SalihCenap Baydar, Trumpçı hareketi hakikat olarak gören ve “o hakikate uymayı” öngören yaklaşım ve hukuku iptal edip var olan gücün gelişmesini arzulayan ve bunları teolojik bir zorunluluk olarak gören anlayışı eleştiriyor.
Mücahit Bilici'nin Serbestiyet'teki yazısı; Son zamanlarda artan deizm, ateizm, irtidat teşebbüslerinin neden yaygınlaştığı sorusu üzerinde düşünülmesi gereken bir soru...
Sosyolog yazar Mücahit Bilici: "Türkiye ilginç bir yol ayırımında. Veya öyle hissediyor. Atatürk ve Gazi arasındaki çekişme Mustafa Kemal’in statüsünü belirleyecek. Türkiye’nin tarihi yeniden yazılacak." ifadelerini kullanıyor.
Mücahit Bilici yazdı:
Mücahit Bilici, üniversitenin elinde bulundurduğu bilgi üretme tekelinin sosyal medya ve yapay zekâ ile kesintiye uğradığını, buna rağmen, onun, sosyal çevre oluşturma açısından önemini koruduğunu belirtiyor.
Mücahit Bilici. “Erdoğan’ı kendi yalnızlık ve mağduriyetine empati yapacak bir lider olarak gördüğü için sen bu işleri bilirsin anlamında kullandı o ifadeleri. Yoksa Trump’ın Türkiye’deki seçimlere dair hiçbir bilgisi yok."
Gülçin Avşar, Mücaht Bilici’nin “Nasıl bir ülkede yaşamak istersiniz” sorusuna yönelik olarak, ortada bir haklılığın olduğunu, ama kullanılan dilin öfke duyanların dilinden pek bir farkı olmadığını belirtiyor.
Mücahit Bilici, ilgili konuda, ya Tanrı’yı yüceltmek için insanın, ya da de insanı sorumlu kılmak için Tanrı’nın elini kolunu bağlama yoluna gidildiğini, daha sonra konunun itikadiaştığını (inanç)belirtiyor.
Sosyolog yazar Mücfahit Bilici, son günlerde “Türkyelilik” olgusu üzerinden, ona saldırarak çözüm sürecini hedef alan ırkçı/ulusalcı yaklaşımlara karşı mücadele edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Mücahit Bilici, dağın, ovadan öncelikli bir şekilde, politik bir mekân olma durumunun, teknoloji, sosyal ve siyasal alanlarda gözlemlenen değişim sonucunda bir anlamının kalmadığından hareketle bir değerlendirmede bulunuyor.
Mücahit Bilici, Zizek’i filozof iken sosyolog yapan, Xezal ismini Geyik diye kayda geçiren Kemalist laik-sol kesim içerisinde bulunup İslam’ı” Sünnicilik” kalıbına mahkûm eden taifenin, gerçek niyetine vurgu yapıyor.
Sosyolog yazar Mücahit Bilici, Öcalan’ın, PKK olarak silahı tamamen bıraktığına dair İmralı’dan, video aracılığıyla yapmış olduğu “tarihi öneme sahip konuşmasında tespit ettiği noktalara değiniyor.
Mücahit Bilici :"İnsanın yolculuğu, insana olan yolculukla aynı şeydir. Başka hiçbir canlıda olmadığı kadar insana özgü birşey var. İnsan, evriminden ibarettir."
Sosyolog yazar Mücahit Bilici, Fatih Altaylı’nın tutuklanması üzerinden, iktidarın otoriterliğinin yanında, muhalif medyanın da giderek otoriterleşme eğilimine büründüğünü belirtiyor.
Mücahit Bilici Ruşen Çakır’ın “Said Nursi’yi sevmek suç mu?” başlıklı videoyayınına atfen Türkiye’nin en underrated(önemsenmemiş)düşünürü olan Said-i Nursi’nin, Türkiye solu tarafından yeterince tanınmadığı durumuna işaret ediyor.
Mücahit Bilici, Kürtlük ve Türklük bağlamında, bu tür olguların tek başlarına bir anlam ifade etmeyip nötr olduğunu; kişinin karşısında bulunan kimliklere değer verdiği oranda değer kazanacağını belirtiyor.
Mücahit Bilici, Kürtlerin azınlık değil, devlet kurucu unsur olarak tescillendiği Lozan antlaşmasının, bunca yanlışa rağmen, bugün onları Türklerle birlikte devletin kurucu unsuru olduğunu tescil ettiğini belirtiyor.
Mücahit Bilici, PKK’nin aradan çıkması sonucunda Kürtlerin hep dövülen ve bölücü olmaktan çıkıp devlet kurucu unsur-olarak var olacağını, yani devletleşeceğini; terör rantçılarının ise bu işten memnun olmadıklarını belirtiyor.
Mücahit Bilici, Kemalist, sol, liberal ve etnik milliyetçilerin, Türkiye’nin muhafazakâr, halkının gerçekleştiği sanayi inkılâbını, AK Parti’nin yanlışlarından dolayı görmezden gelmelerini siyasal körlük olarak değerlendiriyor.
Mücahit Bilici yazdı;
Mücahit Bilici, siyasetin durağan değil, dinamik olduğunu; buna mukabil, demokrasinin, toplumların giderek ihtiyaçlarına cevap veremez durumundan dolayı; siyaseti yanlış kulvardan çıkarmak gerektiğini belirtiyor.
Mücahit Bilici, hadsiz ve keyfiyet olgular üzerinden, bu kelimelerin yanlış telaffuzuna dikkat çektikten sonra, iktidara had bilmek ve keyfiyet üzerinden normalleşme üzerinden bir çağrıda bulunuyor.
Sosyolog yazar Mücahit Bilici, “konu ile ilgili” bir değerlendirmede bulundu.
Mücahit Bilici: "Doğallığını kaybetmiş her inanç bir ideolojidir. İdeolojiyi ideoloji yapan şey, müminler arama konusundaki iştahlı bir akım olması değil, müşterisini arayan bir ürün seviyesinde var olmasıdır."
Sosyolog yazar Mücahit Bilici, İslam’da, hiçbir diminde ve ideolojide bulunmayan, kişinin, “aradığını bulamadığında” kendi içtihadında(yorum) bulunabilme durumundan dolayı İslam’ın “tanrısı”nın diktatör olmayacağını belirtiyor.
Mücahit Bilici, hiçbir bedel ödemeden, Kürtler ve özellikle de kendileri gibi düşünmeyen; tam eşitlik içerisinde ortak bir vatan arayışında olan Kürt aydınlarına karşı dil uzatan Kürt milliyetçilerini eleştiriyor.