Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Prof. Dr. Bilal SAMBUR


Yaşayan George Orwell

Yazarımız Bilal SAMBUR'UN "YENİ" YAZISI...


1984 ve Hayvanlar Çiftliği, bütün dünyada hiç önemini kaybetmeyen iki yapıt olma özelliklerini sürdürmeye devam etmektedir. Bu iki başyapıtın yazarı George Orwell (1903-1950), 70 yıl önce 21 Ocak 1950 tarihinde hayatını kaybetti. Özgürlüğümüzün ve hayatımızın üstüne karabulutlar çöktüğü her anda Orwell’ı, 1984’ü ve Hayvanlar Çiftliği’ni hatırlıyoruz. Orwell, Soğuk Savaş yıllarında Komünizme karşı yazılar yazan bir yazar olmadığı gibi, Hayvanlarr Çiftliği veya 1984 kitapları da Sovyet totaliteryanizmine karşı yazılmış dönemsel eserler değildirler. Herkes günümüz dünyasının Orwell’in 1984 eserinde yazdığı korkunç, karanlık ve baskıcı distopyadan farksız olduğunu söylemektedir. Duble düşünmek (double think), hafıza deliği (memory hole), kişiliksizleşme (unperson), düşünce suçu (thought crime), düşünce polisi (thought police) 101. Oda, (Room 101), Büyük Birader (Big Brother), yeni söylem (newspeak) gibi önemli kavramlar, dilimize Orwell sayesinde girdi.

Özgürlüğün olmadığı, herkesin gözetlendiği ve nefes almanın zorlaştığı 1984 benzeri dünyada bugün insanlar, umutsuz, çaresiz ve atıl bir şekilde yaşamaktadırlar. Kendilerini özgürce ifade edemeyen ve özgürce yaşayamayan insanlar için hiçbir umut yolu kalmamıştır. Azınlık bir grubun kendisini mutlu ve özgür hissettiği bir dünyaya insanlar, tepkilerini ve itirazlarını Orwell okuyarak gösteriyorlar. Orwell’ın 1984 ve Hayvanlar Çiftliği eserleri, aktüel değerlerinden hiçbir şey kaybetmeden insanlar tarafından okunan referans eserler olmaya devam etmektedir. Orwell, eserlerinde, sadece totaliter rejimlerin kötülüklerini anlatmamaktadır. Orwell, önemli bir şey daha yapmaktadır. Dili manipüle eden totaliter propaganda makinasına karşı gerçeğin yanında nasıl durulacağını Orwell, göstermeye çalışmaktadır. Dilin kontrol ve tahakküm aracı haline getirilmemesi için insanın uyanık kalması, sağduyulu ve akıllı olması gerekliliğini Orwell, anlatmaktadır. Totaliter rejimlerin yeni söylem iddialarının amacı, dilin içini boşaltmak suretiyle insanların akıllı bir şekilde kendilerini ifade etmelerine engel olmaktır. Akıl sağlığının bir istatistikten ibaret olmadığı gerçeğini bize gösteren Orwell, hakikati kendi iç dünyamızda ve dilimizde aramaya bizi davet etmektedir.

1984 Eseri, hayatlarımızı teslim almak isteyen ve köleleştirmek isteyen totaliteryanizmin karanlığına karşı bizi uyarmayı ve bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır. Gücü ve otoıriteyi ele geçirenlerin, hakikatin yerine yalanı, hayatın yerine köleliği ikame etmek için her türlü yalanı, sahtekârlığı, manipülasyonu yapabileceklerini 1984 eserinden öğreniyoruz. Orwell, 1984 eserinde yalanlar, yasaklar ve yozluklar üzerinden güç devşirenlerin, insanlığa en büyük sahtekârlıkları hakikatler olarak dayattıklarını şöyle formüle etmektedir:

“Savaş, barıştır. Özgürlük, köleliktir. Cehalet, güçtür.” Bugün savaşın barış, köleliğin özgürlük ve cehaletin güç olduğuna inanan milyonlarca insan bulunmaktadır. Amerika’da Trump’ın 74 milyon oy alması, totaliter yalanların milyonlarca insanı körleştirebilecek bir güce sahip olduğunun tehlikeli bir göstergesidir. Ülkelerini tekrar büyük yapma iddiasıyla yönetimi ele geçirenlerin aslında şiddeti, savaşı, sefaleti ve cehaleti politika haline getirerek insanlığın felaketini hazırladıklarını Orwell, çarpıcı bir şekilde anlatmaktadır. Capitol Hill baskınında ayaklanmayı, kışkırtmayı ve şiddeti yurtseverlik olarak sunmanın tehlikeli bir sosyal ve siyasal mühendislik olduğunu gördük. Orwell, milliyetçilik, vatanseverlik ve kutsal değerler adına toplumu kışkırtmanın, ayaklandırmanın ve şiddete yönlendirmenin toplumu aptallar ve körler sürüsü haline getirme şeklindeki tehlikesinden söz etmektedir. Körleşen ve aptallaşan çılgın güruhların, siyasal ve sosyal hayatı birer şiddet ve yıkım alanı haline getirmeleri, bütün toplumun farkında olması gereken ciddi bir tehlikedir. Siyasal ve sosyal hayatta gerçekliğin ve sözün değeri, tahmin edilemeyecek kadar önemlidir. Gerçekçilikten kopup illüzyonlara, söz yerine şiddete yönelmek, herkes için büyük faciaların yolunu açacak sonuçlar doğurmaktadır.

Totaliteryanizme karşı en etkili silah, ifade özgürlüğüdür. Doğrunun savunulması ancak ifade özgürlüğüyle mümkündür. “2 kere 2’nin 5 olduğunu dayatan Büyük Biraderin olduğu distopyada özgürlük, 2 kere 2’nin 4 ettiğini söylemektir.” 2 kere 2’nin 5 olduğu şeklindeki yalancı bir gerçeklik kurgulamasıyla yalın bir hakikati ters yüz edebilecek totaliteryan bir kültürün her zaman sosyal, siyasal, dinsel ve kültürel hayatımızı zehirleyebilecek bir distopya içinde buharlaşabileceğimizi, Orwell’in 1984 eseri bize etkili bir şekilde anlatmaktadır. BBC’nin Londra’daki binasının önündeki George Orwell büstünün üstünde şu yazmaktadır: “Özgürlük, insanlara duymak istemedikleri şeyleri söyleyebilmektir (If liberty means anything at all, it means the right to tell people what they do not want to hear.)" Orwell, 1984 ve Hayvanlar Çiftliği eserleriyle yalanın, cehaletin ve köleliğin cazibesine kapılanlara duymak istemedikleri şeyleri söylemektedir.

Orwell, insan olarak kalmamız için dilde ve sözde şeffaf kalmamız, hakikati yalın bir şekilde özgürce ifade etmemiz gerektiğine inanmaktadır. Hakikat, parlak bir camda göründüğü kadar sözlerimize yansımalıdır. Toplumun beynini, aklını, kalbini ve duygularını propaganda ve manipülasyon taktikleriyle iğfal eden güçlere karşı Orwell, insanlığı uyarmaya devam etmektedir.

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR