Menü Haber Duruş Sizin De Bir Duruşunuz Olsun
Tarih: 30.03.2026 15:12
DİYARBEKİR’E İHANET EDEN BİR EMEKLİ ÖĞRETMEN

DİYARBEKİR’E İHANET EDEN BİR EMEKLİ ÖĞRETMEN

Facebook Twitter Linked-in

Her medeniyet, beraberinde bir şehir getirmiştir daima… Medeniyetlerin kendilerine özgü şehirleri vardır. Bu durum, yalnız mimari üslup bakımından değil, Hayat üslubu bakımından da göze çarpan bir farklılıktır. Hatta aynı şehir, bazen farklı iki medeniyetin de arka arkaya gelmesi ve malı olmuştur. Diyarbekir'in bu bakımdan çok büyük tarihi bir değeri vardır. 
 

Prof. Dr. Mustafa İsen Bey'in araştırma ve tespitlerine göre Osmanlı coğrafyasında Diyarbakır şehri, şairler yetiştirme bakımından Osmanlı Coğrafyasında 5. sıradaki yerini almaktadır. İstanbul, Bursa, Edirne ve Konya'nın yanında Diyarbakır'ın bu derecelendirmede beşinci sıradaki yerini alması, asla küçümsenemez. Bu şehirlerden dördü Osmanlı ve Selçuklu Devletlerine başkentlik yapmışlardır. Diyarbakır'ın da Akkoyunlular devletine başkentlik yaptığı düşünülürse, bu durumun ne kadar önemli olduğunu açıkça görülmektedir.

Öğretmenlikten emekli Mehmet Ali Abakay, Diyarbakır'la ilgili kulaktan dolma bilgilere dayanarak doğduğu bu tarihi ve güzel şehre ihanet etmekte ve bu şehrin değerlerini başka bir şekilde gündeme taşıyarak kendini gündemde tutmaya çalışmaktadır.

Onun bu iftira ve yanlışlarını tek tek ele alıp düzeltmek boynumuzun borcudur. 

BİRİNCİ YANLIŞI: Diyarbakır'ı üç medeniyete beşiklik ettiği savıyla (Mezopotamya, Grek-Roma ve İslam Medeniyetleri) ile sınırlandırmaktadır. Onun bu bilgisine kargalar bile güler. Acaba medeniyet ve medeniyet tarihi ile ilgili kaç kitap okumuştur, Medeniyet Tarihçisi Toynbee ve Sorokin'in bu konuda düşünceleri nedir? Tek kelime Arapça ve Osmanlıca bilmeyen bu arkadaşımız, kulaktan dolma ortalıkta dolaşan söz ve dedikodularla hareket etmekte ve gelişi güzel fikir beyan etmektedir.

Diyarbekir'in kaç medeniyete ev sahipliği yaptığını kesin olarak tespiti mümkün olmasa da Toynbee'nin işaret ettiği 26 medeniyet içinde çok önemli bir konumda olduğu kuşkusuzdur. Yoksa Abakay'ın gelişi güzel ve sokak diliyle işaret ettiği 3 medeniyete beşiklik etmiştir görüşü, kesinlikle doğru değildir.

İKİNCİ YANLIŞI: HAREM-İ ŞERİF MESELESİ. Abakay, İslam dünyasında kabul gören 5 inci Harem-i şerifin Diyarbakır'daki Ulu Camii değil de, Antakya'daki Habib Neccar Mescidi olduğunu hayal ediyor. Öyle anlaşılıyor ki, ilk fethedilen topraklarda inşa edilen ilk mescidin, Harem-i Şerif olduğu yanılgısıyla bunun İslam dünyasındaki 5. Harem-i Şerif olduğunu kabul ediliyor. 

İslam dünyasında Harem-i Şeriflerin sayısı 5 olarak kabul edilmekte ve bunlar, güvenilir kaynaklara göre şöyle sıralanmaktadır. 
1-Mekke'de bulunan ve içinde Kâbe'nin yer aldığı MESCİD-İ HARAM.
2- Medine'de bulunan ve Peygamber Efendimizin metfun bulunduğu MESCİD-İ NEBEVİ.
3-Kudüs'te bulunan ve Müslümanların ilk Kıblegâhı olan MESCİD'L-AKSA.
4-Şam'da bulunan BENİ ÜMEYYE CAMİİ ve etrafı.
5-Diyarbekir'de bulunan CAMİİ-İ KEBİR (ULU CAMİ) ve müştemilatı.

Tüm bu mukaddes mekânlar, etraflarındaki müştemilat ve alanlarla Harem-i Şerif (Kutsal Mescitler) kabul edilmiştir. Bu konuda değerli araştırmacı Abdülaziz Yatkın, çok kıymetli bir eser kaleme almış bulunmaktadır.

ÜÇÜNCÜ YANLIŞI: Diyarbakır'ın bir sahabeler şehri olmadığını düşünmektedir Abakay. Aksine Sahabelerin içinde metfun bulunduğu bir şehirdir Diyarbekir. Miladi 639 yılında İslam orduları tarafından fethedilen Diyarbekir/Hazret-i Süleyman Camii avlusunda tescilli 27 sahabe kabri bulunmaktadır. Bu nedenle şehir, önemli bir konumdadır ve bu yönüyle mübarek sayılmaktadır. Abakay, bilmeden ve tarihi bilgilerden uzak kalarak bu durumu da yanlış değerlendirmektedir.

DÖRDÜNCÜ YANLIŞI: Şehrin sınırları içinde İki Peygamber'in ZÜLKİFİL ve ELYESA' in türbeleri, tarihteki sahih rivayet ve kaynaklara göre Eğil'de bulunmaktadır. Kendince bir görüş ileri süren ve kulaktan dolma dedikodularla konuşan Abakay, bu durumu da inkâr etmektedir. 

BEŞİNCİ YANLIŞI: Surlardaki Burçların sayısı, tarihi bilgilere göre 82'dir. Baba yiğit Abakayımız, bunun da doğru olmadığını iddia etmektedir. Doğru olan, acaba kendisinin hiçbir belge ve bilgiye dayanmadan gafilane ileri sürdüğü iddialar mıdır? 

ALTINCI YANLIŞI: Lice ve Hani ilçeleri arasında bulunan ASHAB-İ KEHF MAĞARALARI'NIN da orijinal ve asli mağaralar olmadığını söyleyerek ekmeğini yediği ve suyunu içtiği bu güzelim şehirde ihanet ve nankörlüğün alasını yapmaktadır. Ülkenin çeşitli yerlerinde, özellikle Tarsus' ta bulunan mağaralar dahil hangisi gerçek Ashab-i Kehf Mağaralarıdır, hangisi değildir, bunu, tam olarak bilmek mümkün değildir

YEDİNCİ YANLIŞI: Hevsel kelimesi, alçakta bulunan ve Arap dilinde Evsel denilen bahçeleri, zamanla halk dilinde kolaylıkla telaffuz edilsin diye ve bir Galat-i Meşhur halinde HEVSEL BAHÇELERİ şeklini almıştır. Bundan daha tabii ne olabilir. Büyük bir hata ve noksanlıktır Beyefendiye göre bu durum.

Diyarbakır'la ya da başka şehirlerle ilgili konularda bir eser yazıldığında veya görüş açıklandığında ona hâkim olan hava, soğukkanlı ve taraf tutmayan bir bilim havası gerekirken, bir insanın kendi şehrini, bilmeden ve tanımadan kötülemesi, bir kadir-bilmezlikten başka şey değildir. Düşünce ve ileri sürdüğü görüşlerle bu kişi, bilgisizlik ve yanılgı alevlerine kendisini kaptırmış bulunmaktadır. Umarım hatalarından dönerek bu durumu çeşitli vasıtalarla duyurup bu şehre karşı ileri sürdüğü yanlışlardan nedamet duyarak düzeltme cihetine gider. 

Hatalarından ısrar ettiği takdirde onun "Şehir Araştırmaları Merkezi" adı altında yürüttüğü faaliyetleri de ayrı bir yazı konusu yapılacaktır.

Umarım bu duruma meydan verme hatasına düşmeyecektir.

NOT: Sosyal medya ve Facebook sayfasında arkadaş listemiz içinde iken, ve bu durum, kendisi için bir iftihar vesilesi iken, bunu engellemesi, nezaket ve incelikle bağdaşmayacak bir girişim olduğunu hatırlatmak isteriz.

Dr. ŞAKİR DİCLEHAN 
30 MART 2026 /ANKARA




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —