AK Parti ‘kesin’ kaybetmiyor Muhalefet ‘kesin’ kazanmıyor

YusufZiyaCömert, iktidarın bazı icraatlarından ötürü kendi seçmenini halen elde tuttuğu, bunun yanında muhalefetinde ortaya ciddi bir şey koyamadığından dolayı kimin kaybedeceğinin,kiminde kazanacağının belli olmadığını belirtiyor

AK Parti ‘kesin’ kaybetmiyor Muhalefet ‘kesin’ kazanmıyor

AK Parti önümüzdeki sene seçimleri ‘kesin’ alır.

Ya da tam tersi, ‘kesin’ kaybeder.

İnsanların hoşuna gidiyor böyle ‘kesin’ kanaatler söylemek.

‘Kesin’ kelimesi dikkatleri uyaran bir etki yapıyor.

Araya ‘kesin’i sokmasan cümle boşlukta kaybolup gidecek.

Konuşmacılar da ‘kesin’ kelimesinin uyarıcı etkisinden istifade etmek istiyorlar.

AK Parti niçin ‘kesin’ kaybeder?

Yargı bağımsız ve tarafsız değil.

Doğrudur. Fakat bizim toplumda bilhassa siyasi alanda yargının yanlış ve taraflı uygulamaları toplumun ancak küçük bir kesimi tarafından sorgulanır.

Bu da partilerin oy oranlarını fazla değiştirmez.

İnsanlar maalesef yargı süreçlerinin adil olup olmadığından çok adaletsizliğe kimin maruz kaldığına bakıyor.

Adaletsizliğe maruz kalan ‘onlardan’sa devlet doğru yapmıştır.

‘Bizden’se yanlış yapmıştır.

Bu yüzden ‘adalet’in terazisi bir o tarafa bir bu tarafa yasar. (Yasmak: ağırlıktan dolayı bir tarafa eğilmek.)

Biz de bu fasit daireyi adaletsizliğe mazeret yaparak meşrulaştırırız.

Ama yolsuzluklar? İhalelerin hep aynı şirketlere verilmesi?

Yolsuzluk kamuoyu önünde aleni takibata uğramayınca vatandaş fazla üzerinde durmuyor.

Devrimizde de ‘iyi yolsuzluk’lar pek takibata uğramıyor.

Biraz da biz cemiyet olarak yolsuzluğa karşı ‘sürü bağışıklığı’ kazandık. Müteessir olmuyoruz.

Fakat ekonomi çok bozuk. Fiyatlar aldı başını gidiyor.

Hele elektrik ve doğalgaz zamları tamamen iktidarın yaptığı zamlar.

Asgari ücretlinin geliri ayın ilk haftasında evdeki sayaçlardan süzülüp dağıtıcı şirketlerin kasasına dökülüyor.

Bırak patlıcanı biberi, bir kıvırcık on lira oldu. Bugün beş liraya aldığımı üç gün sonra altı-yedi liraya alabiliyorum.

Esnafın elektrik faturası dükkan kirasını geçti.

Bunlar doğru. Geçim darlığı tahammül sınırını zorlamaya başladı.

Bazıları için.

Başka bazıları hayat pahalılığı menzilinin dışında kalıyor. Daha önce ‘modifiye sosyete’ diye tarif ettiğimiz elemanlar da bunlara dahil.

Ya yoksulluk sınırının, açlık sınırının, işsizlik sınırının ve bilumum sınırların altında kalan insanlarımız?

Onlar iktidarın da muhalefetin de radarına giremiyor. Onların halini henüz kimse bilmiyor.

Hele iktidar müdafileri ‘abartıyorlar’ ‘aslında şahlanıyoruz’ gibi fiili gerçekliği zıddına beyanlarda bulundukça o insanları daha da kızdırıyorlar.

Kızınca ne yapacaksın? Koşup muhalefet partilerine mi oy vereceksin?

Bu hemen gerçekleşmeyebiliyor.

İnsanlar aldıkları siyasi pozisyonları kolayca değiştirmiyorlar.

İbrahim Dalmış, Perspektif’te güzelce yazmış. Tatminkar bir okuma için tavsiye ederim.

Evet, ekonomik sebepler oy verme davranışında etkili olabilir. Ama bir ‘partili’ olmayı benliğinin bir parçası olarak gören bir birey tercihini kolay kolay değiştirmiyor.

Ayrıca, AK Parti’nin milliyetçi-muhafazakar seçmene sunduğu İHA, SİHA, Karabağ’daki, Suriye’deki askeri başarılar, mavi vatan, Ayasofya’nın ibadete açılması, Taksim’e cami yapılması gibi ilave teşvik ediciler var.

Oyunu değiştirmeye niyeti olmayan bir seçmen rahatlıkla bunlara tutunabilir.

Muhalefetin duruşunun, söyleminin geçim darlığından bunalmış bir seçmenin sandıkta ne yapacağını belirleme ihtimali var.

Benim dertlerime muhalefet partileri nasıl çözüm üretecek?

Beni kurtarabilecekler mi? Yoksa her zamanki gibi sürünmeye devam mı edeceğim?

Diye sorabilir vatandaş.

Muhalefet henüz bu sorulara tatminkar bir cevap vermedi.

6 muhalefet partisi liderinin yuvarlak masa etrafında buluşmaları, konuşmaları bir cevap sayılabilir mi?

Sayılmaz.

Belki birlikte çalışmaya niyetleri olduğunun bir işareti sayılır.

Cevap sayılması için birlikte ne yapacaklarını ikna edici bir şekilde anlatmaları lazım.

Anlatıyoruz ya, daha ne anlatacağız?

Belki ayrı ayrı anlatıyorsunuz. Ama birlikte bir şey anlatmadınız.

Anlattıysanız bile ben anlamadım.

Sonuç?

Kimse dereyi görmeden paçaları sıvamasın.

AK Parti ‘kesin’ kaybetmiyor.

Muhalefet ‘kesin’ kazanmıyor.