Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Nezir ERGENÇ


Zamanımızın İslamcı Gençlerine

Yazarımız Nezir Ergenç'in, Özgün İrade Dergisi 2020 Haziran (194.) saysında yayımlanan yazısı...


Üniversiteyi bitirmek üzere olan genç bir mühendis adayı telefon konuşmamızın bir bölümünde sözünü şöyle devam ettirdi: Ya abi, bu üzerinde çalıştığımız sualtı dron’un bütün parçaları Amerika'daki bir firmadan geliyor. Sualtı makineleriyle ilgili kim çalışıyorsa ve dünyanın neresinde olursa olsun o firmayla çalışmak zorunda kalıyor. Ben o firmanın Türkiye distribütörlüğünü almak istiyorum, ne dersin?

Bu genç mühendis adayı birkaç arkadaşıyla birlikte teknofes’e katılmak üzere bir sualtı dron projesi üzerinde çalışıyor. Geçen sene önemli bir başarı gösterdiler, bu sene başarılarını daha da ileriye taşımak istiyorlar. Gençlerde heyecanla birlikte başarma, bir şeyler üretme arzusu hatta hırsı var. Ancak belli ki hâlâ kendilerinde bir özgüven eksikliği var ki dünyada tekel oluşturmuş bir firmanın gücü karşısında zayıflık hissediyor; güçlülere karşı kendine özgü konum belirleyememe, önde koşanları yakalayamama, hedefine ulaşmak için onların rüzgarından faydalanma zayıflığı. Bir iş yaparken, bir keşifte bulunurken, bir fikir inşa ederken, bir icadın peşine düşerken kendi inanç, değer ve kültür kodlarından güç alamama, onları başat değer kabul edip en başa nakşedememe zayıflığı. Bilginin, hikmetin, başarının ve iktidarın ilahi takdire bağlı olduğunun tam idrakinde olamama zayıflığı…

Dünya pek çok başarılı mucide şahitlik etti. Bunların belki de en önde gelenlerden biri kişiliği, icatları, öngörüleri ve daha pek çok özelliğiyle Steve Jobs seksen sonrası gençliğin teknoloji peygamberi olarak görüldü. Apple ile işe başlayan ve sonrasında her zaman en önde olabilen özelliğiyle Steve, İslam dünyasındaki gençler için de bir rol modeldi. Batıya yani felsefesine, bilimine, sosyalitesine, siyasetine hasılı dini hariç her şeyine hayran İslam dünyasının mucit gençlerine rol model Steve olmuştu… Steve Hıristiyan olmasa da bir Batılıydı ve örnekti; Batının diğer dünyalar üzerindeki kurduğu hegemonyanın muşahhas ve başarılı bir örneği.

Gün geldi; genç bir delikanlı Amerika'da master yaparken tutkun olduğu hayalin tezini hazırlamış ve fakat gavurlar her zaman olduğu gibi yine çalıp kendi mallarıymış gibi semeriyle bize satarlar diye üniversite yönetimine sunmadan ülkesine geri gelmişti. Yirmili yaşlarda bir oyuncak mesabesindeki dronuyla çevresinde onu garip bakışlarla seyredenlere: Eğer Türkiye bu işte İstikrar sağlarsa beş yıl sonra dünyada ilk sıralara yerleşebilir, iddiasında bulunmuştu. Üzerinden on beş yıl geçti; beş mühendisle başlayan dron hikayesi yedi yüz mühendisle bugün Batının zihninde “dünyanın kaderini değiştiren adam” algısıyla anılır duruma geldi. Hayır dünyanın kaderi değişmez; zira dünya Allah’ın halifesi, iman edip salih amel işleyenlerin imar ve inşasına emanet edilmiş arz-ı ilahidir. Gavurların hegemonyası yıkılmaz gibi görünse de asla kalıcı olamaz; en nihayetinde “akibet inananlarındır” ilkesi gereğince ehil olanların elinde hak edeceği selamet yurduna kavuşacaktır.

Selçuk Bayraktar; bugünün gençlerine rol model özelliğiyle Steve Jobs’un önüne geçmiştir; duruşuyla, nezaket ve tevazzusuyla. Dahası inancına, milletine, değerlerine olan sadakat ve güveniyle çok daha ötesine geçmiştir Steve’in. Zira Bayraktar’ın ayinesi sözünün de şöhretinin de önüne geçmiştir.

Bu yüzden gence dedim ki: Malum şirketin mallarını satarak kendini küçültme; onların taşeronluğunu yaparak daha da semizleşmelerine sebep olma; onların gölgesinde kalarak yeteneklerine, bilgine ve yapabileceklerine ihanet etme. Onların ürettiği parçalarla yapacağın aracın bir sonraki merhalesi kendi ürettiğin parçalarla kendi malın olan cihazını “Bismillah” adını koyarak dünyaya pazarla; bu güç, bu bilgi, bu irade ve kudret sende ve senin gibi gençlerde var; heba etmeyin.

Müslümanlığımız bilmemizi; bilmemiz üretmemizi; üretmemiz ise bir “Selamet yurdu” inşa etmemizi zorunlu kılıyor. Bunu yapabiliriz değil; yapmak zorundayız. Zira biz Müslümanlar Hz. Peygamber bize nasıl şahit olduysa biz de birey ve toplum olarak insanlığa şahit öylece olmak mecburiyetindeyiz.

Yeteneklerinizi, bilgilerinizi inanç ve değerlerinizi ürünlere dönüştürün: Şiirler yazın duygular coşsun; romanlar, hikayeler yazın yaşamlar destan olsun; makineler yapın insanların işleri kolaylaşsın; icatlar, keşifler yapın insanların ufukları açılsın; düşünceler üretin mimarlar tasarlasın; felsefe yapın yaşamlar kendilerine dayanak bulsun; bilim yapın ilahi sırlar açığa çıksın; hikmetle yapın her ne yapacaksanız gözler ve gönüller ferahlasın, huzur bulsun… 

Haydi gençler! İman eden, imanlarını salih amelleriyle süsleyen gençler! Ezan sesini duyduğunda işine ara verip Rabbine niyazda bulunup başarıyı ondan dileyerek tekrar işine "bilsmilah"  devam eden geçler! Hikayenizi yazmaya başlayın; bir hikayeniz olsun. Okuyup iftihar edeceğimiz, şükredeceğimiz hikayeler. Sonraki nesillere model ve itici güç olacak hikayeler yazın... Kendi hakayeleriniz; ümmetin hikayelerini...



YAZARLAR