İslam Özkan'ın sunduğu Dünya Alem programına konuk olan Mehmet Evkuran, programa çoğu zaman birbirleriyle karıştırılan "Selef" ve "Selefîlik" kavramları arasındaki farkı açıklayarak başladı. Selef'in İslam'ın kurucu nesli olduğunu ve tarihsel bir gerçekliğe tekabül ettiğini belirtirken; Selefîliğin ise bu tarihin modern bir perspektifle, kurgusal ve parçacı bir şekilde yeniden üretilmesi olduğunu belirtti.
Evkuran, "Bugün hiçbir İslam ekolü yoktur ki kendisini Selef'e dayandırmasın. Mutezile de Hariciler de kendilerini bu kurucu nesille meşrulaştırır. Ancak Selefîlik, bu süreci "akıl, kelam, felsefe ve tasavvufun olmadığı" steril bir alan olarak kurguluyor. Oysa Selef nesline dâhil olan Ebu Hanife, aklı merkeze alan Ehl-i Rey okulunun kurucusudur. Dolayısıyla bugünkü Selefîlik, tarihi geriye doğru işleten bir şablon denemesidir." diyerek akımın entelektüel kökenindeki çelişkiye dikkat çekti.

Bir semptom olarak Selefîlik: Kaçışın teolojisi
Evkuran, Selefîliği bir "kriz teolojisi" olarak tanımladı. Sosyal bilimlerin kavramlarıyla İslami hareketleri okuyan Evkuran, Selefîliğin bir neden değil, bir sonuç olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Bir toplumda adalet, ahlak ve refah krizi baş gösterdiğinde; toplumsal kurumlar işlevini yitirdiğinde insanlar "eve dönüş" özlemiyle kurgusal bir geçmişe sığınırlar."
İbn Teymiye'den alıntı yapan Evkuran, Moğol istilası ve Haçlı seferleri arasında onuru kırılmış bir İslam dünyasında yaşanan zillete dair söylediği "İslam'dan uzaklaştığınız için bu hâldesiniz." sözünü paylaştı.
Evkuran, bu bakış açısının modern dönemde de karşılık bulduğunu, dünyadan "öç alma" duygusunun dışa dönük bir yıkıcılık olarak Selefîlik üzerinden formüle edildiğini belirtti.
Metin merkezcilik
Selefîliğin "literalist" yapısının metni bağlamından kopararak onu bir silaha dönüştürdüğünü belirten Evkuran, programda "tekfir" (Müslümanı kâfir ilan etme) mekanizmasının psikodinamiklerini de ele aldı. Evkuran, bir insanın mümin ya da kâfir olduğuna karar verme iddiasını "Tanrıyı oynamak" olarak nitelendirdi ve ekledi:
"Tekfir, sadece bir niteleme değildir; hukuki bir infaz kararıdır. Kanı helal kılmak, malı helal kılmak demektir. Selefîlik, Tanrı'nın konuştuğu yerde insana konuşma hakkı tanımaz. Oysa yorumlanmamış, teolojisi yapılmamış bir din yeryüzüne inmiş sayılmaz. Selefîlerin zihninde İslam, arz ile arş arasında gezen, insanı sürekli suçlu hissettiren, terörize edici bir hayalettir."