Tarih: 11.01.2019 14:27

28 Şubat mağduru öğrencilerin feryadı

Facebook Twitter Linked-in

Serdar Arseven 18.12.2018 tarihli yazısında Sayın Cumhurbaşkanına hitaben bir açık mektup yayımladı. Mektup 28 Şubat Öğrenci Derneği Başkanı Emine İlyas´a aitti. Emine İlyas mektubunda      ?Çabalarınızdan ve sağladığınız imkândan dolayı teşekkür ediyoruz. Ancak okullarımızın bitmesi ile engeller bitmedi. Bu kez, çalışma haklarımızla ilgili engellerle karşılaşmaya başladık.?, diyordu.

Devamla?

 ?28 Şubat darbesine karşı çıkan bizler, şimdiye kadar darbelere karşı dik durmuş ve darbe mağdurlarının hep yanında olmuş sizden, mağduriyetlerimizi giderecek ve yaptığınız onca güzel işi taçlandıracak bir hamle daha bekliyoruz?diyerek Sayın Cumhurbaşkanından konu ile ilgili yardımlarını talep ediyordu.

Emine İlyas´ın mektubunda, Sayın Cumhurbaşkanın çözüm için talimat verdiği lakin şu ana kadar bu insanların taleplerini karşılayacak somut bir neticenin ortaya çıkmadığı belirtiliyor.

28 Şubat´ın üzerinden 20 yılı aşkın zaman geçti. O 20 yıl içinde bu ülke 1 muhtıra 1 kanlı darbe girişimi gördü. Her ikisi de püskürtüldü. 28 Şubat yakın tarihin belgesel konusu haline geldi.

Şimdi belki de pek çok kişi şaşıracak.

Nasıl yani? diyecekler.

Nasıl oluyor da hâlâ o dönemin mağdurlarının mağduriyetleri bugün devam ediyor?

Bu anlamlı sorunun çok anlamlı bir cevabı var?

Onlar için bitmeyen bir 28 Şubat

Okullarda başörtüsü yasağının katı bir şekilde uygulanmaya başladığı 1997 yılında, KPSS olmadan atamalar yapılabiliyordu. 1997 ? 2012 arası dönemde başörtüsü yasağı olduğu için başörtülüler ne KPSS´ye girebildiler ne sınavsız atanabildiler. Öte yandan 28 Şubat´ta eğitim hakları gasp edilmiş başörtülü öğrenciler de ancak 2011 öğrenci affından sonra okullarına devam edip mezun olabildiler.

20 yıl önce mezun olacağınız okulunuzdan 20 yıl sonra mezun olabilmeniz mağduriyetinizin sona erdiği anlamına gelmiyor maalesef.  Eğitim hakkının kazanılması önemli; lakin bu hak çalışma hakkı olmaksızın pek bir anlam ifade etmiyor.

Birçok kurum memur alımı için yönetmeliklerinde 35 yaş sınırı getirmiş durumda. Milli Eğitim Bakanlığı da öğretmenlikte 40 yaş sınırı arıyordu. Öğretmenlikteki 40 yaş sınırı kaldırıldı, ancak diğer pek çok branşta, özellikle de A sınıfı kadrolarda 35 yaş sınırı devam ediyor.

Problem de şu an için tam burada!

28 Şubat mağduru olan başörtülü öğrencilerin büyük çoğunluğu haksız ve hukuksuz biçimde önlerine çıkarılan engeli yıllar sonra aşıp okullarından mezun olabildiler, ne var ki bu sefer de yaş engeli ile karşılaştılar. Bir diğer husus; kendilerinin yarı yaşında ve yeni mezun gençlerle aynı sınava girip yüksek puanlar almaları isteniyor. Bu ise adil olmayan bir durum.

Mağdurların talepleri

Bu insanların sorunun çözümü için Cumhurbaşkanından ve hükümetten talepleri şunlar:

1) Konu, Kamu Denetçiliği Kurumu´na daha önce taşındı. Kamu Denetçiliği Kurumu bir rapor hazırladı. Raporda sorunun çözümü için eksik olan unsurları tespit etti ve çözüm önerisi sundu. Rapor doğrultusunda adımlar atılması.

2) Özellikle öğretmen olan hak sahiplerinin bir an önce atamalara dâhil edilerek atanmalarının sağlanması.

3) Eğer bu kadarı bile mümkün değilse sayıları 1000 civarında olan hak sahiplerinin istisnai memuriyetlere atanmaları suretiyle haklarının teslim edilmesi.

 

***

Şimdi, anlaşıldığı kadarıyla sorun en üst mercie kadar iletilmiş. Sayın Cumhurbaşkanı duyarlılık göstermiş ve sorunun çözümü için talimat vermiş. Konu, Kamu Denetçiliği Kurumu´nun önüne gelmiş. Kurum, konu il ilgili bir çalıştay düzenlemiş ve bir tavsiye kararı almış. Bu kararda, yaş şartı aranmaksızın öğretmen adayları için KPSS´ye girip 50 puan almaları, diğer branşlar için KPSS´ye girmiş olmaları şartı ile mülakatlara çağrılarak atanmalarının sağlanması istenmiş. Alınan bu tavsiye kararına,  Milli Eğitim Bakanlığı ve Aile Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olumlu yanıt vermişler. Ne var ki bugüne kadar somut bir adım da atmamışlar.

Ortada bir sorun var!

Bu sorunun ortaya çıkmasında sayılarının 1000 olduğu söylenilen kişilerin bir katkısı yok. Onlar sadece tarihin bir kesitinde akıl tutulması yaşayan kendi devletlerinin haksız ve hukuksuz tasarruflarının mağduru olmuş kişiler. Böyle bir sorunu ortaya çıkaran ve insanları mağdur eden devletin kendisi. Dolayısıyla bu insanların mağduriyetlerini gidermek de devletin sorumluluğudur.

Mağduriyete neden olan uygulamalara son vermek, mağduriyeti ortadan kaldırmıyor maalesef. Sadece aynı nedenle bundan sonra mağduriyetler yaşanmayacağı anlamına geliyor. Dolayısıyla darbe mağdurlarının taleplerine kulak verilerek 28 Şubat gibi karanlık bir geçmişin hayatlarına bıraktığı izler bir nebze olsun silinebilsin.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —