70 yıl önce CHP´ye uyan, bu gün AKP´ye uyuyor

AKP´nin kuruluşunda görev almış ve iktidarında sayılı makamlara oturmuş bazı saygın zevatın, bir yıldan fazla zamandır medya piyasasına sürdükleri ?Yeni Parti? kurulacak havası ve iddiası, seçimlerde sarsılmış AKP´yi güçlendirmeye, güçlü sandırmaya yöneli

70 yıl önce CHP´ye uyan, bu gün AKP´ye uyuyor

Milli Gazete´den yazar Necati Tuncer, analizinde kurulması düşünülen ´yeni parti´lerin, Ak Patti´yi güçlendirmek gibi bir misyonu "bulunduğunu" vurgulamakta...

Memleketimizde, kökü yabancı iklimlerde sulanan ve yemişi içeride devşirilmek istenen garip bir tecelli olarak, bir o kadar garip (yeni parti) havası estirilmek istendi.

Bir kotranın güvertesine -vantilator- koyup onunla yelkenlerin şişmesini ve teknenin yürümesini beklemekten biraz daha hazin olan bu suni durum, karşı(mıza) sunilerin sunisi, sathilerin sathisi, ve sahtelerin sahtesi (iç muhalefeti) çıkardı.

(2019-2002=17) yıldan beri nasıl her gün muvafıklığı öldürmekten başka bir şeye yaramadıysa (AKP), (yeni particiler) de muhalifliği öldürmekten başka bir iş beceremediğini ve beceremeyeceğini gösterdi.

Eğer bu muzdarip ve her şeye küskün Türk halkı, (ve medya) (yeni particilere) küçük veya büyük bir alaka gösterdiyse, bunun iç yüzü, onlar hakkında her hangi müsbet bir telakkide değil, karşı tarafa ait bütün bir menfi görüştedir.

 

(Yeni particiler) cehdsiz ve emeksiz, kendi kendisine doğan en kolay ve en ucuz bir istismar vesilesi halinde, (17) yıllık suni ve mecburi alkışların, suni ve mecburi ?eyvallah-ların gizli aksülamellerini ?Armut piş, ağzıma düş- tarzında topla(mak); ve ruhlarda zıt tarafa doğru en kesif ihtibasla tıklım tıklım yatan hınçlı ıslıkları kendi lehinde bir el çırpması diye almakta zorluk çekme(yeceklerini sanmaktadırlar.)

İmdi!.. Güneş gibi zahir, yağmur suyu gibi berrak, billur gibi keskin hakikat:

Şu ismine (Adalet ve kalkınma partisi) denilen ve uğrunda en köksüz ve samimiyetsiz cinsiyle bunca edebiyat (ve bunca tv programları) köpürtülen hadise, bütün selahiyet ve hakimiyetini sadece madde planında (alternatifsizlikten) almış, sonra bu maddi (alternatifsizliği) ruh planında hergün biraz daha kaybettirmiş,

(mesuliyetindeki) yoğurduğu nesillere hiçbir vecd ve iman aşılayamamış, hiçbir ideologya ve dünya görüşü kuramamış, üstelik kendinden evvel ata mirası halinde ne kadar ruhi ve ahlaki kıymet varsa hepsinin birden temelini örselemiş, sayısız maddi inşaalarına rağmen harabelerin en müthişi halinde memleket sathına çökmüş ve yalnız olmayışın, yapılamayışın, tutturamayışın, ihtarcısı olmaktan başka işi kalmamış, mahzun ve muzdarip bir vakıadır!

 

O, artık bütün itibarını kaybetti ve öz nefislerini korumaktan başka gayret sahibi olmayan birkaç yüz kişilik ?feodalite- kadrosunu sürükleye sürükleye son vade merhalesine ayak bastı.

 -II-

Yapılan herşey, en basit bir dürtüşle madde planında kendi kendisini kurtaran bir milletin zaferini, aynı millete karşı, en dar ve en sığ bir anlayış adına, korkunç bir istismardan ibaret kalıyor.

