İran'da Sokaklar Karışık: Senaryo Tanıdık, Aktörler Aynı
İran'da günlerdir devam eden protestolar yalnızca ekonomik taleplerle açıklanamayacak bir boyuta ulaştı. Sokaklara yayılan gösteriler, eş zamanlı uluslararası medya kampanyaları ve sürgündeki isimlerin devreye sokulması, yaşananların kendiliğinden bir halk hareketi değil, planlı bir rejim kuşatması olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.
Bu süreçte sahneye çıkan isim ise dikkat çekici: 1979 devrimi sonrası ülkeden kaçan Şah rejiminin veliahtı Rıza Pehlevi.

"Geçişe Hazırız" Mesajı Kime Verildi?
ABD'de yaşayan Rıza Pehlevi, yaptığı açıklamalarda İran İslam Cumhuriyeti'nin "çöküş sürecine girdiğini" ileri sürerek, "şimdi harekete geçme zamanı" çağrısında bulundu. Pehlevi'nin "geçiş dönemi için hazırlıklarımız tamam" sözleri, İran halkına değil; Washington ve Tel Aviv'e verilen bir güvence olarak yorumlanıyor.
Zira Pehlevi'nin açıklamaları, İran sokaklarında tansiyon yükselirken, özellikle Washington Post gibi ABD merkezli yayın organlarında yoğun şekilde yer buluyor. Bu durum, medya–sokak–sürgün aktör üçgeninin eş zamanlı işletildiğini gösteriyor.
ABD ve İsrail Faktörü: Gizli Değil, Açık İttifak
Rıza Pehlevi'nin İsrail ve ABD ile olan yakın ilişkileri artık gizlenmiyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile verdiği samimi pozlar, Doğu Kudüs'te Ağlama Duvarı'nda hahamlarla birlikte yaptığı dualar ve İsrail ziyaretleri, bu ilişkinin ideolojik bir tercihten öte stratejik bir ittifak olduğunu ortaya koyuyor.
Pehlevi'nin kızının Yahudi asıllı biriyle evlenmesi dahi Batı medyasında "sembolik mesaj" olarak servis edilirken, İran'daki protestoların bu eksende okunması artık kaçınılmaz hale geliyor.
Ekonomi Bahane, Hedef Rejim
İran'da protestoların fitilini ateşleyen ekonomik sorunlar gerçek. Ancak sürecin bu noktaya taşınması tesadüf değil. Hükümetin halka aylık 7 dolar destek önerisi ve sübvansiyonlu döviz kararlarının özellikle provoke edici biçimde öne çıkarılması, öfkenin bilinçli şekilde diri tutulduğunu gösteriyor.
İran Devrim Muhafızları'na yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı, yüzlerce güvenlik görevlisinin yaralandığını duyururken, Amerikan merkezli sözde insan hakları kuruluşları ise tek taraflı rakamlarla uluslararası baskıyı artırıyor.
Bu tablo, Türkiye'de Gezi sürecinde yaşanan medya manipülasyonlarını ve dış yönlendirmeleri hatırlatıyor.
Tanıdık Senaryo: Sokak, Medya, Sürgün Figür
Ortaya çıkan manzara net:
– Sokakta ekonomik öfke körükleniyor.
– Uluslararası medya rejimi gayrimeşru ilan ediyor.
– Sürgündeki "alternatif lider" sahaya sürülüyor.
Bu yöntem, son yirmi yılda birçok ülkede denendi. İran'da yaşananlar da bu zincirin yeni halkası olarak okunuyor. Amaç, İran'ı zayıflatmak değil sadece; İran'ı teslim almak.
İslam Dünyasına Mesaj
İran'da yaşananlar, yalnızca İran'ın meselesi değil. ABD ve İsrail'in hedefinde, bağımsız dış politika yürüten, bölgesel denklemlerde direnç gösteren tüm yapılar var. Bugün Tahran, dün Ankara, yarın başka bir başkent.
Mirat Haber olarak altını çiziyoruz:
Bu bir demokrasi arayışı değil.
Bu bir özgürlük hareketi değil.
Bu, coğrafyamızı yeniden dizayn etme girişimidir.
Ve her seferinde aynı aktörler, aynı cümleler ve aynı "kurtarıcılar" sahneye çıkmaktadır.
Kaynak: mirat haber