Menü Haber Duruş Sizin De Bir Duruşunuz Olsun
Tarih: 20.03.2026 12:52
RAMAZAN BAYRAMINIZ “HER ŞEYE RAĞMEN” MÜBAREK OLSUN!

RAMAZAN BAYRAMINIZ “HER ŞEYE RAĞMEN” MÜBAREK OLSUN!

Facebook Twitter Linked-in

Hayat, insanın, ontolojisine, yani varlık sebebine binaen yaşaması ve hakkını vererek üstesinden gelmesi gereken kendi imtihanı açısından çeşitli sıkıntılara, katlanılması gereken durumlara ve bunlara bağlı olarak nice acı ve tatlı yönleriyle sürgit devam etmektedir.

O, Batılı düşüncenin iddia ettiği üzere doğrusal(linear) değil, bilakis, var olan imtihana binaen inişli, çıkışlı bir yol izlemektedir.

Hal böyle olunca, insan, birçok farklı durumla yüzleşir, karşı karşıya kalır.

Bir gün bakmışsınız acılar üst, üste gelmiş, hayat çekilmez olmuş, diğer gün ise bayram, seyran olmuştur insan için…

Bunlara rağmen, hayli uzun bir zamanı kapsayacak olsa da, Ramazan ayının kendine has güzelliği, içerdiği anlamı, kılınan teravihi, namazı, okunan Kur'an'ı, büyük bir huşu içerisinde girilen itikafı, iftarı, sahuru, çeşitli nimetleri, pidesi, çayı, çorbası, güllacı, tatlısı, misafirliği vs. derken arefesi sonrasında bayram geldi, çattı.

Bu idrak ettiğimiz mübarek ayın öncesinde, yine sevgiyle karşılaştığımız "gemmiş bulunan" ramazan ayı öncesinde komşumuz Suriye'de, on küsur yıldır devam eden iç savaş bir şekilde nihayete erdi ve orada rejim değişikliğine gidildi.

Bundan dolayı, orada, etkili ve yetkili kesimler dışında, halk bu işe çok sevindi, ama o halkın bu sevinci yapılan bazı değişikliğe binaen gerçek bir bayrama dönüşecek mi; bunu zaman gösterecek.

Bunun yanında, bir önceki ramazan ayına az bir zaman kala, Kürt sorununun (resmi söylemle terör sorunu) çözümüne yönelik Devlet Bahçeli'nin DEM Partililere  meclis çatısı altında el uzatmasıyla başlayan çözüm süreci, pek yeterli olmasa da bir bayram havası içerisinde devam etmektedir.

İnşaallah, bu sorun, Allah'ın izni ile yetkililerin, soruna taraf olan çevrelerin ve toplumun ileriye dönük iyi ve kalıcı çabalarıyla olumlu bir sonuca dönüşür ve çifte bayram yaşarız.

Üretim ve istihdam eksikliği ve giderek yanlış olarak uygulanan ekonomi, artık pansuman tedbirlerle" önlenemez bir noktaya ulaştı.

Hemen her gün neredeyse her kalem mala, hizmete yapılan zamlar milletin belini büktü. O, eskide var olan orta direk olgu ve bulgu olarak ortadan kalktı; bunun yerine, ya tam yoksul ve açlıkla uğraşan, kendi evinin gelir, giderinin hesabın yapmakta zorlanan ulaşması gereken nimetlere yeterince ulaşamayan, ya da alabildiğine milyonlara hükmeden elit; iki farklı toplumsal sınıf ve kutup oluştu.

Tarımın durumu da ortada; köyler mahalle oldu, mahalleli ise, şehirleşmenin büyüsüne kapıldı ve bir de artan maliyetlere güç yetiremeyince tarımı ve hayvancılığı bıraktı; elma yurt dışından ithal edilmeye başlandı;, domates ise tüm ülkeye neredeyse sadece Antalya'dan gönderilir oldu. Önceleri "bir nimet olmakla birlikte" pek yüzüne bakılmayan patlıcan dahi, adeta mübarek ramazanın yüzü suyu hürmetine(!) üç yüz TL sınırına dayandı.

Burada, ister istemez; iktidarın, konu dahilinde yetkili bakanlıkların ve yerel yönetimlerin, ciddi anlamda bir piyasa denetlemesi ve kontrolünün, bir de farklı bir üretim ve satış yönteminin düşünülüp düşünülmediğine, öyle bir şeyin var olup olmadığına dair, konunun sair sebeplerini sormamız gerekir.

İşte, böyle bir sorunun, kontrol ve müdahale yapılmadan ve alternatif yol ve yöntemler düşünülmeden devasa boyutlara ulaşacağı akıldan varestedir.

Bunlarla birlikte, giderek kalıcılaşan birçok sorun ise işin cabası…

 

İktidar-yerel çatışması…

Yine bu arada, "iktidar adayı" sayılan CHP'ye yönelik olup İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne 19 Mart 2025 tarihinde yapılan baskı ile birlikte, yurdun çeşitli yerlerinde yine CHP'li belediyelere yönelik açılan davalar devam etmektedir.

