Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


YAZMANIN ve OKUMANIN DEĞERİ

Aziz Darıcı'nın yeni yazısı;


 

Bir arkadaşıma; "Çok kitap okuyorsun, niye kitap yazmıyorsun?" diye bir soru yöneltmiştim. O da; " Kimse benden kitap yazmamı istemedi ki... Kitap okuyan mı var?" diye karşılık vermişti. Modern zamanımıza baktığımızda hakikaten kitap okumanın, bir şeyler yazmanın karşılığı nedir? Sorusu üzerinde iyice düşünmeliyiz.

Okumak; hayatı anlamaya açılan kapıdır. Hakikat yolunda hikmet yolculuğudur. İnsan için bilgi bir hayat azığıdır. Okuma-bilgi olmadan hayatta yürümek, insanın aklına karşı işlediği en büyük kusurdur. Hakikatin kendisine, hakikati dile getiren Kur’an’a sırt çevirmektir.

Yazmak ise benim için dertleşmenin adıdır. Bilgi aktarımından çok, derdini bir başkasıyla paylaşmaktır. Kalemin ucundan dökülen kelimelerle insanın gönlüne ulaşmak için gösterilen gayretin ifadesidir. Okuyucuya samimiyeti içeren bir selam, yazana dönüt olarak okuyucudan gelen kalbi bir duadır.

Bu niyetle yaklaşık iki hafta önce ilk kitap çalışmamız olan "İyilik Ve Kötülüğün Kıskacındaki Gençlik" “Çıra Yayınları” tarafından yayınlanarak raflardaki yerini aldı. Bilgiden çok dertli olmanın, derdini paylaşmanın ürünü olarak çıkan kitabımız; okumanın değerini anlamaya çalışanların gönlünde hayatta tutunmaya çalışacak. Hakikatin kendisi bizatihi değerlidir. Onu farklı bakış açısıyla, farklı dil ve üsluplarla okuyucuya aktarmak bir marifet gerektirir. Bu marifetten ne kadar nasiplendik? Sorusuna cevap okuyucunun takdiridir. Bizim için bu kitap, içimizdeki derdin-kederin-hüznün-umudun yazıyla ifade edilmesidir. Kitabın topluma mal olma aşaması ise hakikatle olan ilişkisine ne kadar riayet edildiği, bize kulak veren okuyucunun kitaba vereceği değere bağlıdır. Bir başka ifadeyle, derdimizi kaç kişi dinleyecek, oradan bize bir dua gönderecek…

Konu gençlik olunca, güncelliğini koruyan bir konuya temas etmiş oluyorsunuz. Gençliğin; Allah için din-iman-ibadetle olan ilişkisi; devlet-toplum için hak-hukuk-adalet-özgürlükle olan bağı, kendisi için kimlik-öz benlik-iradeyle olan konumu; gençliğin hayata nasıl baktığını ve hayata nasıl bir iz bıraktığını göstermektedir. Gelenekselcilik ile modern zamanın kalıplarında sıkışan insanlığın, gençlik üzerinden şekillendirildiği gelecek; ya iyiliğin merkezine kaydırılacak ya da kötülüğün kıskacında yaşamaya devam edecektir. Değişim ve dönüşümün kendisi olan hayat, hızlı bir devinim yaşamaktadır. Artık bilgiler herhangi bir gayrete tabi olmadan elimize ulaşmakta, hazlar dünyanın dört bir yanından evlere servis edilmekte, tutkular helal-haram sınırı tanımadan gözlerin içine sokulmaktadır.

Bilginin, hikmetin, irfanın, toplumsal değerlerin hızlı bir erozyona uğradığı çağda; İslam coğrafyasındaki durağanlığın,  İslami çalışmaların yerelliğinin, varolan İslami dil ve üslubun cazibesini yetirmesinin, gelenekselcilik kokan ve günümüze hitap etmeyen yöntem-metot ısrarcılığının, şimdilerde daha çok hissedilen liyakat ve ehliyet sorununun, nefsi zafiyetin her zaman güncelliğini koruyan güç-iktidar ve bunun sonucu olan makam-mevki kapışmasının, modernizmin-kapitalizmin kültürel baskısı karşısında yaşanılan travmanın, İslami bilginin-değerlerin evrenselleştirilememesinin vb. Soruların ve sorunların; gençlerin İslam'la olan ilişkisini zayıflatmakta, genelde ise toplum olarak hakikate-adalete uzak düşmekteyiz.

Tüm bu ve buna benzer sorunların konuşulduğu kitapta, çözümün kendisi olarak "Müslüman Gençlik" üzerinde durulmaktadır. Topluma düşen görev ise gençliğe bu konuda yardımcı olmak, gençlere olan güvenini tazelemektir. Alışkanlıkların tekrarına, okumanın dar kalıplarına takılmadan, gençleri hikmet yolculuğunda özgür bırakmalarıdır. Korku tünellerimiz, muhafazakâr tavrımız, itaatkâr beklentimizin günümüz gençlerinde uyandırdığı his anlamsızlıktır. Gençlerin dünyasındaki güzellikleri, farklılıkları keşfedemeyen her kurumsal yapı, taassuplaşmaya mahkûm kalmaktadır.

Gençlerin gidişatının iyi olmadığının farkındayız. Lakin bu tanımlama, diğer toplumsal tüm bileşenler için de söz konusudur. Eğer gençlik İslami-insani değerlerden uzaklaşarak egoizm-hedeoizm-deizm gibi fikir ve inançların kıskacında ise; bu onlara bıraktığımız dünyanın kalıntılarıdır. Burada gençlere düşen, iradesini ortaya katarak; araştırma-okuma ve sorgulama yetilerini heyecanlarıyla ve meraklarıyla birleştirmeliridir. Hakikatin ne kadar kıymetli bir şey olduğuna şahit olduklarında ise; şahsiyet olma yolunda bilinçli adımlar atmalarıdır. Bu ümmetin vicdan-isyan-özgürlük-adalet çığlığı olmalarıdır. Kimsenin basamağı-adımı-adamı-gençliği değil, İslam'ın gençliği olmalarıdır.

Bu hayallerimizi kitaba konu ve konuk etmişiz efendim. İstifadenize sunulur. Selam ve dua ile...



YAZARLAR