Afro-İranlılar

İran’ın etnik yapısıyla ilgili az bilinen belki de hiç bilinmeyen toplumlarından biri, İran’ın güney sahillerinde yaşayan Afrika kökenli İranlılardır.

Afro-İranlılar

İran’ın etnik yapısıyla ilgili az bilinen belki de hiç bilinmeyen toplumlarından biri, İran’ın güney sahillerinde yaşayan Afrika kökenli İranlılardır.

Basra Körfezi’nin kıyılarında yaşayan Afro-İranlıların kendilerine has kültür, gelenek ve görenekleri son dönemlerde UNESCO’nun da dikkatini çekmiş ve İran’ın bilinmeyen bu etnik grubuyla ilgili bazı çalışmalar yürütülmeye başlanmıştır.

Basra Körfezi’nin kıyılarında yaşayan Afro-İranlıların kendilerine has kültür, gelenek ve görenekleri son dönemlerde UNESCO’nun da dikkatini çekmiş ve İran’ın bilinmeyen bu etnik grubuyla ilgili bazı çalışmalar yürütülmeye başlanmıştır.

Afro-İranlılar ile ilgili yapılan çalışmalar içinde nin İran kökenli öğretim üyesi Behnaz Mirzai’nin çalışmaları dikkat çekmektedir

Afro-İranlılar ile ilgili yapılan çalışmalar içinde nin İran kökenli öğretim üyesi Behnaz Mirzai’nin çalışmaları dikkat çekmektedir.

İran’da kölelik, köle ticareti, Afrika diasporası ve Afro-İranlılar üzerinde araştırmalar yapan Mirzai’ye göre İran’ın güney kısımlarının nüfusunun en az % 10-%15’i Afrika kökenli İranlılardan oluşmaktadır. Mirzai, Middle East Eye’a verdiği bir demeçte Afrika kökenli İranlıların tarihsel geçmişi ve günümüz İran’ındaki durumuyla ile ilgili şu açıklamalarda bulunmuştur: “Hint Okyanusu’nun kıyı bölgelerinin ticaretini ellerinde bulunduran Arap tacirler özellikle de Ummanlı tacirler, köleleri Afrika kıtasının kuzey ve kuzeydoğusu, o cümleden Tanzanya, Kenya, Etiyopya ve Somali’den İran’a götürmüşlerdir.

İran’da kölelik, köle ticareti, Afrika diasporası ve Afro-İranlılar üzerinde araştırmalar yapan Mirzai’ye göre İran’ın güney kısımlarının nüfusunun en az % 10-%15’i Afrika kökenli İranlılardan oluşmaktadır. Mirzai, Middle East Eye’a verdiği bir demeçte Afrika kökenli İranlıların tarihsel geçmişi ve günümüz İran’ındaki durumuyla ile ilgili şu açıklamalarda bulunmuştur: “Hint Okyanusu’nun kıyı bölgelerinin ticaretini ellerinde bulunduran Arap tacirler özellikle de Ummanlı tacirler, köleleri Afrika kıtasının kuzey ve kuzeydoğusu, o cümleden Tanzanya, Kenya, Etiyopya ve Somali’den İran’a götürmüşlerdir.

Eski İslamî edebiyatta Etiyopya’ya Habeş denildiğinden dolayı, İran’a götürülen bu kölelerin birçoğu Habeş kökenli olduklarını göstermek için Habeşî soyadını seçmişlerdir. Zanzibar’dan (Zengibar’dan) götürülen köleler ise Zanzibarî (Zengibarî) soyadını tercih ettiler.

Eski İslamî edebiyatta Etiyopya’ya Habeş denildiğinden dolayı, İran’a götürülen bu kölelerin birçoğu Habeş kökenli olduklarını göstermek için Habeşî soyadını seçmişlerdir. Zanzibar’dan (Zengibar’dan) götürülen köleler ise Zanzibarî (Zengibarî) soyadını tercih ettiler.

Çoğunlukla İran’ın güney sahillerinde ikamet eden bu köleler daha çok balıkçılık ve tarım ya da hizmet ve hatta güvenlik sektörlerinde çalıştırılıyorlardı.

Çoğunlukla İran’ın güney sahillerinde ikamet eden bu köleler daha çok balıkçılık ve tarım ya da hizmet ve hatta güvenlik sektörlerinde çalıştırılıyorlardı.

