Gazeteci Ruşen Çakır, 29 Ocak'ta 90 yaşında hayatını kaybeden eski CIA yetkilisi Graham Fuller'ın ölümünü ve kendisiyle olan kişisel temaslarını değerlendirdi.
Ölüm haberini gecikmeli aldığını belirten Çakır, Fuller'ın vefatının "bir devrin kapanışı" anlamına geldiğini söyledi.
İslam dünyası uzmanı ve "Yeşil Kuşak" stratejisi
CIA'de üst düzey görevlerde bulunan Fuller, özellikle İslam dünyası üzerine çalışmalarıyla tanınıyordu. Sovyetler Birliği'ne karşı geliştirilen ve İslamcı hareketlerin jeopolitik bir araç olarak değerlendirilmesini öngören "Yeşil Kuşak" stratejisinin fikir babalarından biri olarak anılan Fuller, Milli İstihbarat Konseyi başkan yardımcılığı görevinde de bulundu.
Fuller'in Türkçeyi çok iyi konuştuğunu belirten Çakır, ayrıca Arapça, Çince ve Rusça başta olmak üzere birçok dile hâkim olduğunu aktardı. Fuller'ın "Nasıl Dil Öğrenirsiniz" adlı bir kitabı da bulunuyor.
Türkiye ile derin bağlar
Fuller'in Türkiye ile özel bir ilişkisi olduğunu vurgulayan Çakır, eski CIA yetkilisinin Türkiye'de görev yaptığını, Türkiye üzerine çok sayıda kitap kaleme aldığını ve kızına "Samantha Ankara" adını verecek kadar ülkeye bağlı olduğunu anlattı.
Fuller'ın eserleri arasında İslamsız Dünya Mümkün mü?, Türkiye ve Arap Baharı ve Henri Barkey ile birlikte yazdığı Türkiye'nin Kürt Meselesi yer alıyor.
İlk karşılaşma: "Fişlenme" izlenimi
Çakır, Fuller ile ilk kez 1991-92 yıllarında tanıştığını söyledi. Yazdığı bir kitaptan etkilenen Fuller'ın Türkiye'ye geldiğinde kendisiyle görüşmek istediğini aktaran Çakır, Taksim'de bir kafede buluştuklarını, ancak , Amerikan bağlantısı olduğu anlaşılan bir kişinin yanlarına gelerek Fuller'ı tanıdığını belli etmesi ve ardından konuşmacının iş yerinden aranarak görüşme içeriğinin sorulması, olayın "fişlenme" veya "takip edildiği" izlenimini verdiğini söyledi.
Çakır, ilerleyen yıllarda Washington'da Fuller'ın evinde akşam yemeğine katıldığını ve 2004'te yaptığı bir röportajda Fuller'ın Kürt meselesine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulunduğunu aktardı. Çakır'a göre Fuller, "en ideal çözümün Abdullah Öcalan'ın dahi sisteme kazandırılması olabileceğini" savunmuştu.
15 Temmuz suçlaması ve Gülen bağlantısı
Fuller, 2016'daki 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Henri Barkey ile birlikte darbenin planlayıcıları arasında olmakla suçlanmış, hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. İddiaları reddeden Fuller, uzun süredir Türkiye'ye gitmediğini belirtmişti.
Fuller'ın, Fethullah Gülen'in ABD'de yeşil kart almasına kefil olan isimlerden biri olması da Türkiye'de tartışma yaratmıştı. Çakır, Gülen konusundaki eleştirileri nedeniyle Fuller ile aralarında bir mesafe oluştuğunu söyledi.
Çakır, 2002'de ABD politikalarına tepki göstererek Kanada'ya yerleşen Fuller'ın, Washington'un Ortadoğu politikasını sert biçimde eleştirdiğini ve ABD'yi IŞİD'in ortaya çıkışında birinci derecede sorumlu tutan açıklamalar yaptığını da hatırlattı.
Özel hayatı ve popüler kültürdeki yeri
Fuller'ın evlat edindikleri Koreli oğlu Luke'un 21 yaşında kokainden ölmesinin aile için büyük bir travma olduğunu belirten Çakır, bu deneyimin Fuller'ın kaleme aldığı anı kitabına da yansıdığını söyledi.
Öte yandan Türk dizisi Kurtlar Vadisi Pusu'daki "Aaron Feller" karakterinin Graham Fuller'dan esinlendiğine dair iddialar da kamuoyunda sıkça dile getirilmişti.
"En ilginç isimlerden biriydi"
Ruşen Çakır, Graham Fuller'ı gazetecilik hayatında tanıdığı en ilginç figürlerden biri olarak tanımladı. Fuller ile tanışıklığının kendisi için öğretici olduğunu, ancak bu ilişkinin zaman zaman "Fuller'ın adamı" olmakla suçlanmasına yol açtığını belirtti.
Çakır, tüm tartışmalara rağmen Fuller'ın hayatı ciddiye alan ve entelektüel yönü güçlü bir isim olduğunu vurgulayarak, ölümünün sembolik bir dönemin kapanışı anlamına geldiğini ifade etti.
Kaynak:medyascope.tv