Tarih: 09.09.2018 19:48

ARAP MÜZİĞİNİN MİRASÇILARIYIZ

Facebook Twitter Linked-in

09. 09. 2018 Pazar

ürkiyeli hayranlarının yakından takip ettiği Ürdünlü alternatif rock grubu El Morabba3 nihayet İstanbul´a geliyor. 2009 yılında şarkıcı ve söz yazarı Muhammad Abdullah´ın önderliğinde bir araya gelen müzisyenlerin kurduğu El Morabba3, 2012 yılında kendi isimlerini taşıyan ilk albümlerini yayınladıklarında bütün dünyanın dikkatlerini çekti. 2016´da ikinci albümleri ?Taraf Al Khait´i yayınlayarak başarılarını katmerlediler. Arap müziğinden oldukça uzak bir tarzda müzik yaptıkları söylense de aslında onlar köklerinden besleniyorlar ve Arap müzik mirasının üzerinde oturduklarını söylüyorlar. ?Arap rock? türüyle Ortadoğu´da da çok büyük bir hayran kitlesi edinen El Morabba3´nın kurucusu Muhammad Abdullah, 5- 6 Ekim 2018 tarihlerinde IKSV Salon´da gerçekleşecek konser öncesi sorularımızı yanıtladı. Büyürken beslendikleri çeşitli müzik tarzlarından ilham aldıklarını söyleyen Abdullah, ?Kendimizi belirli etkilerle sınırlamıyoruz. İlham alanımız çok geniş. Ayrıca Arap müziği çok zengin ve bu kültürel mirası kendi müzik tarzımızı oluştururken kullanabildiğimiz için şanslıyız? diyor.

Nasıl bir araya geldiniz? Bize El Morabba3´nın kuruluş hikayesini anlatabilir misiniz?

El Morabba3´nın kuruluş hikayesi Tareq Ebu Kwaik ile fikirlerimizi, yazdığımız şarkılarla bir araya getirmeye karar verdiğimiz 2009 yılına dayanıyor. Ürdün´den profesyonel müzisyenlerle çalışarak 2012´de kendi adımızı taşıyan ilk albümümüzü çıkardık ve bu ilk çıkışımız oldu. 2016 yılına gelince ikinci albümümüz Taraf Al Khait´i yayınladık. Çeşitli müzisyenlerin çalışmalarımıza kendi yenilikçi lezzetlerini katmasını ve bizim sanatsal gelişimimize katkıda bulunmalarını sürdürmeye devam ediyoruz. Şu an üçü grubumuza yeni katılan dört müzisyenle ufkumuzu daha fazla deneyimle genişletmek için çalışıyoruz.

 
Muhammad Abdullah

FARKLI İŞLERDE ÇALIŞIYORUZ

Grup üyelerinden bahsedebilir misiniz?

Eyad Hamam elektro gitar çalıyor. Zeid Mseis davul ve perküsyonları ve Basel Naouri trompet çalıyor. Hepimiz akademik eğitimimizi çeşitli alanlarda tamamladık, ancak müziğe olan tutkumuz ortak bir zemin oluşturdu.

Hepiniz düzenli bir gelir için başka işlerde çalışıyorsunuz öyle değil mi?

Evet, gerçekten de öyle. Ben Amman´da bir kafe işletiyorum. Eyad, film editörü, Zeid öğretmen. Basel ise mimarlık ile ilgili uzun çalışmalarını bitirmek için çalışıyor.

Geçmişiniz ve aile hayatınız müziğinizi nasıl etkiliyor? Filistinli, Ürdünlü olmak ve Amman´da yaşamak fikirlerinizi sınırlandırıyor mu yoksa genişletiyor mu?

Geçmişimiz, ailemiz ve sosyal hayatımız yaptığımız müziğin içine olduğu gibi yansıyor. Filistinli ya da Ürdünlü olmanız fark etmiyor, zorlukların aynı olduğunu düşünüyorum. Bölgede bütün müzisyenler destek eksikliği ya da fazla sansür gibi zorluklarla karşılaşıyor. Ayrıca Filistinli bazı grup üyeleri maalesef Mısır ve Lübnan gibi Arap ülkeleri arasındaki sınırların geçişinde zorluk yaşayabiliyorlar.

