Bir Çift Yürek

Hertarafhaber yarı Harun Aykaç Marlo Margon’un, Avustralya’da, oranın yerli halkı olan Aborijinler ile birlikte yaşadığı, insana kendisini hatırlatan anılarına yer verdiği Bir Çift Yürek adlı, çok okunan ve ilgi uyandıran eserini değerlendiriyor.

 Bir Çift Yürek

Hertafafhaber'in, konu ile ilgili sunumu...

"Bir Çift Yürek, Amerikalı bir kadının Avustralya'da yaşadığı ruhsal yolculuğun öyküsüdür. Göçebe kültürden Aborijinler eşliğinde, kabilenin kendilerini adlandırdıkları şekliyle, "Gerçek İnsanlarla" birlikte dört ay süren ve çölü boydan boya katettikleri uzun bir yürüyüşe çıkar. Bu süre boyunca, çölün çorak coğrafyasındaki bitkiler ve hayvanlarla uyum içinde yaşamayı öğrenir. Olağandışı insanlardan oluşan bu toplulukla birlikte yaptığı yolculukta Morgan, bu insanların 50.000 yıllık kültürlerinin felsefesi ve bilgeliğiyle tanışır.

Macerasının ilk gününden itibaren bu çetin yolculuğun zorluklarıyla mücadele etmek zorunda kalır. Dayanıklılığının hergün sınandığı bu zorlu yolculukta, karşılaştığı her zorlukla birlikte ruhu da değişime uğrar.

Aborijinler onu, büyük bir alçakgönüllülükle kendilerinden biri olarak kabul eder ve onun şefkat dolu öğretmenleri olurlar. Öğretmenlerinden, her insanın eşsiz niteliklerini ve içsel ruhunu takdir etmeyi ve kutlamayı öğrenirken bir yandan da güçlü doğal şifa yöntemlerine tanık olup onların canlılarla ilgili farkındalıklarının ne kadar derin ve anlamlı olduğunu da anlamaya başlar.

Bir Çift Yürek, yazarın kendi bastırdığı ilk basımından itibaren uluslararası bestseller olmuş ve tüm insanlığa eşsiz, zamanın derinliklerinden gelen güçlü bir mesaj iletmiştir. Eğer tüm varlıkların, aynı evrensel birliğin bir parçası olduğunu anlarsak, dünyamızı yokoluştan kurtarmak için halen geç kalmış sayılmayız. Varolan her şey inanılmaz derecede güzel ve hassas bir karşılıklı bağımlılık dengesinde bulunmaktadır. Eğer bu mesajı alabilirsek, o zaman bizim yaşamlarımız da Gerçek İnsanlar'ınki gibi bu yüce amaçla dolabilir."

***

Harun Aykaç'ın Marlo Margon’un “Bir Çift  Yürek“ isimli eseri ile ilgili değerlendirme-yorumu...

"Bu eser yaşanmış bir deneyimin ürünü olup Amerika’dan Avusturalya’ya giden Marlo Morgan tarafından kaleme alınmış.

Modern diye vasıflandırdığımız insanlar ile Avusturalya’nın kadim halkı olan Aborijinler arasındaki dünyaya bakışlarındaki farklar bir kahramanın gözünden aktarılarak bize yansıtılmış.

Aborijinler görünürde ilkel ve medenileştirilmesi gereken varlıklar olarak değerlendirilir ve onun için de Avusturalya hükümeti tarafından birçok uyum programına tabi tutulmuş. Aborijinlerin bir kısmı bu programlara uyarak süreç içerisinde gelenek görenek ve kültürlerinden uzaklaşarak yitip gitmişlerdir. Ancak yazarın birlikte yola çıktığı bu az sayıdaki Aborijinler artık sonradan gelenlerin kendilerini anlamaması ve onların elindeki birçok maddi - manevi birikimleri alarak tahrip etmesi ile bir karar alırlar. Bundan sonra kendi aralarında da evlenmeyerek kadim kültürlerini yaşayarak bu dünyadan göçmeyi öncülerler. Kitabı yazan şahsıda kültürlerine bir tanık olarak aralarına alıp onu bir mesajcı olarak aramıza gönderirler.

Modern tıp ve insanın günlük hayatında kendisine dert ettiği birçok şeyi onlar kendilerine dert etmezler. Onlara göre kâinatı var eden her şeyi ölçülü yaratmış ve yine verdiği her derdin dermanını da yine bu kainatın içinde var etmiştir.

Bu kâinattaki dengeyi bozan ve hayatı çekilmez hale getiren de yine bu kainattaki her türlü nimeti ölçüsüzce kullanan insanoğlunun kendisidir.

Bu bağlamda onların yaşadıklarından ve gözlemlediklerinden birtakım pasajları aktararak sizleri o dünyaya götürmek istiyorum. Ancak bir bütün olarak eğer bu yaşananlara şahitlik etmek isterseniz kitabı baştan sona okumanızı salık veririm.

....

Bu ülkede hoşlanmadığım tek bir şey vardı. İzlenimlerime göre ülkenin asıl yerlileri olan ve Aborijinler adı verilen, esmer tenli kişiler ayrıma tabi tutuluyorlardı. Avusturalyalılar, onlara Amerikalıların, kendi yerlileri olan Kızılderililere davrandıkları gibi bir tutum sergiliyorlardı. Onlara yaşama hakkı tanınan tek bölge olan “ Outback “ beş para etmez kumlarla örtülüydü ve kuzey yöreleri yüksek kayalıklar ve sert çalılıklarla kaplıydı. Hâlâ onlara ait olduğu kabul edilen ve yaşama koşullarının görece düzgün olduğu tek yer ulusal park ve bu nedenle burayı turistlerle paylaşmak zorundaydılar.

….

Aborijinlerin bir koyun kesmeleri durumunda çiftlik sahipleri hiçbir yasal işlem yapmazlardı , çünkü Aborijinler sadece ayakta kalmalarına yetecek kadarıyla yetindikleri bilinirdi ve sahip olduklarına inanılan doğaüstü güçler nedeniyle onlardan korkulurdu.

….

Ömrünü insanların sağlıklarını korumasına adamış olan ben , gerçek kültürel köklerini yitiren ve yaşamda bir amacı olmayan insanların elinden ancak ölümle kumar oynamak gelir.

....

Eski bir Amerikan kavramı olan, müşterilere referans verme sistemini de benimsettim.

....

Ooota’ya göre , Gerçek İnsanlar’ın telepatiden yararlanabilmelerinin nedeni , onların asla yalan söylememesiydi. Bu kabilenin insanları gerçekleri gizlemek, minik ve zararsız yalanlar söylemek nedir bilmezler. Hiç yalan söylemedikleri için saklayacak hiçbir şeyleri de yoktu. Onlar, birbirlerini algılamak için zihinlerini açık tutmaktan ve başkalarına bilgi vermekten yüksünmeyen bir öbek insandır.

...

Kendimi bağışlamayı, yargılamamayı, ama geçmişten ders almayı öğrenmem gerekiyordu. Bana kabul etmeyi, içten olmayı ve başkalarının da aynını yapabilmesi için kendimi sevmeyi öğrettiler.

….

Babam bana hep şöyle derdi : “ İnsanlar bir şirket için değil , başka insanlar için çalışırlar . “

….

Sürekli dışarıya, başkalarına bakıyordum, benim edimlerimi , sözlerimi nasıl karşıladıklarını gözlemliyordum . Yaşamımda ilk kez tam anlamıyla dürüst davranıyordum.

....

Ülkemdeki hastamı tekrar geçirdim aklımdan, sonra da genç Aborijin kıza baktım. Onun mücevherinin bir anlamı, bizimkilerinse ekonomik değeri vardı.

Gerçekten de, diye düşündüm, bu dünyanın bir yerlerinde, değer sistemini yanlış yerlere oturtan insanlar vardı ; ama bunların , Avusturalya ‘nın en iç noktalarında yaşayan ilkeller olmadıklarına emindim.

Şimdi durma, düşünme , Tanrısal Birlik ve tüm yaşam ile ilişkimizi gözden geçirme zamanıdır.

...

Acaba bundan sonra yargılayan bir tavır sergilemeden, gerçekten önemli olana konsantre olarak , başkalarının inandıkları yolda yürümelerini kutsamayı becerebilecek miydim ?

...

Asla benim halkımın yanlış, kendi kabilelerinin doğru yaptıkları hakkında bir yargıda bulunmadılar.

...

Bir insanın yaşamında kim olduğu ve sonsuz varoluş nedeni hakkında düşündüğü anlar gerçekten ne da azdır!

...

“Sizler neyi kutlarsınız?"

“Daha mükemmel olmayı. Bizler eğer geçen yıla oranla daha iyi , daha bilge olmuşsak , bunu kutlarız . “

Bazı ağaçların kabukları dizanteriye iyi gelirken, bazılarının reçinesi suda eritilerek öksürük şurubu yapılıyordu.

