Hukukçu Vahap Coşkun, Meclis komisyonunun hazırladığı ve partilerin büyük çoğunluğunun imzasını taşıyan raporu değerlendirdi. Raporda, silah bırakmaya ilişkin yasal düzenlemenin sadece belirli bir dosyaya özgü, ilgili tüm kesimleri kapsayan ve toplumsal entegrasyonu da içeren bir yapıda olması gerektiğinin altının çizildiğini belirten Coşkun, sürece katılanlara hukuki güvence sağlanmasının da önemli bir başlık olduğunu söyledi.
Komisyonun yalnızca Kürt meselesi ve silahsızlanma değil, demokratikleşme alanındaki sorunlara da değindiğini söyleyen Coşkun, raporun yedinci bölümünde muhalefetin dile getirdiği pek çok soruna ilişkin tespit ve öneriler bulunduğunu vurguladı.
TBMM komisyonu görevini yerine getirdi mi?
Devletin fesih ve silah bırakma sürecini tespit etmesine ilişkin şartın hatırlatılması üzerine Coşkun, "PKK kendini feshetti, silah bıraktı ve artık PKK'nin olmadığı bir ortam oluştu" dedi. Suriye sahasında da anlaşmanın hayata geçirildiğini söyleyen Coşkun, "Burada ben bu şartın aslında yerine geldiğini düşünüyorum. Hükümetin ve parlamentonun bir yasal çerçeve hazırlaması gerektiği kanaatindeyim" dedi.
Silah bırakan kişilerin hukuki pozisyonlarını bilmesi gerektiğini vurgulayan Coşkun, "Bu yasanın çıkarılması o silah bırakma sürecini de hem hızlandıracaktır hem de tamamlayacaktır" dedi.
Coşkun, raporun farklı partilerin oylarıyla kabul edilmesine dikkat çekti, "AK Parti ile CHP'nin, DEM Parti ile MHP'nin aynı rapora imza atması ve buna evet oyu vermesi Türkiye siyasetinde büyük bir evre" değerlendirmesinde bulundu. Bu uzlaşının, atılacak adımların hem Meclis'te hem toplumda kabulünü kolaylaştıracağını söyledi.
Toplumsal mutabakat konusundaki kuşkulara da değinen Coşkun, demokratikleşme adımlarının peyderpey atılması halinde tartışmalı başlıkların daha uygun bir zeminde ele alınabileceğini söyledi.
"Silahın dönemi gerçekten kapandı"
Coşkun, Kürt siyasi hareketinin geleceğine ilişkin soruya ise, "Ben silahın döneminin gerçekten kapandığını düşünüyorum" cevabını verdi. Son bir yılda hem Öcalan'ın hem de PKK'nin silahı mahkûm eden bir dil kullandığını ifade eden Coşkun, "Artık Kürt meselesinde silah mı siyaset mi gibi bir ayrımın söz konusu olmadığı kanaatindeyim. Çok açık, net bir şekilde buradaki temel vurgu siyasettir" dedi.
Silahsız dönemin özellikle DEM Parti açısından ciddi bir meydan okuma olduğunu kaydeden Coşkun, değişen Kürt sosyolojisinin taleplerine uygun bir siyaset üretme zorunluluğuna işaret etti. Coşkun'a göre süreçte belirleyici olacak olan, ortaya çıkan uzlaşma ruhunun korunup korunamayacağı.
Kaynak medyascope.tv