduğu Aydos'un bu sayısında, 8. Sanat olarak tanımlanan  fotoğraf sanatı konusunda Şadi Oğuzhan imzalı "Zaman Fotoğrafları" adlı bir makale de var.

Oğuzhan adı geçen makalesinin bir yerinde, bir zamanlar, zamanın bir an olsun dahi durdurulamayacağı düşüncesinin hakim olduğunu, ancak "Fotoğraf çekme marifetini gösteren kameranın icadına kadar, insanların zihninde böyle bir karmaşa yoktu" der. (s. 23) Sonra ekler; "Kamera icat edilmeden önceki on binlerce yıl, zamanın parça parça "an"lardan oluşmadığına ve hiçbir şekilde durdurulamayacağına inanılırdı." (23) der ve bu konuda Bergson'un bu işi felsefi bir kurala bağladığının altını çizer ve  o "bu işe bir açıklık getirdi." ifadesini kullanır.

İslamcı neslin gen yazarlarından olup, bizce en önemli alameti farikası "okuma ve yazma eylemi" olan yazar Yusuf Tosun'da bu sayıda "Öylesine Yazmak..." adlı makalesiyle kendine dergi sayfalarında yer bulmuş...

Tosun, "Yazmak bir nevi tetiğe basmak gibidir. Ya da yaydan çıkan ok gibidir, yazılan her cümle. Çünkü kelimeler bir defa kalemin ucundan çıktı mı bir şekilde menzilini bulur." der. (s. 26)

Okumak ve yazmak; zaten, her ne kadar, Doğulu toplumların,özellikle de Türklerin okuma eylemi ile pek aralarının iyi olmadığı -hakikatte de öyle- söylenmiş olsa da, okuma ve yazma olgusunun, Türklerin kullanmada pek mahir oldukları ok ve yaydan mütevellit olduğunu  da zikretmek gerekirdi.

Hüseyin Taylan, bir eski, aynı zamanda kadim bir geçmişe sahip diğeri ise, tarihte kendine bir yer bulmuş, ama modern toplumun icadına yönelik olarak, cilalanıp piyasaya sürülmüş bulunan kültür olgusuna dair görüşlerini paylaştığı "Dil ve Kültür Psikolojisi" adlı makalesinde  konuya dair bir çerçeve çizmektedir.

Bunların dışında daha birçok yazı, Aydos'un bu sayısında kendine yer bulmuş; Mehmet Mazak'ın "Aliya'dan Günümüze Kalanlar", Sevda Deniz K.'nın "Bir Gün Diye Başlayan...", Gül Tanrıverdi'nin "Hamal Hasan", Sıddıka Zeynep Bozkuş'un "Yol Basamak Basamak", Ayşe Saygılar Umur'un "Aynadaki", Gülay Süda'nın "Yağlı Merhem", Nazan Özen'in "Elmas", Tahir Çayıroğlu'nun "Azerbaycan Tarihi ve Azerbaycan Türk Edebiyatı" Alparslan Durmuş'un "Mükellefiyet" başlıklı araştırma, hikaye ve öykü çalışmaları ile birlikte, edebiyat dergilerinin olmazsa olmazı hükmünde bulunan şiirlerde kendine bu sayıda yer bulmuş.

Ayrıca derginin bu sayısının arka kapak iç ve dış kısmı ise, her ikisi de şair ve yazar olan Nurettin Durman ve rahmetli Nuri Pakdil'e ayrılmış bulunmaktadır. Derginin bizce en özgün sayfası ise yayınlanan dergilerde yer alan şirlere temas eden ve Sıddık Ertaş'ın o şiirlerden derlediği "Dergilerden Dizeler" (s. 86,87, 88) adlı bölüm olsa gerek.

Birbirinde güzel konuları okuyucusuna sunan Aydos'un 25. sayısı ile buluşma dileğimizle..




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —