Prof. Dr. Bilal SAMBUR


Yazarımız Bilal Sambur'un 'yeni' yazısı...

KÜRESEL KÖYDE GENÇLİK


İçinde yaşadığımız çağın belirgin niteliği, küreselleşme ile ifade edilmektedir. Küreselleşme olgusu, ekonomik ve teknolojik imkanlar ve gelişmişlikle ifade edilmesine rağmen, küreselleşmenin insan gruplarıyla ilişkisi genellikle ihmal edilmektedir. Her şeyi tanımlayan küreselleşme olgusu ışığında, gençlik kavramını nasıl anlamamız gerektiği sorusuna yeni ve derinlikli cevaplar bulmamız lazımdır. Gençlik kavramını ve olgusunu, artık klişe kavramlarla ele almanın hiçbir anlamı kalmamıştır. Gençliği dünün anlayışlarına göre değil, bugünün dünya gerçeklerine göre anlamlandırmamız lazımdır. Gençliğin, içi boş sloganlarla fetişleştirilmesi ve mistifikasyonu hiç bir sorunu çözmemektedir. Bilakis arkaik anlayışlar gençliği, çözüm kaynağı değil, sorunun kendisi haline getirebilmekedir.

Küreselleşme, karşımıza birçok imkan yaratmasına rağmen aynı zamanda insani açıdan maliyeti yüksek olabilmektedir. Küreselleşmenin insani maliyeti net olarak ortaya konmuş değildir. Küreselleşme ve insanlık arasında net ve açık bir ilişkinin ortaya konmaması, küreselleşmenin insanlık için maliyetini anlamamızı zorlaştırmaktadır. İnsanlık ve küreselleşme arasında net bir ilişki olmadığı gibi, gençlik ve küreselleşme arasındaki tecrübede açık değildir. Belirsizliğin ve sürekli değişimlerin olduğu global konteksde gençler, küreselleşme olgusundan en çok etkilenen insanlardır. Aslında küreselleşme olgusu, gençliği hedefleyen bir olgudur. Küreselleşen gençlik ve gençleşen küreselleşme olguları birbirini beslemektedir. Gençlik, küreselleşme olgusunun içeriğini belirlediği gibi, küreselleşme de gençlerin kültürlerini, yaşam tarzlarını ve anlam dünyalarını değiştirmektedir. Globalleşme iki ucu sivri bir kılıç gibidir. Ekonomik imkanlar sunan küreselleşme, aynı zamanda sosyal ve insani maliyeti yüksek olmaktadır. Küreselleşmenin ekonomik imkanları ve insani maliyeti arasında bir denge tutturmayı genç öğrenmelidir.

İnsanların birbirine yaklaştığı, aynı zamanda aralarındaki farkların büyüdüğü bir dünyadayız. Beklentilerin ve ihtiyaçların arttığı ama insanların tatmin olmadığı insanlık durumu, bugünün dünyasının önemli bir karakteristiğidir. Küreselleşen dünyadaki eşitsizlik ve tatminsizlik duygusunu en çok yaşayan kesim, belkide gençlerdir. Küreselleşmenin devasa imkanları, insanlarda büyük açlık ve arzu uyandırmaktadır. Küreselleşme, küresel pazarın ürünleriyle gençlerden bir karşılık beklemektedir. Tüketim, bir yaşam biçimidir. Gençler, birey olarak tüketmeye ikna edilmektedirler.Küresel pazar herkese özel bir şey sunmakta ve tüketim ürünleri sayesinde herkeste bir aidiyet duygusu yaratılmaktadır.Yükselen tüketim beklentileri tatmin edilmeyince gençlerde yoksunluk, umutsuzluk ve öfke oluşmaktadır. Globalleşme, gençlerin üzerinde mega umutlar ve ihtiyaçlar yaratırken aynı şekilde bu ihtiyaçların karşılanması için tatmin edici imkanlar sunulmamaktadır. Gençlerin küreselleşme süreci içinde dengeyi nasıl koruyacakları ve küreselleşme olgusuyla nasıl başa çıkacakları önemli bir soru olarak önümüzdedir.

Gençler, küreselleşme çağında sınırlarını değil, sınırsızlıklarını düşünmeye başlamışlardır. Gençlik ve sınır kavramları, bugünün dünyasında artık biraraya gelememektedir. Küreselleşme, insanlığa ve gençlere yeni imkanlar ve fırsatlar yaratmaktadır. Geleneksel olarak gençlere sınırlı olmak öğretilirdi. Günümüz dünyasında gençlerin, sınırlılıkları değil, sınırların ötesini düşünmeyi öğrenmeleri gerekmektedir. Sınır kavramına oryante olmuş bir zihnin küreselleşme olgusunu tecrübesi verimli olmamaktadır.

Küreselleşme genelde ekonomik bir olgu olarak algılanmaktadır. Küreselleşmenin bilgi ve teknoloji ekonomisi, kendisine uygun yeni bir insan tipi istemektedir. Homoglobalikus olarak ifade edebileceğimiz küreselleşen insanı, çok yönlü bilgiyle donanmış, dünyanın her tarafında çalışabilen, mensubu olduğu coğrafyayı, kültürü ve toplumu aşan yeni bir tipe ihtiyaç duyulmaktadır. Küreselleşmenin gençlerden beklentisi, gençlerin küresel ekonominin ihtiyaç duyduğu eleman olmaktır. Gençler, artık yarının umutları değil, bugünkü ekonomik faaliyetleri yürüten ekonomik kaynaklara dönüşmüşlerdir. Gençler, artık üretici aktif kaynak olma imkanını küresel ekonomi içinde yakalamışlardır. Gençliği genellikle cehalet ve tecrübesizlikle birlikte ele alan bir algılama vardır. Küreselleşen dünyada genç bireyin bilgisizliği ve tecrübesizliği tolere edilmemektedir. Gencin tecrübeli, donanımlı ve bilgili olması istenmektedir.

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR