Akla, mantığa ve sağduyuya dönüş mümkün mü?

Emekli diplomat ve yazar Mensur Akgün yazdı;

Akla, mantığa ve sağduyuya dönüş mümkün mü?

Dünyada hiç bir ülke, hiç bir sistem mükemmel değil. Amerika’dan Rusya’ya, İsveç’ten İsviçre’ye sorunsuz ülke yok. En demokratik ülkelerde bile sorunlar var. En makulleri dahi birbiriyle çekişiyor, krizler, gerilimler yaşıyor. Ama çoğu sorunlarına çözümler üretiyor, sorunlarının geleceğini rehin almasına engel olmaya çalışıyor. Akla, mantığa ve içinde yer aldığı siyasi konjonktürün şartlarına göre çözümler buluyor, bulamadıklarını da yönetiyor.

Benzerini biz de yapmaya çalışıyoruz fakat galiba yeteri kadar rasyonel, yeteri kadar mantıklı, yeteri kadar sağduyulu davranamıyoruz. Dünyayı, koşulları doğru okuyamıyoruz. Oysa bizim, daha doğrusu Türkiye’yi yönetme konumunda olanların çok daha sağduyulu olması gerekiyor. Zor bir coğrafyada, başka pek çok ülkeden çok daha zor sorunlarla baş etmek durumundayız. Ekonomimiz kırılgan. Siyasetimiz gergin. Demokrasimiz de ne yazık ki defolu.

Dünyadaki genel algımız derseniz başlı başına sorunlu. Her şey öylesine iç içe geçmiş ki bir yerde atılan yanlış bir adım her yeri, her alanı etkiliyor. Hatalı kararlar yüzünden ekonominin çıkmaza girmesi dış politikadaki seçenekleri azaltıyor. Faiz indirimindeki ısrarı, AİHM kararlarına uymamak için gösterilen direnci anlamak çok zor. Çünkü sorunlar büyüdükçe iktidar bloğu da bu sorunların yükünden etkileniyor.

***

Liranın değer kaybı sabit gelirli insanların her geçen gün alım gücünü daha da azalmasına, aidiyet hissi üstünden elde edilen siyasi desteğin düşmesine yol açıyor. Osman Kavala davasının seyri kendileri üstündeki iç ve dış baskıyı arttırıyor. Açıklama yapan 10 büyükelçiyi eleştirmek de, onları istenmeyen adam ilan etmek de çözüm değil. Çözüm AİHM kararlarına uymak, hukuki olduğu söylenen bir sorunu daha fazla siyasileştirmemek.

Eğer 10 büyükelçiyi içişlerimize karıştıkları gerekçesiyle gerçekten istenmeyen adam ilan edersek ve kendilerinden ülkelerine dönmelerini istersek bu bizim için ve iktidar bloğu için iyi ve mantıklı bir karar mı olur? Onlar da bizim büyükelçilerden aynı şeyi istemezler mi? Bu ülkelerle olan ilişkilerimiz aldığımız karardan etkilenmez mi? İtalya’daki G-20 zirvesinde Biden ile buluşacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan hangi sorunumuzu konuşabilir ve çözer?

Halkbank davası mı biter? Yoksa F-35’ler yerine F-16 alalım formülü mü tartışılabilir? PYD’nin aslında PKK olduğunu mu anlatabiliriz temsilcisini geri gönderdiğimiz ülkenin başkanına? Krizi tırmandırırsak, AB ile olan ilişkilerimiz daha da derinden etkilenmez mi? Onlar bize insan haklarına, uluslararası taahhütlere uymanın, imzaladığımız sözleşmelere sadık kalmanın iç işi olmadığını yine de hatırlatmazlar mı? Ayrıca tüm bunların söylenmeden önce düşünülmesi gerekmez mi?

***

Dün Oğuz Demir biz size ne kötülük yaptık ki bizi bu kadar fakirleştirdiniz diye bir yazı yazmıştı. 52 günde gelirimizin yüzde 19,2 eridiğini, 22 günde yüzde 8,5 yoksullaştığımızı vurgulamıştı. Bense iktidarın asıl kendisine kötülük yaptığını, ekonomiyi ve siyaseti yönetirken kendine de zarar verdiğini düşünüyorum. Eleştirilerimizin, uyarılarımızın yararı olur mu bilmiyorum ancak Türkiye’nin daha rasyonel, daha gerçekçi yönetilmeyi hakettiğine eminim.

Bunun için de ne seçimi, ne de başkanlık sistemin değişmesini bekleme lüksümüz var. Her geçen gün daha fakirleşiyoruz, dünyayla olan sorunlarımız her geçen gün daha derinleşiyor. Suriye’de giderek daha fazla sıkışıyoruz, zor seçimler yapmaya zorlanıyoruz. Doğu Akdeniz’deki yalnızlığımız artıyor. Mısır ve İsrail ile ilişkilerimizi normalleştirsek dahi bu gerçeği değiştirmek mümkün olacağa pek benzemiyor. Kıbrıs konusundaki iki devlet tezimizi anlatacak, kabul edecek ülke yok gibi. Üstelik enerji fiyatlarının beklenmedik artışı da bizi üzmeye aday.

Bunlar ve daha pek çok nedenden dolayı umarım AK Partideki ve yönetim kadrolarındaki sağduyusunu kaybetmemiş insanlar ağırlığını koyar da atılan bazı adımlarla, yapılan kimi açıklamalarla sorunların çözülemez hale geldiği görülür. Bu ülkenin ve kendilerinin de hakkı olan gerçekçi politikalar benimsenir, başta hukukun üstünlüğü olmak üzere insan hakları ve demokrasiyi ilgilendiren alanlarda değişim yaşanır, özerk kurumlar özerk kalır, yolsuzlukla mücadelede adımlar atılır, Türkiye gri listelerde olma külfetinden kurtulur…