ABD, Patriotları iyi ki satmamış!..

Milli Gazete'den Abdülkadir ÖZKAN ANALİZ ETTİ...

ABD, Patriotları iyi ki satmamış!..

Bölgemizde devam eden vekâlet savaşlarının bir dünya savaşına dönüşeceğine dair gelişmeler birdenbire yerini barış rüzgârlarına bıraktı. Böyle olunca da estirilen savaş rüzgârları göstermelik miydi? Eğer estirilen savaş rüzgârları göstermelik idiyse, şimdi estirilen barış rüzgârlarına inanmak mümkün olabilir mi soruları akla geliyor. Özetle son günlerde ABD ile İran arasında yaşananlar önce yüksek gerilim olarak ortaya çıktı, ancak çok geçmeden yüksek gerilimden eser kalmadı. Hatta Trump’ın son açıklamasında, “Ön şartsız İran ile masaya oturabiliriz!” cümlesi ister istemez insana, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” sözünü hatırlatıyor. Bunu söylerken ciddi çatışmaların olabileceği beklentisinin zirve yaptığı bir noktada böylesine barış havalarının esmesinden rahatsız olmak elbette mümkün değil. Ancak, ister istemez insan, “Dün yapılan açıklamaların anlamı ne idi, bugün ne oldu?” sorusunu akla getiriyor. Kısaca, insan özellikle bundan sonra söylenenlere inanmakta güçlük çekecek. Çünkü öyle anlaşılıyor ki uluslararası ilişkilerde söylenenlerden çok sonuçlara bakmak gerekiyor. Çünkü Trump’ın İran’a yönelik tehditleri ile İran yöneticilerinin ABD’ye yönelik tehditlerinin birbirilerine meydan okumaktan çok, kendi iç kamuoylarına mesaj anlamına gelebileceğini insan düşünmeden edemiyor.

Yapılan açıklamaların hangisi doğru, hangisi yanlış, doğru olanlar ne oranda gerçeği yansıtıyor belli değil. Bundan sonra belli olacağa benzemiyor. Bu hususlara dikkat çektikten sonra kafamı kurcalayan Patriot füze sistemleri üzerinde durmak istiyorum. Türkiye olarak yıllarca ABD’den Patriot füze savunma sistemlerini satın almak istedik. Ancak; ABD satmadı. Bunun üzerine savunma sistemlerine olan ihtiyacımızı Rusya’dan aldığımız S-400 füze sistemleri ile gidermeye karar verdik. Verdik ama bu da ABD ile aramızdaki ilişkilerin gerilmesine, hatta ambargoların uygulanmasına yol açtı. Bir bakıma ABD hem Patriot füze sistemlerini parası karşılığında satmadı, biz söz konusu savunma sistemini Rusya’dan aldığımızda sert tepki verdi. Bu tavrın görünen bir mantığı yoktu. ABD’nin yaptığı tam bir kovboyluktu. O günler geride kaldı ama İran’ın Irak’taki iki ABD üssüne füze saldırısı gerçekleştiğinde ABD’nin sahip olduğu Patriot füze sistemlerinin devreye bile girmemiş olması ya da devreye sokulduğu halde bir İran füzesini bile etkisiz hale getiremediği düşünülürse bu durumun ciddi olarak sorgulanması gerekiyor. Sözü edilen Patriot füze sistemleri eğer kendi üslerini korumakta bir işe yaramamışsa, iyi ki bize satmamışlar demekten insan kendini almıyor.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, ABD’nin Irak’ta başlattığı eşkıyalık, İran’ın ABD üslerine fırlattığı ama hiçbirinin hedefi vurmadığı, vurdu ise olayın bu yönünün iki tarafça da örtüldüğü bir noktada karşılıklı açıklamalarda, “Bu gerilimi burada bitirelim” anlamına gelen açıklamalar ne kadar inandırıcı sorusunun cevabının düşünülmesi gerekiyor. Ayrıca ABD’nin Irak’ta İranlı General Kasım Süleymani’yi vurduğu kesin iken İran’ın ABD üssünü vurduğu kesin olmakla birlikte, ne kadar zarar verdiği hususları sanıyorum çok geçmeden ortaya çıkacaktır ama bu gerçekleşene kadar kafalardaki sorular çoğalarak devam edecektir.

Bir de gerilimin böylesine ciddi boyutlara ulaştığı bir noktada ABD üslerine fırlatılan İran füzelerinin savaş halini barış havasına dönüştürmesinin ipuçları elbette aranacaktır. Söz gelimi iki ülke aralarında nasıl bir anlaşmaya vardılar da birdenbire savaş gündemimizden çıktı? Ya da yapılan açıklamalar ne kadar gerçeği yansıtıyor? Çünkü diplomaside söylenenlerden çok yapılanlar önemlidir.