DAHA ÇOK DESTEK İSTİYORUZ

Müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz peki?

Seslerimiz rüya gibi, sevinçten havalara uçan, biraz gürültülü ve karmaşık. Bu, karmaşık olarak algılanabilecek seslerin bir deneyimi aslında. Yine de dünyanın dört bir yanındaki alternatif müzik sahnesinde büyüyen bir izleyici tarafından takdir edildiğini biliyoruz. Müziğimizin herhangi bir sınırı yok, etkisi ister yerel ister global olsun herkes kendinden bir şey bulabilir.

Müziğiniz Ortadoğu´da nasıl algılanıyor? Reaksiyon nasıl?

Sanırım, istikrarsız ve huzursuz bir bölgede kendi seslerini duyurmak isteyen bunun özlemini çeken bir kuşağın ilgisini çektik. Avrupa´dan Kuzey Afrika´ya kadar çok büyük bir hayran kitlesine sahip olmaktan gurur duyuyoruz.

Nelerden ilham alıyorsunuz?

İlhamımız, büyürken beslendiğimiz çeşitli müzik tarzlarından geliyor. Kendimizi belirli etkilerle sınırlamıyoruz. İlham alanımız çok geniş. Ayrıca Arap müziği çok zengin ve bu kültürel mirası kendi müzik tarzımızı oluşturuken kullanabildiğimiz için gururlu ve şanslıyız.

Unutamadığınız bir anınız var mı?

2017´de Mısır´daki Müzik Parkı Festivali. Şimdiye kadar Arap dünyasında gerçekleşen en büyük bağımsız müzik festivali olduğunu düşünüyorum. Cidden gerçekleştiğini ve gerçek olduğunu hissettik. Bölgemizdeki alternatif müziğin ve bağımsız sanatçıların daha çok desteklenebilmesi için daha fazla benzer fırsat ve müzikal platformlar bekliyoruz.

Diğer müzisyenlerle işbirliği yapıyor musunuz?

Daha önce şarkıcılarla birlikte çalıştık ve bazılarına albümlerimizde yer verdik. Biz kolektif bir müzik grubu olduğumuzdan müzikal bir uyum yakalayacağımıza inandığımız diğer müzisyenlerle işbirliği için her zaman hazırız.

Amman´da en sevdiğiniz performans mekanlarından bahsedebilir misiniz?

Amman şehir merkezindeki Odeon Amfi Tiyatrosu. Nispeten daha küçük Antik Roma Tiyatrosu´nun da ses akustiği harika.

Köklerimiz birbirine benziyor

İlk defa İstanbul´da olacaksınız. Bu size nasıl hissettiriyor?

Nihayet İstanbul´da sahne alacağımız için çok heyecanlıyız. Türk hayranlarımızdan ara ara Türkiye´ye ne zaman geleceğimizi soran mesajlar alıyoruz. Sonunda bu gerçekleşiyor. 5- 6 Ekim tarihlerinde birbirini izleyen iki gösteri için orada olmak, tüm hayranlarımızla ve ayrıca müziğimizle tanışacak potansiyel yeni bir kitleyle tanışmak için sabırsızlanıyoruz.

Klişe bir soru... Herhangi bir Türk müzisyeni tanıyor musun? Türk müziği hakkında ne biliyorsunuz?

Türk ve Arap müziğinin benzer kökleri paylaştığını düşünüyorum. Bu nedenle biz Araplar Türk müziğinden çok keyif alıyoruz. Aramızda çok sağlam bir bağlantı ve ortak enstrümanlar var. Hüsnü Şenlendirici´yi biliyorum. Ancak Türk müziğinin genel sesi ve ruhuna ziyadesiyle aşinayız.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —