Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Ali Babacan: İktidar Fidan, Kalın ve Güler ile dış politikada rasyonaliteye döndü! Akın Gürlek’in atanması yanlış

Babacan, “üçüncü yol” arayışından ekonomi yönetimine, spor-bahis tartışmasından dış politikaya uzanan geniş bir değerlendirme yaptı.

Ali Babacan: İktidar Fidan, Kalın ve Güler ile dış politikada rasyonaliteye döndü! Akın Gürlek’in atanması yanlış

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazeteci Hasan Basri Akdemir’in YouTube kanalında katıldığı programda, hem siyasi tabloya hem de ekonomi, yargı ve dış politikaya ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Babacan, “iktidardan memnun olmayan ama ana muhalefete de yönelmek istemeyen” seçmene güçlü bir alternatif oluşturulması gerektiğini savunarak, benzer ilkeler etrafında buluşabilecek siyasi partiler ve bağımsız siyasetçilerle temaslarının arttığını, “önümüzdeki haftalarda” bu görüşmelerde ilerleme beklediğini söyledi.

Yargı-siyaset ilişkisine dair değerlendirmelerinde Babacan, Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Adalet Bakanlığı görevine getirilmesini “usul” bakımından doğru bulmadığını dile getirdi. Hâkim ve savcıların siyasi etkiden bağımsız çalışması gerektiğini vurgulayan Babacan, yargı görevinden siyasi göreve veya siyasetten yargıya “keskin ve hızlı geçişlerin” karar alma süreçlerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti; bu nedenle yargı ile siyasi makamlar arasındaki geçişlerin yasal tedbirlerle sınırlandırılması gerektiğini savundu. “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyen Babacan, yeni döneme ilişkin değerlendirmelerin uygulamada görüleceğini kaydetti.

Programda ekonomiye de geniş yer ayıran Babacan, Merkez Bankası ödemeler dengesi verilerine atıfla “geçen ay Türkiye’den 18 milyar dolarlık çıkış” yaşandığını söyledi; cari açığın yükselişine dikkat çekti. Döviz rezervlerindeki artışın ise ağırlıklı olarak mevduat tercihleri ve yüksek faiz nedeniyle gelen kısa vadeli kaynaklarla bağlantılı olduğunu savunan Babacan, “doğrudan yatırım” yerine “faiz için gelen para” vurgusu yaptı. Spor kulüpleriyle sanal bahis ilişkisine ilişkin eleştirilerinde ise “Batsın bahis parası, kumar parası” ifadelerini kullanan Babacan, sporun finansmanının devlet bütçesi içinde şeffaf ve objektif kriterlerle çözülebileceğini söyledi. Sosyal yardımlar konusunda da merkezi hükümetin adil ve aile bazlı bir mekanizma kurması gerektiğini belirten Babacan, belediyelerin “yol, çöp, altyapı” gibi asli hizmetlere odaklanması gerektiğini savundu.

Dış politikaya ilişkin bölümde Babacan, 2023 seçimlerinden sonra “rasyonaliteye dönüş” işaretleri gördüğünü belirterek, Hakan Fidan, İbrahim Kalın ve Yaşar Güler’in göreve gelmesiyle bu yönde bir çabanın izlendiğini söyledi. Suriye’ye ilişkin değerlendirmesinde ise risklerin sürdüğünü ancak “büyük resimde” bölünme ihtimalinin azaldığını savundu; hükümetin dış politikayı iç siyasetteki sorunları perdelemek için kullandığını ileri sürdü. Babacan ayrıca, “temiz yönetim” hedefi için hem iktidara hem ana muhalefete çağrı yaparak, kamu ihalelerinde Avrupa’daki örneklere benzer bir mevzuatın Meclis’ten geçirilmesi halinde destek vereceklerini söyledi.

Babacan, Yeni Yol tartışmalarına ilişkin bir soruya verdiği cevapta birçok genel başkanın da üçüncü yol, merkez sağ, ittifak gibi isimlerle benzer ifadelerde bulunduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Biz hep şunu söylüyoruz: Diyoruz ki, yani vatandaşlarımız eğer iktidardan artık memnun değilse, Anadolu tabiriyle CHP’ye de eli gitmiyorsa diyelim en kestirmeden, o zaman işte onların önüne sağlam, net, iddialı, güçlü bir seçenek sunmamız lazım. Özellikle son haftalarda artan bir şekilde, ‘Ya ne olur ayrılık gayrılık olmasın, birlik beraberlik olsun, şöyle bir araya gelin, güçlü olun, biz de sizi destekleyelim.’ diye vatandaşlarımızdan da yoğun bir talep gelmeye başladı. Dolayısıyla bizim ne yapmamız lazım önümüzdeki dönemde?

Aynı ilkeler etrafında, aynı değerler etrafında buluştuğumuz, Türkiye’nin yarınları konusunda hemfikir olduğumuz siyasi partilerle, müstakil siyasetçilerle biraz daha safları sıklaştırmamız lazım. Bu illa şöyle olsun, böyle olsun, bunun şekli budur falan diye baştan bir şey söylemek de doğru değil. Çünkü bunlar ikili görüşmelerle, çok taraflı görüşmelerle biraz safha safhailerlemesi gereken bir süreç. Çünkü her parti müstakildir. Her siyasi partinin kendi karar alma mekanizması vardır. Dolayısıyla bir iş birliği olacaksa bu, karşılıklı rızayla ve eşitler arasında yapılan görüşmelerle şekillenmelidir. Bizim siyasi partilerin pek çoğuyla yakın iletişimimiz var. İş birliğini daha nasıl ilerletebiliriz diye görüşmelerimiz var. Henüz net, şöyle bir model kuruyoruz noktasında değiliz. Ama önümüzdeki haftalarda bu işin ben ilerleyeceğini tahmin ediyorum.”

İKTİDAR VE MUHALEFETE “TEMİZ YÖNETİM” ÇAĞRISI

DEVA Partisi lideri, yolsuzlukların sona ermesi ve temiz yönetim için hem iktidar hem de muhalefete çağrıda bulundu. Ali Babacan, Avrupa’da 28 ülkede uygulanan kamu alımları mevzuatının yolsuzlukların önlenmesi konusundaki önemine dikkat çekerek, “İktidar ve ana muhalefet bu konuda samimiyse getirsinler Meclis’e, biz de hemen destek verelim. Bunun için iktidarın devlet yönetiminde, ana muhalefetin de belediye yönetiminde ‘Biz temiz yönetim istiyoruz.’ diyebilmesi lazım. Bir avuç insanın değil, Türkiye’nin kazanmasını istiyorsanız bunun yolu bütün Avrupa’nın uyguladığı kamu ihale yasasını çıkaralım. O zaman dürüst çalışma gayretinde olanlar da rahatlar.” dedi.

TÜRKİYE’DEN 18 MİLYAR DOLAR ÇIKTI

Babacan, önceki gün açıklanan Merkez Bankası ödemeler dengesi tablosuna göre 18 milyar doların Türkiye’den çıkış yaptığını açıkladı. Bir önceki sene 10 milyar olan cari açığın da 25 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Babacan, “Bu ne demek? Türkiye’ye gelen yatırımdan on sekiz milyar daha fazlası dışarıya yapılmış demek. Yani bizim kendi insanımız, kendi sermayesini, kendi birikimini, kendi finansmanını, bizim yerli millî dediğimiz paramızı çıkartmış dışarı, başka ülkelerin kalkınmasına yatırmış.” diye konuştu.

Babacan, döviz rezervlerinin artışını ise şöyle değerlendirdi:

“Döviz rezervinin artması ağırlıklı olarak bizim kendi vatandaşımızın banka hesaplarında dövizden TL’ye geçmesiyle alakalı. ‘Nasıl olsa kur artmıyor.’ diyor, ‘Artık bari dövizimi bozdurayım.’ da diyor. İkincisi de dışarıdan yüksek faizin cazibesiyle gelen para var. Doğrudan yatırım için gelmiyor. Geliyor, döviz bozduruyor ama bozdurulan da döviz bizim Merkez Bankası’nda duruyor. Bozdurduğu dövizi TL cinsinden faize yatırıyor. O yüksek faizi alıyor, tekrar dövize çevirip yurt dışına çıkıyor. Döviz bazında şu anda dünyada en büyük getiri sağlanan ülkelerden birisi Türkiye oldu. Yani yüz dolar getiriyor adam, yüz on beş, yüz yirmi dolar geri götürüyor ve bunu bir yılda sağlıyor. Dolara bu kadar faiz veren başka ülke yok çünkü dünyada. Onun için Türkiye’ye o anlamda gelen yatırım değil de yüksek faiz için gelen dövizin de aslında bir kıymeti yok.”

 

Devamı >>>



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER