24 Haziran´da her şey netleşecek mi!

Sinan Eskicioğlu- 19.06.2018

24 Haziran´da her şey netleşecek mi!

Seçim sonuçlarını almamıza sadece beş gün kaldı. Şu aralar son yönlendirmeler yapılmaya çalışılıyor. Yarışta son tur olduğu için yazarlar, parti yandaşları, partililer ve adaylar mümkün olduğunca seçmenleri etkileme yarışında hızlandılar da, acaba 24 Haziran akşamı her şey netleşecek mi?

Evet, netleşmeme ihtimali bir hayli yüksek.
Belki tekrar seçim olabilir, belki meclis ile yeni cumhurbaşkanı başka partilerden olabilir, yani belkiler o kadar çok ki?

Hiç kimse seçimlerden sonrası için net bir cümle kuramıyor. Eski başbakanlardan Tansu hanım bile seçimlere dahil olduysa iş gerçekten çok karışık.

Benim zihnimde olan belkiler ve belki olmaması gerekenler de bir hayli fazla. Öğrenmeye açık olan vatandaşlarımız için yazıya dökmek insana zevk veriyor. Parti sempatizani olup, sadece bir pencereden bakanlar için de yazmak isterdim ama onlar zaten sadece görmek istediklerini görüp, okuyorlar. Umarım da okuyorlardır.

Benim belkilerim de şöyle:

  1. 24 Haziran akşamı seçim konusu bitecek mi? Tekrar başka bir seçim yarışına girecek miyiz? Sonuçtan memnun olmayan birileri çıkar da, seçim yenilensin der mi? Belki?
  1. 24 Haziran´da ?seçim yarışı´ ile normalmiş gibi görünen ?toplumsal kamplaşma´ bitecek mi? Yoksa seçimden sonra da ?kamplaşma´ artarak devam edecek mi? Kazanan aday %51´in dışında kalan %49´a kucak açıp, şefkat gösterecek mi? Belki de?
  1. Ak parti seçimden kazanan taraf olarak çıkarsa, adalet-hukuk ve insan hakları noktasında tarz değişikliğine giderek ?devleti beraber yöneteceğiz´ erdemini gösterebilecek mi? Belki de?
  1. Seçimlerden sonra ?dış güçler ve üst akıl ülkemizi yok etmeye çalışıyorlar´ söylemi bırakılıp, Avrupa ve dünya ile entegre olma yoluna gidilecek mi? Belki de?
  1. Seçimden sonra ekonominin durumu nasıl olacak? Tüketim ve lüks ekonomisinden, üretim ekonomisine geçilecek mi? Devlet ve hükümet yönetimi demek ?belediyecilik´ demek bakış açısından çıkılıp, hayatın her alanına hitap eden icraatlar olacak mı? Belki de?
  2. Seçimlerden sonra yeni Başkanlık sistemi ile ilgili kararlar sadece Ak parti tarafından alınmaya devam edecek mi? Ya da Ak parti ?konsensüs´ ile birlikte devleti şekillendirme yolunu mu seçecek? Belki de?

Bir de BELKİ olmaması gerekenler var.

Avrupa´yı görenleriniz, gözlemleyecek kadar kalanlarınız bilirler. Avrupa´da özellikle Almanya´da her insan işine saygı gösterir ve işini en iyi şekilde yapma gayretindedir. Bu da, doğal olarak insana üretime katkı yapan yapı taşı olduğu hissini verir. Ev ve okullarda binaların sorumlusu olan kişiler vardır, bunlara ?Hausmeister´ denir. Bu kişileri görseniz, dersiniz ki adam apartmanın sahibi, o kadar işine önem verir, sahiplenir ve saygı duyar. Bu mesleğin ülkemizdeki karşılığı ya hademedir, ya da hademe+kapıcı. Ama ülkemizdeki bu kişilere kimse saygı göstermez ve hatta küçümser. Neden biliyor musunuz? Çünkü o işi yapanlar kendi işlerine saygı göstermezler. Oradan başlayın diğer meslek gruplarına kadar. Kimse memnun değildir. Herkes çok daha havalı işleri yapma peşindedir. Bu yüzden de kişi kendini üretim yapan yapı taşı olarak görmez. Zaten bu yüzden tarım ve hayvancılık sona ermedi mi?

Bu giriş bilgisini vermemi, siz de anlamışsınızdır.

Seçimlerden sonra BELKİ olmaması gerekenler, netleşmiş ?to do liste´ de bana göre şöyle:

  1. OHAL´in kaldırılarak, normalleşmeye geçilmesi.
  2. Hukuk ve insan haklarının partiye endeksli değil, insana endeksli hale gelmesi.
  3. Kim kazanırsa kazansın, ?birlikte yaşama projeleri´ olmalıdır. Nasıl Suriyeli sığınmacıların entegre olması için projeler yapılıyorsa, aynı şekilde toplumun birlikteliği için de projeler olmalıdır.
  4. Bilimsel, hukuki projeler Avrupa ve dünya standartlarına getirilmelidir.
  5. Lüks ve tüketim ekonomisi yerine, üretim ekonomisine geçilmelidir. Kim olursa olsun, üretime katkı yaptığını bilerek kaliteli iş yapma düşüncesinde olmalıdır.
  6. İsraf ekonomisinden tutumluluk ekonomisine geçilmelidir.
  7. Yeni bir düşünce ve zihniyet oluşturma yolu tutulmalıdır.

Biliyorum, ?malıdır-melidir´ gibi cümleler parti programı gibi oluyor. Bunlar ?malıdır-melidir´le olmaz, bunlar toplumsal bilinçle-eğitimle ve her bir bireyin de buna inanmasıyla olur. Evet, aynen öyle olur. Ama bunlar okunup yaygınlaştığında ?melidir-malıdır´ların yerine ?oldu ve işte örnekleri´ cümleleri kurmaya başlayacağız.

?Melidir-malıdır´lı cümleleri kurmamın sebebi de arka planındaki hisler ve düşünceler.

Cennet gibi bir ülke, akıllı ve becerikli insanlar? Neden sistemi kuramıyoruz? Neden huzurlu-mutlu yaşayamıyoruz? Neden günlerin, hayatın tadını çıkarıp keyif almıyoruz? O kadar zor değil. Aslında çok da kolay. Ama bunun için ?yeni bir düşünce ve zihniyet´le beraber SİSTEM kurmamız gerekiyor. Sonuçlar ne olursa olsun SİSTEM kuracak olan bir kişi ve bir grup olmayacak, bütün halde Türkiye bu sistemi kuracak. İşte o sistem kurulduğunda asıl YENİ TÜRKİYE oluşacak?