Hiçbir şey olmadı;

Oldu diye gösterilen herşey,

Gerçek oluşu

Hiç olmayıştan daha mahrum ve ümitsiz yaşatan bir uzaklığa kaçırdı.

Bir madde kurtuluşunu bütün bir ruh göçüşü takip etti.

Necip Fazıl Kısakürek 16 Mayıs 1947´de Cumhurbaşkanı İsmet İnönü´ne Ce.He.Pe´sini anlatıyordu. (I-II)

O makalenin günümüzü ilgilendiren yerlerini aldığımızda ve (  ) parantez içi ilaveleri yaptığımızda, ortaya AKP´nin ızdıraplı halini anlatan bu yazı çıktı.

II. Kısımda haykıran ve feryad eden bir Üstad var. ?Kendi kendisini kurtaran bir milletin zaferi? derken, bu ülke insanlarının aklına Temmuz´un ortasındaki bir günün tarihi gelmez mi?

?Aynı millete karşı,

En dar ve en sığ anlayış adına,

Korkunç bir istismar...?

Bu kelimeler de herkese, 16 Temmuz´da üretilen bir çarşaflı bayanı, Başbakan´ın kucakladığı kahraman kadın propagandasıyla ?Milletin zaferini? gölgeletmeyi çağrıştırıyorsa...

?Gerçek oluşu?

Hangi ?uzaklığa kaçırdı? sorusuna acilen cevap bulunmalıdır.

Söylenmeyenleri isyanıyla haykıran Necip Fazıl´ın ileri görüşlülüğüne kanıt sayarsak eğer bu tespitlerini...

?Kökü yabancı iklimlerde sulanan ve yemişi içerisinde devrişilmek istenen? partiler konusuna gelirsek (I), elbette bizim de var diyeceklerimiz ve tarihe önemli not olarak düşeceğimiz analizimiz...

AKP´nin kuruluşunda görev almış ve iktidarında sayılı makamlara oturmuş bazı saygın zevatın, bir yıldan fazla zamandır medya piyasasına sürdükleri ?Yeni Parti? kurulacak havası ve iddiası, seçimlerde sarsılmış AKP´yi güçlendirmeye, güçlü sandırmaya yönelik bir siyasi harekettir.

Bu tezi seslendirenler şunları diyorlar: Yeni partiyle anılan ve adları ?eski? olanlar, bizzat partilerinin içinde ve makam sahipleri iken, hangi muhalif cümleyi milletle paylaştılar ki, şimdi yeni bir alanda ortak olacaklar?

 

Bugün şikayetçi oldukları iktidar günlerine partileri adım adım gelirken, tarihi okuyamamış, tarihe mal olacak bir metni konuşamamış, sadece kazananı seyretmeyi marifet bilmiş olanlar, bugün ne olmuş olacaklar da milleti manifestolarıyla kurtaracaklar? AKP diyor ki: Benden vazgeçerseniz, bulacağınız bunlardır. Üstelik, aralarındaki ikiliği düzeltmek angaryasını da yükleneceksiniz!

Gerçek nedir?

Her oyunun bir perde arkası vardır. Gözlere medya gücüyle çekilen perdenin de arkası vardır.

AKP iktidarına en tutarlı, en belgeli ve en gerçek muhalefeti yapan Saadet Partisi´nin varlığını perdeleme girişiminden başka bir şey olmayan AKP´lilerin ve eski AKP´lilerin bu kayıkçı kavgasının varacağı son nokta, kurduklarının ve kuracaklarının yakın bir zamanda tabela olarak kalacağıdır.

İktidarı, sistem değiştirmesine rağmen hâlâ sorunlu olanların, beraber şarkı söyledikleri ve ıslandıklarının bir kısmını, Saadet Partisi´nin yoluna işte böyle taş olarak koymaya çalışmalarına, muhalefet üretmenin en geçersiz, en verimsiz  ve en sevimsiz hali denir.

***