Belki bu sefer bir ders olur

Mehmet Şeker, Kahramanmaraş Pazarcık ilçesi ile Elbistan’da meydana gelen şiddeti büyük iki depremi 99 Marmara depremi ile kıyaslayarak, dilek, temenni ve olması gerekenleri acılı bir dille ifade etmeye çalışıyor.

 Belki bu sefer bir ders olur

Allah’ım çaresizlik ne kötü. Bir kere daha, ne kadar âciz olduğumuzu fark ettik.

İstanbul’da beklenirken, yıllardır uyarılar yapılırken, pazartesi gecesi, sabaha karşı 04.17 itibariyle Kahramanmaraş Pazarcık’ta 7,7’lik deprem meydana geldi.

6 bin kadar bina yıkıldı.

Can kaybı 2000’i geçti, 13 bin civarında yaralı var.

7 binden fazla vatandaşımız enkaz altından kurtarıldı.

On ilde ciddi hasar büyük: Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Malatya, Hatay, Adıyaman, Diyarbakır, Osmaniye, Kilis, Adana.

Henüz köylere dair ayrıntılı bilgi yok.

Çevre illerde de korkutucu şekilde hissedildi.

99’daki Gölcük merkezli Marmara depreminden daha büyük bir afet bu.

İçişleri Bakanlığı tarafından, en yüksek seviye olan 4. seviyede alarm verildi.

*

Suriye’de 600’e yakın can kaybı olduğu açıklandı.

Lübnan, Mısır, Kıbrıs da sallandı.

Pek çok artçı sarsıntı oldu. Artçısı bile 6,6 büyüklüğünde.

Ülkenin her yerinden kurtarma ekipleri bölgeye ulaştı.

Kara gün dostumuz Azerbaycan 370 kişilik kurtarma ekibiyle yardıma koştu.

45 ülkeden yardım teklifi geldi.

*

Kar, kış, soğuk… Hiç değilse hava şartları bu kadar ağır olmasaydı…

Canlı yayında endişe ve derin bir üzüntüyle takip ederken, çatlak bile olmayan, sağlam görünen binalar yıkıldı, yerle bir oldu.

Bölgede pek çok bina riskli. Yetkililer bütün binaların boşaltılmasını tavsiye ediyor.

Enkaz başında bekleşen insanların 200 metre uzağa gitmelerini istiyorlar.

Fakat yeterli boş alan yok her yerde.

Yüz metre ileride başka binalar var. Kimi yerdeyse binalar arası boşluk 50 metre bile değil.

*

Kurtarma çalışmaları sürerken, büyük bir deprem daha oldu. Bu defa merkez Elbistan, 7,6 büyüklüğünde.

Öncekinden ayrı bir deprem olduğu açıklandı.

Artçıların en az bir yıl kadar devam edeceği bilgisi de çok ürkütücü. Zira artçılar da kendi başına yüksek yıkım gücüne sahip. Özellikle derme çatma kurulan binalarda risk büyük.

Hele kötü ve yetersiz malzeme ile yapılanlar, insan tuzağı sanki.

*

99 depreminin üçüncü gününde Gölcük’te iki kişiyi arabaya almıştım. İzmit’e gideceklerini söyleyip bindiler. Kir pas içindeydiler, yorgun, kederli. Üç gündür uyumadıklarını söylemişlerdi. Sağlık görevlisiydiler.

Birinin kadın olduğunu yolun yarısında fark ettim. Ben ikisini de erkek sanmıştım. Konuşunca anladım.

O kadar perişan haldeydiler.

*

Kurtarma çalışmaları yapan ekipler, etrafta bekleşenlerden sessizlik istiyor.

Enkaz altında kalmak ve çaresizce kurtarılmayı beklemek ne acı.

Enkaz dışında ise yakınlarının, sevdiklerinin kurtarılmasını beklemek ondan geri kalmaz.

*

Çok üzgünüm, hepimiz çok üzgünüz.

Biz geride kalanlar, elden bir şey gelmediği düşüncesine kapılıyoruz çabucak.

Dua var. En büyük gücümüz. El açıp yalvardığımızda boşa gitmeyeceğine inanıyoruz.

Aramızda günahsız, masumlar vardır mutlaka. Duası kabul edilir onların.

*

Ayrıca deprem bölgesine yardım ulaştırabiliriz.

AFAD yardım kampanyasına katılabilir, istediğimiz kadar bağış yapabiliriz.

En azından DEPREM yazıp mesajı 1866’ya gönderirsek 20 TL yollamış oluruz.

Yaralıların kan ihtiyacını karşılamak üzere Kızılay’a kan bağışlayabiliriz.

Ülkenin 300 noktasında kan bağışı alınıyor.

Deprem bölgesinde yolları ve telefonları gereksiz yere meşgul etmekten kaçınabiliriz.

Belki bu acı, bize bir ders olur ve bundan böyle depreme dayanıklı binalar yapmaya niyetlenebilir, bu niyetimizi gerçekleştirebilir ve mahallede bir boşluk bırakabilir, park yapabiliriz.

Bu gibi durumlarda toplanma meydanı olması için.

Hayatını kaybedenlere yüce Mevlâ’dan rahmet, yaralılara şifa, kurtulanlara sabır diliyoruz.