Tarih: 28.01.2020 09:03

 Sinan Eskicioğlu; Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü

Facebook Twitter Linked-in

 

Salı gününe girerken politikanın içinde bulunduğu durumu ve oluşan havayı ve analizleri yazmak adet haline geldi. Ama politikanın içinde bulunduğu durum, Elazığ depremi vesilesiyle ‘deprem politik’ durumundan ibaret. Dünkü yazımda da dile getirdiğim gibi, konuşmadığımız deprem konusuna şu anda bütün enerjimizle eğiliyoruz. Politikadaki gelişmeler de deprem merkezli ilerliyor ve sonrasındaki daire deprem yardımları ve bu yardımların sınıflandırılması ve HDP’nin bu çemberi aşamaması. AFAD’ın standartlarına uymadığı söylendi. 

HDP’nin AFAD’ın standartlarına neden uyum sağlayamadığını irdeledim. ‘Belediyelerine kayyum atandığı için resmi yazışmalar ulaşmadıysa’ dedim kendi kendime. Belki ondan olabilir. Çünkü Avrupa merkezli dernekler bile standartlara uymuşlar ki, yardımlarını gönderdiler. 

Politika depremle şekillenip, yardım yarışı ve sınıflandırılması olunca; ben de sizlere BM’nin ilan ettiği önemli bir günden bahsedeyim:

27 Ocak Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü…

İlahiyat eğitimi alan, kimilerine göre ‘İslamcı’ etiketi konulan ve ‘modern hayatta İslam’ın yaşanması’ ile ilgili çalışmaları ve kitabı olan biri olarak; neden bu konuyu ele aldığımı da sorguluyor olabilirsiniz. 

Haklısınız. 

Çekmeceler ve bize dayatılan hayatlar var ve bunlara uymuyor. 

Gençliğimde ben de antisemitik söylemlere ve baskılara maruz kaldım. Nasıl ki ülkemizde gereksiz ve irkilten ifadelerle Kürt düşmanlığı dayatıldıysa; İslamcı kesimde de (Muhafazakar ya da dindar kesim de diyebiliriz) ‘Yahudi düşmanlığı’ en üst seviyede idi ve hatta şimdi de öyledir. 

Ben de buna maruz kalmış biriyim, evet. Hatta öyle ki, ‘Yahudi zihniyeti’ diye bir tabiri bile uydurmuştuk. Neydi bu tabir? Zeki, akıllı, işini bilen, her şartta başarılı olabilen, kurnaz ve değerleri olmayan insan… 

Evet, bu bir bakış açısı idi. O pencereyi bizlere dayattılar ve bizler her olaya bu pencereden baktık. 

Zaman içinde (okumalar, araştırmalar ve uzun düşünmeler) olayların farklı cephelerini de gördük. İşin aslının farklı olduğunu da…

Bize dayatılan bakış açısına göre Holokost neydi biliyor musunuz? Çok acı ama gene de ifade edeyim, belki bizden sonraki kuşaklara fayda sağlar. Bize anlatılanlara göre Holokost; İsrail devletinin kurulması için özellikle hazırlanmış bir tezgahtı. Evet, yanlış duymadınız. 6 milyon insanın vahşice öldürülmeleri bu şekilde resmedilmişti ki, insanların içinde merhamet oluşmasın!!!

Nasıl bir kin ve nefrettir bu? 

Günlük yaşama kuralları birbirine çok benzeyen iki İbrahimi din ve kurulmaya çalışılan devasa bir kin duvarı… 

Zaman içinde anlıyorsunuz ki, birileri bu KİN’den besleniyor ve nemalanıyor, rant elde ediyor… 

İşte bu sebepledir, benim bu konuyu ele almam. Genelde İlahiyat ve özelde İslam İlahiyatı öğrenimi almış, Adil Düzen denemesi üzerine yazılar kaleme alan ve İslamcı mahallede yetişmiş biri olarak; Holokost ile ilgili yalan tezlerle uyuşturulan zihinlere, bu acı vahşeti hatırlatmak önemli, hatta çok önemli. 

Eski Auschwitz-Birkenau toplama kampı, Holokost anısının en önemli sembollerinden biri. 75. yıl dönümü sebebiyle toplantılar, hatırlatma ve unutmama etkinlikleri de düzenlendi. 

Bilmiyorum o günleri hatırlamak ve hatırlatmak; bu vahşeti yaşayanlara, bu vahşeti dinleyenlere ne kadar acı veriyor? Yaraladığını düşünüyorum…

Milyonlarca masum insan, sadece ve sadece Yahudi oldukları için en iğrenç şartlarda çalıştırıldılar, ilaç sanayii için kobay olarak kullanıldılar ve sonra da canice öldürüldüler. 

İslam dini ve hukuna inanan Müslümanlar bu vahşete seyirci kalmamalıydılar. İnsanlık dışı bu vahşete dur demek ve kınamak; bırakın Müslüman olmayı, insan olmanın bir gereğidir. 

İslam noktasından bakacak olursak eğer, yapılan ZULME seyirci kalındığı için günah işlemiş durumunda bile olabiliriz. 

Ayetlerdeki ‘yanlış insan davranışları’ bize o insanlara düşmanlık olarak öğretildi ama işin aslı ‘yanlış olan insan davranışları ve bunların örneklendirilmesi’ idi. 

Tıpkı ayette olduğu gibi: ‘İşte bu yüzdendir ki İsrailoğulları’na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur…’ (Maide, 32) 

Yanlışları yapan Yahudiler var diye bütün Yahudiler suçlu ise; yanlışlığa batan Müslümanlar var diye de bütün Müslümanlar…..

Düşünce böyle ise, vay halimize…

Sevgi ve Bilgiyle kalın 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —