Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


ZALIM, GÖZÜNÜ TOPRAK DOYURSUN!

Aziz Darıcı; Çalmak,  insanın ihtiyaç duyduğu şeyi alması değil, ...


 

Çalmak,  insanın ihtiyaç duyduğu şeyi alması değil, tam aksine ihtiyacı olmadığı şeyi yığıp biriktirmesidir. (Roger Garaudy)

Günümüz insanı, tamda bu paradoksu yaşamaktadır.  Elindeki ile yetinmeyi değil de; daha fazlasına sahip olma duygusunu sürekli tazelemektedir. Bu arzusunu yeniledikçe, maddiyata olan düşkünlüğü ortaya çıkmaktadır. Dünyevileşme adı verilen bu süreç, "Altta kalanın canı çıksın" deyişini canlı tutulmaktadır. Kapitalizm ile hayata bakan gözler, haram ellerin kazandığı paralar  ile günahkar hanelere adımlar,  daha ısrarlı bir şekilde atılmaktadır.

Kendisine mubah gördüğü her türlü haksız kazancı "rızık" kapsamına alarak, helal lokmaların geçtiği boğazlara "halel" getirmektedir. Yaşamın ahlakiliğini, erdemliliğini bir kenara bırakarak, tüm güzellikleri "tüketim"e kurban etmektedir. Hakka ve hukuka bağlılığının anlamsızlığı haykıran "aşırı özgürlük" çığlıkları, semanın  kulaklarını bile pamuk tıkatmaktadır. Kendi açgözlülüğünü ile "İşimi yapıyorum!", "Rızkımı kazanıyorum!" zırhı altında faaliyet sergilemektedir. Ulusal çıkarlar, evrensel hak ve adaletin umudunu kırmaktadır. Toplumsal çıkarlar, hak yemenin meşru zemini haline gelmektedir. Zulümler, politik açılımların fetvasına dönüşmektedir. Yalanlar, algı operasyonların malzemesi konumundadır. Zamansal gerçekler, hakikatin kendisiymiş gibi toplumlara sunulmaktadır.  

Akıl ve vicdanımız gelgitlerin pençesindedir. Akıl, nefsin tüm negatif arzuların güdümünde "düşünüyorum" demektedir. Tüm kara propaganda faaliyetleri, yüksek "akıl"cılık  diye servis edilmektedir. Düşünmek, tefekkür etmek, zaman kaybı olarak algılanmaktadır. Zaman, "haz ve hız" arasında ibresini yükseltmiş, hız limitini aşmış durumda ama cezayı kesecek bir "akıl ve vicdan"a yol vermemektedir. Her türlü hadsizliğin, küstahlaşmanın "medeni insan" davranışı olarak kabul görüşü  "Nasıl bir mideye sahip?" liktir.

 Akla uyup, zamana kanıp; "akıl"cı  davranarak  hayatını mı yaşamalı? Yoksa vicdanın sesini dinleyip, içinde birikmiş olan ne varsa hepsini  bu çağa kusmalı mı? 

Eskiler "Görmediğine inanma!" derlerdi. Bu söz artık değişmiştir. Artık, "Gördüğüne de inanmayacaksın!". Teknolojik aletler niyetsizliğimize, samimiyetsizliğimize, ahlaksızlığımıza kurban edilmektedir. Vicdanlarımız  sanal medya, sosyal medya ile yatıp kalkmaktadır. Lakin, kapitalist zihniyeti besleyen en büyük sektör haline gelen bu ortamlar, insanlığın duygularını bile sömürmektedir. İnsanlığın ömrünü, geleceğini çalmakta beis görmeyen bu zihniyet, çağın "Karun"larını çıkarmaktadır. Ekonomik gücü; "Be'lam"larla meşrulaştırılmakta, "Hâmân"larla korunmakta, "Firavun"larla desteklenmekte, kendisini bu zihniyete kaptıran "insan"larla ile beslenmektedir.

İnsanlar, bunu ihtiyaçları için çalmamaktadır. Bu zihniyet, doymak bilmeyen arzularının tatmini için "rızkı" pençesine almakta, kendi arzularının tatmini için hepsine talip olmaktadır. Bunlar, Allah'ın herkese rızkını verdiği hayatta, kendisine verilen "helal dairesi"ni yeterli görmeyip; başkasının rızkına "haram eller" olarak,  tarihe not olarak düşmektedirler.

Zengin-fakirlik ayrımı doğallığında gelişmiyor. Miskinlikle gelen "fakirlik-yoksulluk" olmakla beraber, zalimlerin mal sevgisine olan düşkünlüğü "fakirlik-yoksulluk" mefhumunu çoğaltmaktadır. İşçiler ne kadar çalışırsa çalışsın, asgari ücrete takılacaklar. Yeryüzünden-gökyüzünden gelen "rızık", bazı insanların zorla gaspına uğramaktadır. Sömürü düzeninin en zengin 61 kişinin mal varlığı, en yoksul %50'lik kısmı oluşturan insanların mal varlığına eşittir. Bu bir zorbalık değilse, çalmak değilse nedir?

Bunlara verilecek cevap;  hakikatin ifadesi ile " Zalım, gözünü toprak doyursun! Emi..!"

Sadece çalmak deyince maddi anlamdaki ihtiyaçların "gasp"ı aklımıza gelmesin. Manevi rızık "gasp"ını bir sonraki yazıda ele alacağız...

 



YAZARLAR