ABD’nin 'insan ticareti' raporunda Türkiye

187 ülkede yapılan araştırmalara dayanan raporda Türkiye, insan ticaretiyle mücadelede “önemli ilerlemeler sağlamasına rağmen” asgari çabaları karşılayamadığı için, 2012 yılından bu yana olduğu gibi “ikinci kategoride” yer aldı.

ABD’nin

187 ülkede yapılan araştırmalara dayanan raporda Türkiye, insan ticaretiyle mücadelede “önemli ilerlemeler sağlamasına rağmen” asgari çabaları karşılayamadığı için, 2012 yılından bu yana olduğu gibi “ikinci kategoride” yer aldı.

Raporun hazırlanmasında dikkate alınan unsurların başında, ülkelerde yönetimlerin insan ticaretiyle mücadele adına attığı adımlar geliyor.

Raporda, Türkiye hükümetinin bu hususta ciddi çaba gösterdiği ancak insan ticaretinin engellenmesi için asgari standartları karşılayamadığı belirtildi ve ‘’Hükümet geçen yılın raporu dönemine göre çabalarını arttırdığını gösterdi, bu nedenle de ikinci kategoride yerini korudu’’ ifadeleri yer aldı.

Raporda bu çabalara örnek olarak daha fazla kurbanın tespit edilmesi ve kaçakçılığın öznesi olabilecek daha fazla kişiyle mülakat yapılması gösterildi. Türkiye hükümetinin ulusal eylem planı hazırlamak için daha fazla anket ve çalışma yaptığı, insan ticaretine karşı birçok mesele üzerine güçlü eğitimler düzenlediği belirtildi. Hükümetin kaçakçılık kurbanlarına mali yardım için daha fazla fon ayırması ve bir ulusal, altı bölgesel komisyonun insan kaçakçılığına karşı çalıştığı da raporda yer aldı. Raporda, ‘’Gözlemciler Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurbanları belirleme ve bu kişilerin yardım almasını sağlama konusunda yeteneğinin arttığını bildirdi’’ denildi.

Deneyimsizlik ve kaynak eksikliğine dikkat çekildi

Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin bazı kilit konularda asgari standartları karşılayamadığına da dikkat çekti. Savcıların ve yargıçların deneyimsizliği ve kaynak eksikliğinden dolayı, davaların sık sık düştüğü, kaçakçıların suçsuz bulunduğu ya da kurbanların ve şahitlerin duruşmalara düşük katılımı sonucu delillerin ve ifadelerin yetersiz kalması nedeniyle daha hafif suçlardan az ceza aldıkları belirtildi.

Raporda Türkiye hükümetinin kurbanları soruşturmalarda işbirliğini sağlayacak yardım programları ve fırsatları dahil birçok konuda uzmanlık gerektiren yardımları sınırlı olarak sağladığı kaydedildi; insan kaçakçılığı çalışmalarında bazı yerel sivil toplum kuruluşlarının dışlanması da eleştirildi.

Türkiye polisinin Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele şubelerinin Türkiye genelinde 22 ilde; jandarmanın da Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Dairesi’nin 16 bölgede faaliyet göstermeyi sürdürdüğü de, raporda not edildi.

Suçlar birbirine karıştırılıyor

Ancak bu şubelerde insan ticareti uzmanı savcıların görevlendirilmemiş olmasına yönelik eleştiri bu yıl da sürdü ve “Özellikle 2016 ile 2018 yılları arasındaki OHAL sürecinde 150 bin kamu çalışanının ihraç edilmesinin ardından, savcılar ve hakimler arasında insan ticareti hakkında tecrübe ve uzmanlık eksikliği, insan ticareti gibi karmaşık suçların cezalandırılması için gereken beceri ve imkanları kısıtladı” ifadeleri kullanıldı.

Raporda, "Örneğin İnsan Ticaretine Karşı Avrupa Konseyi Uzman Grubu (GRETA) zorla çalıştırma amaçlı insan kaçakçılığının kapsamlı soruşturulabilmesi için Türk kolluk kuvvetlerinin yeterli kaynağa sahip olmadığını kaydetti. Uzmanlar Türk yetkililerinin fuhuşa zorlama ile cinsel sömürü amaçlı insan kaçakçılığını birbirine karıştırdığını bildirmeyi sürdürdü. Aynı şekilde zorla çalıştırma amaçlı insan kaçakçılığını, iş ve çalışma özgürlüğünün ihlali ile karıştırıyorlar’’ denildi. TCK’da fuhuşa zorlama 277’nci, iş ve çalışma özgürlüğünün ihlali 177’nci maddede düzenleniyor.

Kurbanların çoğu Asya kökenli

ABD Dışişleri Bakanlığı raporuna göre Türkiye’de kaçakçılık kurbanlarının korunması da arttı. 2018’de 134 kaçakçılık kurbanına ulaşan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 2019’da 20’si çocuk 193 kurbanı tespit etti. Bu kişilerin 173’ü kadın 20’si erkekti. 2’si Türkiyeli 191’i yabancı uyrukluydu.

Dışişleri raporunda insan kaçakçılarının Türkiye’deki kurbanlarının Orta ve Güney Asya, Doğu Avrupa, Azerbaycan, Endonezya, Fas ve Suriye’den olduğu belirtildi. 2019’da tespit edilen 134 kurbanın 44’ü Özbek, 31’i Suriyeli, 28’i Faslı, 26’sı Kırgız ve 11’i Endonezyalı’ydı.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 2019 yılı boyunca kaçakçılık kurbanı olabilecek 4 bin 500 kişiyle de mülakat yaptığına ve bu sayının 2018’a göre neredeyse 1.000 kişi arttığına da dikkat çekildi.

Mülteci ve göçmenlere erişim sınırlı

Türkiye hükümetinin sokak çocukları için 81 ilde 134 seyyar ekip görevlendirdiği de belirtilen raporda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın, göçmen ve mülteci kamplarında yaşayanların, kaçakçılık kurbanı olup olmadığının belirlenmesi için uzmanlaşmış personel kullanmayı sürdürdüğüne de dikkat çekildi.

Ancak hem gözlemciler hem hükümet bu kamplar dışında yaşayan göçmen ve mülteci topluluklarında kurbanların belirlenmesine yönelik erişim sıkıntıları yaşandığını da bildiriyor.

Rapora göre Türk polisi de cinsel sömürü amaçlı insan kaçakçılığı kurbanlarını belirlemede bu kişilerin sınır dışı edilme korkusu nedeniyle zorlanıyor. Çalışma müfettişleri ve sığınmacılardan sorumlu yetkililerin de bu konuda eğitimden geçmediği ya da bir direktif almadığı da raporda belirtiliyor. Türk basını ve sivil toplum kuruluşları da, bir grup göçmenin kaçakçılık kurbanı olup olmadığına bakılmaksızın Suriye’ye sınır dışı edildiğini bildiriyor.

Raporun hazırlandığı dönemde Türkiye’de yaklaşık 4 milyon Suriyeli ve 350 bin farkı uyruklu mültecinin olduğuna dikkat çeken Dışişleri Bakanlığı, Türkiye hükümetinin mülteci ve sığınmacıları kayıt altına alma çabasına karşın bazı bölgelerdeki mülteci gruplarının istismara ve insan kaçakçılığına karşı savunmasız olduğunu da belirtti.

Demografik çalışmalara göre Türkiye’deki Suriyeli kadınların yüzde 50’sinin 18 yaşına gelmeden evlenmeleri de not edildi. Suriyeli ya da başka uyruktan genç kızların para karşılığı evlendirildiği, köleliğe ve cinsel sömürü amaçlı kaçakçılığa savunmasız hale geldiklerine dair sivil toplum örgütlerinin endişeleri de rapora girdi.

ABD’nin terör örgütü listesindeki PKK’ya katılan gençler de insan kaçakçılığı raporuna konu oldu. Raporda ‘’Türkiye hükümeti, PKK’nın silah altına almak için çocukları zorla kaçırdığını iddia ediyor, ancak Kürt cemaatinde çoğu kişi, gençlerin terör örgütüne gönüllü katıldığını söylüyor. Raporlar 13 yaşında bir çocuğun örgüte katılmaya zorlandığını ve en küçüğü 11 yaşındaki çocukların para vaadiyle Irak’taki PKK eğitim kamplarına götürüldüğünü belgeliyor’’ denildi.

ABD raporunda Türkiye hükümetine belli başlı şu tavsiyelerde bulunuldu:

-Mülteciler, sığınmacılar LGBTI bireyleri, sınır dışı edilmeyi bekleyen göçmenler, Türk ve yabancı hayat kadınları, dilenen ya da tarım ve sanayi sektöründen çalışan çocuklar gibi savunmasız gruplar içinde kurbanların belirlenmesi için ileriye yönelik çabalar arttırılsın.

-İnsan kaçakçılığı konusunda müfettişler, savcılar ve hakimlere kurbanı merkeze alan yaklaşımlar üzerine eğitim verilsin, bu eğitimler kurumsallaşsın.

-İnsan kaçakçılığı davalarının uzmanlaşmış savcılarla görülmesini sağlayacak özel birimler oluşturulsun.

-Kurbanların daha iyi tespiti ve bu kişilere yardım sağlanması için sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklık yapılsın.

-Barınma ve psikolojik-sosyal destek mekanizmaları güçlendirilsin.

-Soruşturma ve davalara kurbanların katkısı teşvik edilsin. Duruşmalara katılım için uzaktan ifade verilmesi ya da yolculuk masraflarının karşılanması mümkün kılınsın. (VOA)

Kaynak: hurseda.net