İlgilisi tarafından, bu belediyelere, yasal ya da yasal olmadığı düşünülen operasyonlar, görevden almalar, yetkililerin yerlerine kayyum atamalar sonuç açısından neler doğurur; bu şimdilik bilinmemekle birlikte, ilerisi için nelerle karşılaşılacağı zaman içerisinde belli olacak gibi…

Bunlar iç siyasette olanlardı.

 

Dışımıza baktığımızda ise…

Her ne kadar, birçok çevre açısından Gazze'de olan biten her şey sönümlenmiş olsa da, çoğu kişiye öyle görünse de, orada var olan dramın bitmediği bal gibi ortada!

Orada, birilerinin âli hatırı için(!) adeta "ne öldür, ne oldur" kabilinden bir sürünceme söz konusu…

Orada, bir Filistin ya da bir Gazze sorunu yok bal gibi Trumpizm'in de desteğiyle onlarca yıldır devam eden bir Siyonizm sorunu var ve bu sorun bir ülkeyi ve halkı ile birlikte, tüm coğrafyayı kasıp kavurmaktadır.

Zaten ondan dolayı, bizim yetkililerimiz, onun ayak izlerine bakarak gelmekte olan tehlikeye binaen çözüm sürecini başlatmak için düğmeye basmış oldular.

 

Mübarek bir ayda İran'a karşı açılan emperyalist/Siyonist saldırı…

Şimdi de bu tehlike, o emperyalist ortakların, görünürde "nükleer bahanesi" kılıflı olup, kendilerinin dahi, kendi içlerinde bir türlü çözemedikleri toplumsal sorunlara bakmadan, o sorunlar sadece İran'da varmış ve tavan yapmışçasına, o bahanelere sığınarak, geçtiğimiz mübarek ramazan ayında bir İslam beldesi olan İran'a saldırıları söz konusu oldu.

Bu saldırıyı, Birçok Batılı çevre ve bazı Körfez ülkeleri ile birlikte, bir Sünni gibi değil de, Sünnici reflekslerle sergileyen çeşitli "dindar" çevrenin, bu saldırlar karşısındaki tutumlarının, her zaman olacağı gibi, bu mübarek ramazan ayında hiç de ahlaki, insani ve İslami olmadığı, olamayacağı bilinmelidir.

Ki, bir Müslüman da, kozmik ve yaşamsal planda tevhidi çerçeveyi aşar oranda genel anlamda ahlakî eksiklik varsa; İnsanilik ve İslamilik söylemi de hiçbir şey ifade etmez.

 

… Ve bunca acıya, eleme, sıkıntı ve soruna rağmen bugün bayram…

Hangi durumda olursak olalım, Allah´ın bizlere armağan ettiği bayramları salt kutlamaktan ziyade, dostluğa ve kardeşliğe "yeniden" adım atmak adına vesile kılalım, sevelim, sevilelim, sevinelim ve sevindirelim.

Evet, sıkıntılarımız, sorunlarımız, krizlerimiz ve içerisinde debelendiğimizi düşündüğümüz kaoslarımız olabilir. Acı ve ızdırab içerisinde olabilir, nice eziyetlerle uğraşıyor olabiliriz.

Hatta kendi vatanımızdan uzaklarda mülteci konumunda olabilir, bir nevi sürgün yaşayabilir, özgürlüğümüz´ zalimler ve zulüm sistemlerince elimizden alınmış da olabilir. Vatansız, yani haymatlos olabilirdik, ama asla umutsuz olmamalıydık. Zira umutsuz olmak insanı boşluğa düşürür, bunalıma sürükler ve bizleri hemen her konuda çaresiz bırakır, yoksunlaştırırdı

Buna benzer bir şekilde, sılayı rahim imkânından yoksun da olabilirdik. Birkaç saatlik mesafede bulunan köyümüze, kasabamıza, şehrimize, "vatanımıza" gidemeyebilir, oraların havasından, suyundan mahrum kalabilirdik, ama umudumuzu diri tutacak ve her bayram olduğu üzere bu bayramımızı da ailemiz, "varsa" yakın akrabalarımız, dostlarımız ve en önemlisi de yüzü bizimle birlikte aynı kıbleye dönük bulunan Müslüman kardeşlerimizle bayramlaşmalı, musafaha etmeli ve birbirimizde kardeşçe, dostça sarılmalıyız.

Bu günleri vesile kılarak, aramızda zamanla oluşmuş bulunan kırgınlıklarımızı bir kenara itmeli ve bu bayramı "yeniden" kardeşliğin tesisi için vesile kılmalıyız.

Bu vesile ile bayramınız mübarek olsun deriz. Yine bu vesileyle Çıra Yayın Grubu(Çıra Yayınları, haberduruş.com, Lumo Yayınları) adına kurban bayramınızı kutlar, hayırlara vesile olmasını yine O´ndan dileriz...

ÎD MUBAREK!

CEJNA WE PÎROZ BE!

 ROŞONé ŞIMA BIMBAREK BO!

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN!




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —