Tarih: 19.09.2019 00:12

AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÖMER ÇELİK: ERKEN SEÇİM DİYE BİR GÜNDEM YOK

Facebook Twitter Linked-in

Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Konuşmasına merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ı rahmetle anarak başlayan Çelik, bir millete karşı işlenebilecek en alçakça suçun darbe olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin bu acı tecrübeyi defalarca yaşadığını ve 60 ihtilalinin ise bütün darbelerin anası olarak bilindiğini aktaran Çelik, Türkiye'nin en son 15 Temmuz FETÖ darbe girişimine büyük bir iradeyle karşı koyduğunu dile getirdi.

Çelik, darbelerin milli çıkarlar için yapıldığının iddia edildiğini, ancak her darbenin aslında milli iradeyi gasbedilerek bunu milli irade düşmanlarına teslim etmenin kompozisyonundan başka bir şey olmadığını vurguladı.

DARBE BU MİLLETE KARŞI İŞLENMİŞ EN BÜYÜK SUÇTUR

FETÖ darbe girişiminin de bir işgal girişimi olarak aynı amaca hizmet etmek istediğini işaret eden Çelik, 60 ihtilalinin yıllarca bayram olarak kutlandığını anımsattı.

Çelik, "Halen bakıyorsunuz merhum başvekilimizin ve bakanlarımızın şehit edilmeleriyle ilgili süreci anlatan pek çok kitapta, pek çok değerlendirmede hala birtakım mazeretler üretilmeye çalışıldığını, bu sonuca ister istemez ulaşıldığını, mecburen gidildiğini ifade eden bir çok analiz, bir çok kitap halen yürürlükte dolaşıyor, yeni yazılanların bazılarında da var. Sebebi ne olursa olsun, süreç nasıl işlerse işlesin ve sonucu ne olursa olsun darbe bir millete karşı işlenmiş en büyük suçtur." diye konuştu.

Önceki darbelerde çekilen acının telafi edilmesi için milletin demokrasiyi geliştirip büyüttüğünü ve büyük demokratik bilinç ortaya koyduğunu kaydeden Çelik, son büyük darbe girişiminin de bu bilinçle püskürtüldüğünü bildirdi.

HAK EDİLMİŞ BİR DEMOKRASİNİN SAHİBİYİZ

Çelik, "Çok büyük bedeller ödedik, o yüzden bedeli ödenmiş ve hak edilmiş bir demokrasiye sahibiz. Bunun kıymetini çok iyi biliyoruz. Her türlü demokratik tartışma olur siyasetin bir sürü tartışması söz konusu olabilir ama demokrasimizi terör örgütü unsurlarından, demokrasinin imkanlarını kullanarak demokrasiyi zehirlemek isteyenlerden, her türlü tehditten korumak gibi bir vazifemiz vardır. Demokrasiyi korumanın en iyi yolu demokrasiyi geliştirmek, hukuk devletini geliştirmek ve bir takım fiziki saldırılara da gereken zamanda gerekli güçle cevap vermektir." değerlendirmesinde bulundu.

DİYARBAKIR'DAKİ OTURMA EYLEMİ

Diyarbakır'daki annelerin başlattıkları eylemin, bir vicdan eylemi olduğunu belirten Çelik, "Bu vicdan eylemini buradan bir kez daha selamlıyoruz, annelerin ellerinden öpüyoruz." dedi.

Annelerin çocuklarına duyduğu hasreti ve onlar için çektikleri sıkıntıyı tüm dünyanın gördüğünü söyleyen Çelik, annelerin çocuklarını çeşitli siyasi argümanlar ve retoriklerle birtakım emperyalist projelere peşkeş çekmek isteyen organizasyona karşı büyük bir vicdani haykırış içerisinde olduklarını dile getirdi.

Konu siyasi yollarla, analizlerle ortaya koyulsa da annelerin haykırışının yerini tutamayacağına işaret eden Çelik, "Annelerimizin bu haykırışının toplumun geniş kesimlerinde makes bulması da son derece önemlidir. Türkiye'deki en ufak gelişmeyle ilgili olarak geniş geniş yer veren bazı yabancı basın yayın organlarının bu annelerin ortaya koyduğu duyarlılığa ve duruşa bu kadar sessiz kalması dikkat çekici bir meseledir." diye konuştu.

Bu tablo karşısında vicdanı bir duruş göstermesi gerekenlerin, hükümeti, devleti suçlamak gibi bir gayret içine girmelerinin son derece yanıltıcı ve eyleme gölge düşürücü olduğunu vurgulayan Çelik, Türkiye'nin çok uzun zamandır terörle mücadele ettiğini ve büyük bedeller ödediğini ifade etti.

Terör örgütünün çeşitli zamanlarda bölgenin çocuklarına dönük ortaya koyduğu zulüm, kaçırma ve baskı altına almaların bilinen gerçekler olduğuna işaret eden Çelik, devletin bütün gücüyle mücadele ettiğini, bunun çok uzun zamana yayıldığını, AK Parti hükümetleri döneminde de son derece güçlü şekilde verilen bir mücadele bulunduğunu söyledi.

