Tarih, sadece geçmişte olup bitenlerin kaydı değildir.
O, hatırlandıkça dirilen; unutuldukça kaybolan bir vicdan aynasıdır.
Bu kitap, okuyucusunu tozlu arşivlerin soğuk raflarına değil; milletin hafızasına, insanlığın ortak tecrübesine ve hakikatin izine davet ediyor.
Zaferlerle övünmenin kolaycılığına da yenilgilerden kaçmanın konforuna da sığınmadan...
Tarihi, ibret alınması gereken canlı bir öğretmen olarak okuyor.
"Tarihin Hafızasına Yolculuk"; unutmanın sıradanlaştığı, hafızanın bilinçli biçimde zayıflatıldığı bir çağda;
okura şunu hatırlatıyor:
Hafızasını kaybeden toplumlar, yönünü de kaybeder.
Bu yolculukta okuyucu, sadece geçmişle yüzleşmeyecek;
bugünü anlamaya ve yarını inşa etmeye dair derin bir sorumluluk hissedecek.
Çünkü tarih, susmaz...
Sadece kulak verenleri bekler.