...

İlerleyen günlerde yaptığım gözlemlerde bazı çiçeklerin yapraklarını çiğnemek gibi bir alışkanlıkları olduğunu ve bunun onları tifo ve benzeri hastalıklara yol açan bakterilerden koruduğunu öğrendim.

...

Kendini koruma, öç alma, çıkar ya da beslenme uğruna bir insanoğlunu öldürmek tamamıyla yanlıştır . Gerçek İnsanlar Kabinesi’ni, mutasyona uğramış insanlardan ayıran tek ayrım asla cana kıymamasıdır.

“Savaşta ahlak yoktur, dediler." Ama yamyamlarda asla bir gün yiyebileceklerinden fazlasını öldürmezler. Sizin savaşlarınızda, birkaç dakika içinde binlerce kişi ölüyor. “

...

Elli yıllık uygarlık yaşantımdan sonra bedenimin toksinlerden arınması elbette biraz zaman alacaktı ve çölde bir süre daha yaşarsam bunun gerçekleşeceğinden emindim.

...

Sonra gözlerimi kapatıp gevşemeye başladım ve toksinlerin bedenimden akıp gittiklerini, toprağın temizleyici, arındırıcı, serin, harika özelliklerini kazandığımı düşündükçe zaman daha hızlı akmaya başladı.

...

Tedavi konusunda böylesine yetenekleri olan ama ne biyokimya ne de patoloji eğitimi almamış olan bu insanlar gerçeğe, iyi niyete inanıyordu ve iyi olma inancına sahiptiler.

...

O akşam bana şöyle dediler : “ Bir müzisyenin müzikal ifadeyi araması gibi, evrendeki müzik de ifade edilmeyi bekler. “

Yazılı bir dilleri olmadığından bilgiler kuşaktan kuşağa şarkılar ve danslarla aktarılıyordu.

...

Ruhsal Kadın bana yeteneğinden söz etti. Her insan tektir, her birimize özel nitelikler verilmiştir ve bunlar güçlendirilerek ömür boyu süren yeteneklere dönüştürülebilir.

. ..

Develer Avusturalya ‘ nın yerlisi olan hayvanlar değildi. Bir zamanlar taşıma işlerinde kullanılmak üzere buraya getirilmişlerdi ve anlaşıldığı üzere bazıları hayatta kalabilmişti.

...

İsa, gerçek İnsanlar Kabilesi ‘ne gelmemiştir. İstese elbette gelirdi, bizler yine buradaydık , ama mesajı bizler için değildi . Bize gerekli değildi çünkü bizler nasıl yaşamamız gerektiğini unutmamıştık.

Ama bir şekilde biliyordum ki , fiziksel sağlığı iyileştirmek için , her insanın içinde olan ve kanayan , yaralı  ve hastalıklı o sonsuz varlığı iyileştirmek gerekiyordu .

Yerlilerin inancına göre maddesel nesneler korkuya yol açar. İnsanlar ne kadar çok mala sahipse o kadar çok korkarlar. Ve olasılıkla sadece bu nesneler için yaşarlar.

...

Aynı günün ilerleyen saatlerinde, Zaman Tutma geçitlinde sprey boyanın asıl mucidinin Aborijinler olduğunu öğrendim. Çevre konusunda duyarlı olan bu insanlar zehirli kimyasallar kullanmıyordu. Onlar zamana uydurarak değişmeyi reddetmişlerdi ve böylece 1000 yılında yaptıkları seçimle bugünkü seçimleri aynıydı .

Bizim yanımıza iki açık yürekle geldin. Şimdi de bu iki yürek hem bizim hem senin kendi dünyan için anlayış ve duygu ile dolu.

Dün, gereksinim duyduğum her şeyim vardı: Yiyeceğim, giyeceğim, sığınağım, sağlığımla ilgilenenler, dostlar, müzik, eğlence, destek, bir aile ve bolca kahkaha ve bunların tümü bedavaydı . Ama şimdi bu dünya tümüyle yok olmuştu.

...

Bugün para için dilenmezsem hiçbir şey yapamayacaktım. Gereksinim duyduğum her şeyi satın almak zorundayım.

Bütün dünyanın evsizleri ile ilgili düşüncelerim o anda birdenbire değişiverdi.

...

Yaşamımın geri kalanını Gerçek İnsanlardan öğrendiklerimi uygulamakla geçirmek istiyorum .

Her şeyi ! Hatta gözden yitme sanatını bile !!!"