Çelik, "Bu annelerin ortaya koyduğu yaklaşım aslında bütün dünya üzerinde de teröre karşı yükselen en güçlü sestir. Onlar sadece kendi çocukları için değil Türkiye'nin bütün çocukları için onurlu bir gelecek isteyerek, onurlu, haysiyetli bir hayat isteyerek bunu ortaya koyuyorlar." dedi.

Annelerden birinin "Kendi çocukları için en iyi okulları, en iyi hayatları isteyenlerin bizim çocuklarımız için dağı adres göstermeleri" şeklinde bir yaklaşımla kendi çocuğuna sahip çıkmaya çalıştığını anlatan Çelik, "Doğrudur, kendi çocukları için en iyi okulları en iyi hayatları isteyenlerin böyle bir tablo karşısında 'tabi ki bu savaş olacak, tabi ki bu çatışma olacak' gibisinden maalesef acımasız ve ahlak dışı bir davranış sergilemeleri de herkesin gözü önünde çıplaklaşmıştır. Bu mücadele saygın, ahlaki bir mücadeledir." şeklinde konuştu.

YARGI REFORMU PEK ÇOK MADDEYİ İÇERİYOR

Yargı reformu paketinin akıbetine ilişkin de bilgi veren Çelik, yeni dönemin başlamasından sonra bu dönemin bir reform dönemi olarak altının çizileceğini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediğini hatırlattı.

Bu reform döneminin askerlik kanunu ile başladığını, yargı reformu stratejisi çalışmasının AK Parti'nin kesintisiz reform anlayışının devamı olarak gündeme geleceğini dile getiren Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Yargı Reformu Strateji Belgesini açıkladığını anımsattı.

Çelik, "Bunların hepsi milletimizin ihtiyaçları için, sokaktaki vatandaşımızın yargı ile ilişkisinde adaletin yükselmesi için ve yargı vatandaş ilişkisindeki verimliliğin, adalet kat sayısının artması için ortaya konulan yaklaşımlardır. Tabi ki demokrasi, insan hakları ve adalet taleplerini dikkate alan, bunların merkezinde şekillenen bir reform süreci olacaktır. Bununla birlikte Avrupa Birliği kriterlerini de göz önüne alan, bu konudaki taahhütlerimizi de yerine getiren bir içeriğe ve kapsama sahiptir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vize serbestisine ilişkin Avrupa Birliği ile yürütülen çalışmaların hızlandırılmasıyla ilgili talimat verdiğini belirten Çelik, "Nitekim bu Yargı Reformu Stratejisi de aynı çerçevede Avrupa Birliği ile yürüyen ilişkilerimizin daha güçlü bir boyuta kavuşması için pek çok maddeyi içermektedir." diye konuştu.

Öncelikli olanın vatandaşın ihtiyacının karşılanması olduğunu vurgulayan Çelik, Yargı Reformu Strateji Belgesinin açıklanmasının ardından Adalet Bakanlığının mevzuat düzenlemesiyle sonuçlanabilecek konuları gündemine aldığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Gerek hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi konusunda, gerekse adalet sisteminin daha iyi işletilmesi konusunda atılacak adımları uygulamadan kaynaklanan sıkıntıları kaldırarak ya da mevzuata dayanan problemlerin gecikmeksizin halledilmesini temin ederek gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bu çerçevede ifade özgürlüğü, savunma hakkı, adalete erişim, adalet sisteminin genel işleyişiyle ilgili son derece şeffaf ve kapsayıcı bir yaklaşım ortaya koyuluyor. Bu şeffaf ve kapsayıcı yaklaşım ifade özgürlüğünü, savunma hakkını, adalete erişimi ve adalet sisteminin işleyişinde kalitenin artmasını son derece güçlendirecektir."

Uygulamadaki alternatif çözüm yollarının da burada gündeme geleceğini belirten Çelik, "Caydırıcılık, yeni infaz yöntemleri gibi konular ele alınacaktır. Grup Başkanımız Naci Bey açıkladı Yargı Reformu Stratejisiyle ilgili ilk çalışmamızı bu ay içerisinde tamamlamış olacağız, büyük bir ihtimalle ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirecektir. Milletimiz için hayırlar doğurmasını temenni ediyoruz." ifadesini kullandı.

TANK PALET FABRİKASININ GİZLİ DEVRİ İDDİASI

Cumhurbaşkanı kararıyla, kararname arasındaki farkın bilinmesi gerekir. Bu da cumhurbaşkanı kararıdır. Cumhurbaşkanlığı kararının bir çoğunun yayınlanmadığının bilinmesi gerekir. Eldeki imkanların daha iyi kullanılması için yeni yatırımların oluşması için yapılmıştır. Gizli bir şey yok. Kaynakların en etkili şekilde kullanılması düşünülmektedir. Özel sektörde yapılması bu açıdan fırsat doğuracaktır. Tesisin mülkiyeti MSB'de kalacaktır. Tesis çalışanları yine MSB'de kalacaktır. En az elli milyon dolar yatırım yapılması şartıyla üstleneceklerdir.

ERKEN SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

Erken seçim diye bir şey yok. Türkiye'de siyasetin patronu vatandaştır. Vatandaşımızın beklentisi reformların yapılması. Sorunların azaltılması ve önümüze bakacak şekilde politikalar ortaya konması. Bunu herhangi bir politik meydan okuma olarak getiriyotsa bunu gündeme getirecek en son kişi Kılıçdaroğlu'dur.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —