Bu kitap, İslam'a karşı değil; İslam adına kurulan dokunulmaz dile karşı yazıldı.
İslamcılığın bir uyanış olarak başladığı yerde, nasıl bir ideolojiye, nasıl bir iktidar refleksine ve nasıl bir suskunluk rejimine dönüştüğünü anlatıyor.
Sloganların ardına saklanan ahlâkı, kutsallık zırhına bürünen gücü, eleştiriyi ihanet sayan dili parçalara ayırarak inceliyor. Bu metin rahatlatmaz.
Taraf seçtirmez.
Ama okurun eline şunu bırakır:
uzun süredir elinden alınmış bir şey-
soru sorma hakkını.
Çünkü bazen bir düşünceyi savunmak değil,
onu aşmak
hakikate daha yakındır.