Bugün İran’ın güneyinde yaşamakta olan Afro-İranlıların birçoğu kendi geçmişlerini bilmiyorlar ve kendi tarihleriyle yabancılaşmış durumdadırlar. İranlıların önemli kısmı da bu Afrika kökenli İranlıları, “Güneyin Siyahileri” olarak adlandırıp derilerinin siyah olmasının sebebini güney sahillerinin havasının sıcaklığına bağlamaktadırlar.

Bugün İran’ın güneyinde yaşamakta olan Afro-İranlıların birçoğu kendi geçmişlerini bilmiyorlar ve kendi tarihleriyle yabancılaşmış durumdadırlar. İranlıların önemli kısmı da bu Afrika kökenli İranlıları, “Güneyin Siyahileri” olarak adlandırıp derilerinin siyah olmasının sebebini güney sahillerinin havasının sıcaklığına bağlamaktadırlar.

Bu Afro-İranlılar içinde hala Etiyopya ve Tanzanya’ya özgü olan “Zar Töreni” gibi örfi adetler de yaşatılmaya çalışılmaktadır.[1]”

Bu Afro-İranlılar içinde hala Etiyopya ve Tanzanya’ya özgü olan “Zar Töreni” gibi örfi adetler de yaşatılmaya çalışılmaktadır.[1]”

Afrikalıların İran’daki varlığıyla ilgili ilk önemli araştırma Kanada devletinin desteklediği Nigerian Hinterland Project adlı proje kapsamında yapılmıştır.

Afrikalıların İran’daki varlığıyla ilgili ilk önemli araştırma Kanada devletinin desteklediği Nigerian Hinterland Project adlı proje kapsamında yapılmıştır.

Bu projenin temeli ise UNESCO’nun 1994 yılında başlattığı Kölelerin Güzergâhı (The Slave Route)  projesine dayanmaktaydı. Brock Üniversitesi’nin Afrika Diasporası Bölümü Başkanı Paul Lovejoy’e göre bu proje Nijeryalı halkın tarih sürecindeki yer değiştirmesine yönelik odaklanmıştı. Bu bağlamda Behnaz Mirzai’nin başlattığı araştırma ise alışık olmadığımız araştırma türlerindendi.

UNESCO’nun yayınladığı “İran’da Kaçak Köleler, Sığınma ve Özgür Bırakılma (1851-1913)” başlıklı araştırmasına göre İran’a köle olarak götürülen Afrikalılar, çoğunlukla Bantu dillerini konuşan Tanzanya, Zanzibar, Malavi ve Mozambikli Afrikalılardı.[2]

Bu projenin temeli ise UNESCO’nun 1994 yılında başlattığı Kölelerin Güzergâhı (The Slave Route) projesine dayanmaktaydı. Brock Üniversitesi’nin Afrika Diasporası Bölümü Başkanı Paul Lovejoy’e göre bu proje Nijeryalı halkın tarih sürecindeki yer değiştirmesine yönelik odaklanmıştı. Bu bağlamda Behnaz Mirzai’nin başlattığı araştırma ise alışık olmadığımız araştırma türlerindendi.

UNESCO’nun yayınladığı “İran’da Kaçak Köleler, Sığınma ve Özgür Bırakılma (1851-1913)” başlıklı araştırmasına göre İran’a köle olarak götürülen Afrikalılar, çoğunlukla Bantu dillerini konuşan Tanzanya, Zanzibar, Malavi ve Mozambikli Afrikalılardı.[2]

Günümüzde Afro-İranlıların önemli bir bölümü Basra Körfezi’nin adaları ve İran’ın Hurmuzgan, Sistan ve Belucistan, Huzistan ve Buşehir vilayetlerinde yaşamaktadırlar. Ayrıca Fars ve Kerman vilayetlerinin güneyinde de ikamet ettikleri bilinmektedir.

Günümüzde Afro-İranlıların önemli bir bölümü Basra Körfezi’nin adaları ve İran’ın Hurmuzgan, Sistan ve Belucistan, Huzistan ve Buşehir vilayetlerinde yaşamaktadırlar. Ayrıca Fars ve Kerman vilayetlerinin güneyinde de ikamet ettikleri bilinmektedir.

Fars vilayetinin Fesa ve Darab kentlerinde yaşamakta olan Afro-İranlılara Kulular (Kuluha) denmektedir. Sistan ve Beluçistan vilayetinde yaşayan Afro-İranlılar bölgede yaşayan diğer etniklerle kaynaşmaktan kaçınarak kendilerine özel bir kast sistemi geliştirmişler. Sistan ve Belucistan vilayetinin Nikşehir kentinin Laşar ilçesinde yaşayan bu grup, kendilerini Svaziland (eSwatini: Esvatini Krallığı) ve Mozambik kökenli Tsonga kabilelerine ait bilmektedirler ve Tsongaca konuşmaktadırlar.

Fars vilayetinin Fesa ve Darab kentlerinde yaşamakta olan Afro-İranlılara Kulular (Kuluha) denmektedir. Sistan ve Beluçistan vilayetinde yaşayan Afro-İranlılar bölgede yaşayan diğer etniklerle kaynaşmaktan kaçınarak kendilerine özel bir kast sistemi geliştirmişler. Sistan ve Belucistan vilayetinin Nikşehir kentinin Laşar ilçesinde yaşayan bu grup, kendilerini Svaziland (eSwatini: Esvatini Krallığı) ve Mozambik kökenli Tsonga kabilelerine ait bilmektedirler ve Tsongaca konuşmaktadırlar.

Afro-İranlıların önemli geleneklerinden biri, hâlihazırda yaşatılan Zar Töreni uygulamasıdır. Bu törende davul, def, zurna ve Afro-İranlılara özel olan müzik aletlerinin eşliğinde kişinin ruhuna musallat olmuş Zar isminde kötü ruhu çıkarmağa çalışmaktadırlar. İrec Beşiri, Muslims or Shamans: Blacks of the Persian Gulf adlı araştırmasında bu töreni Şamanizm’e bağlamaktadır ve İran’ın güney bölgelerinde yapılan bu töreni Afrika mitleriyle Şamanizm unsurlarının bir karışımı olarak ortaya çıktığını iddia etmektedir.[3]

İran’ın unutulmuş bir azınlığı olan Afro-İranlılar, İran’ın kültür çeşitliği ve sosyal yapısını merak edenler için hala gizem ve yeniliğini korumaktadır ve bu konu hakkında bir iki araştırma hariç herhangi bir kayda değer eser bulunmamaktadır.

Afro-İranlıların önemli geleneklerinden biri, hâlihazırda yaşatılan Zar Töreni uygulamasıdır. Bu törende davul, def, zurna ve Afro-İranlılara özel olan müzik aletlerinin eşliğinde kişinin ruhuna musallat olmuş Zar isminde kötü ruhu çıkarmağa çalışmaktadırlar. İrec Beşiri, Muslims or Shamans: Blacks of the Persian Gulf adlı araştırmasında bu töreni Şamanizm’e bağlamaktadır ve İran’ın güney bölgelerinde yapılan bu töreni Afrika mitleriyle Şamanizm unsurlarının bir karışımı olarak ortaya çıktığını iddia etmektedir.[3]

İran'ın unutulmuş bir azınlığı olan Afro-İranlılar, İran’ın kültür çeşitliği ve sosyal yapısını merak edenler için hala gizem ve yeniliğini korumaktadır ve bu konu hakkında bir iki araştırma hariç herhangi bir kayda değer eser bulunmamaktadır.

DİPNOTLAR

[1] Behnaz Mirzai’nin Middle East Eye’a verdiği demeç için bkz: Jillian D’Amours, ‘We are Iranians’: Rediscovering the history of African slavery in Iran, Middle East Eye, 9 May 2016.

[2] UNESCO’nun bu araştırmasının tüm metni için bkz: Cacchioli, Niambi. Fugitive Slaves, Asylum and Manumission in Iran (1851-1913). UNESCO: The Slave Route.

[3] Bashiri, İraj. (1983). Muslims or Shamans: Blacks of the Persian Gulf.
Kaynak: afam.org.tr

DİPNOTLAR
[1] Behnaz Mirzai’nin Middle East Eye’a verdiği demeç için bkz: Jillian D’Amours, ‘We are Iranians’: Rediscovering the history of African slavery in Iran, Middle East Eye, 9 May 2016.

[2] UNESCO’nun bu araştırmasının tüm metni için bkz: Cacchioli, Niambi. Fugitive Slaves, Asylum and Manumission in Iran (1851-1913). UNESCO: The Slave Route.

[3] Bashiri, İraj. (1983). Muslims or Shamans: Blacks of the Persian Gulf.

Kaynak: dunyabulteni.net