Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


YAŞAMIN VE VAROLMANIN DEĞERİ

Yazarımız Aziz Darıcı'nın "yeni" yazısı...


Zaman aktıkça, hayatta elimizin altından kayıp gitmektedir. Bilincimizdeki zamansal ve mekansal değişimler bizleri ciddi manada etkilemekte ve değişim göstermektedir. “İçinde bulunduğumuz, modernleşmenin adeta tabii bir sonucu olarak ortaya çıkan küreselleşmenin etkisiyle ve kitle iletişim araçlarının da tetiklemesiyle sözü edilen değişiklik daha kısa zaman diliminde gerçekleşebildiği gibi çok geniş bir alana da yayılabilmektedir. Bireylerin de, meydana gelen değişimi aynı süre zarfında olduğu gibi edinmeleri söz konusu olmadığından kuşaklar arasında ortaya çıkan anlaşmazlık bir yana aynı kuşağın kendi arasında da ideal bir iletişimi imkânsız kılmaktadır."(1)

İletişim yoksunluğu beraberinde insanları ve toplumları birbirinden kopartacak bir hale dönüştürmüştür. Fiziksel uzaklık veya gönüllerin birbirine karşı mesafeli duruşu, insanların birbirlerini anlamaya dayalı süreçleri tıkamıştır. Modern zamanın insanları kendilerini sürekli çalışmaya, çalıştığını tüketmeye, boş zamanlarında ise yemeye, içmeye, eğlenmeye adamıştır. Model kölelik adında mekanikleşen insan, kendi varlıksal sebebini unutmuş, insan olmanın ve toplum olmanın göstergesi olan birçok değeri ötelemiştir. Selam-muhabbet, sevgi-saygı, dayanışma-kaynaşma, dostluk-kardeşlik gibi değerler; kapitalist bir ruhla menfaate dayalı bir anlayış içerisinde değer yetimine uğramıştır. Çok hızlı bir şekilde işleyen ve yaşanan hayat içerisinde ortaya çıkan etkiye artık herkes çok açık bir şekilde maruz kalmaktadır.

Bu çerçevede hızlı akan bir hayatta insanın içsel bütünlüğünü yakalaması, içsel zenginliğini geliştirilmesi, okumaya araştırmaya zaman ayırması, en önemlisi hayattaki anlam arayışına yönelmesi ve sonuçta bu arayışın hakikatle sonuçlanması artık daha da zor görünmektedir. Genel manada hakiki soru sormaya ve cevabını bulmaya yönelik bir alan ve imkan bırakmayan bu yaşam biçimi, insanın kısa vadede maddi anlamdaki hedeflerine ulaştırsa da; Bu yanılsama kısa zamanda hiçliğe ve boşluğa doğru evrilmektedir. “İnsan yaşama girişmediğinde, yaşamı önemli bulmadığında, yaşamı reddettiğinde yokluğu tercîh ettiğinde bir imândan bahsedilemez. Buna göre, imânın karşıtı “şüphe” değil “nihil (hiç bir şey) ” olmaktadır. Bu hâlde, yaşamın önemini bulunmamakta, hiçbir şeye karşı kendini adama olmamakta ve birey yok olmakta, yeni tabirle tamamen yabancılaşmakta, kimliğini kaybetmekte, bağlılık geliştirmemekte, güvensizlik egemen olmaktadır... İmânını kaybetmiş birine göre, hiçbir şey değerli değildir” (2) O zamanda bu şeyler sadece araçsal bir kazanımın hedefinde olan bir olguya dönüşmektedir.

Modern zamanlarda yalnızlaşan insanı anlamamız için onun öncelikli olarak amacına bakmak gerekmektedir. Hakikatten kopan, hayatı parçalayan, değerleri yok eden, hayatını anlamsız kılan insan; geldiği nokta itibariyle insanlık mertebesinden feragat etmiş durumdadır. Tanrı olma iddiasının ciddiye almadan melek olmadığına göre, hangi varlığa dönüştüğünü sorgulamamız gerekmektedir. Kendini dinden bağımsız gören, Allah'ın ayetlerine karşı ilgisiz kalan, özgürlüğünü sorumsuzluğa terk eden, Allah'a olan kulluk görevini görmezden gelen, kendi içsel ve dışsal ayetleri okumaktan aciz olan bu varlık; hakikatte hangi mertebede durmaktadır? Aslında insan, kendi yaşamının ve varolmanın değerini bilmemenin sancısı çekmektedir.

Biliyoruz ki imtihan gereği,  Allah insana iki yol sunmuştur. Tercihe bırakılan bu yollar zorlamanın kapsamı dışında olduğundan insanın kendi iradesiyle doğru yolu seçmesi istemektedir. Yani hakikate, iyiliğe, güzelliğe, erdeme götüren tüm değerlerle buluşmasını istemektedir. O zaman içine düştüğü bu yalnızlıktan, anlamsızlıktan, tükenmişlikten kurtulmuş olacaktır. Sahip olduğu değerlerin, hayatın, hakikatin anlamı o zaman anlam kazanacak; yaşadığı bu tarifsiz mutluluğu insanların hayatına taşımak için can atacaktır. Paylaşmanın, dayanışmanın, kaynaşmanın değeri gün geçtikçe daha çok anlaşılacaktır. Çünkü ancak o zaman insan kaybettiği mertebesine dönmüş olacaktır.

“Seyyid Kutup (rahmetullahi aleyhten) bir ifade ki; bir eserinde mealen şöyle söylüyor: “Biz insanoğlu, kendi elimizdeki zenginlikleri, nimetleri, sahip olduğumuz değerleri başkalarıyla paylaştığımız zaman o değerler çoğalır ve hayatımız anlam kazanır. Biz başkalarına göre, diğerlerine, ötekine göre iyilik ve ihsanımızı artırdıkça kendi hayatımı da zenginleştirmiş, hayatımıza anlam katmış ve onu derinleştirmiş oluruz.

“Yaşamak, af dilemek ve hizmet etmek için verilmiş bir mühlettir.” (3) Yaşamın ve varolmanın değerini bilmek duası ile…Vesselam.

Selam ve dua ile...

 

1- Şerefettin Adsoy, Hakikat Ve Hayat Konusuna Alınacak: Yüzeysel Anlamdan Kavram Yoksunluğuna, Bingöl Üni. Modern Çağda Gençliğin Anlam Arayışı Sempozyomundan 2018

2- Mehmet Nuri GÜLER, İslâm’da Gençliğin İnanç Sorunları ve Fıkh’ın Hakemliğinde Çözüm, Bingöl Üni. Modern Çağda Gençliğin Anlam Arayışı Sempozyomundan 2018

3- M.İhsan KARAMAN,Gençlik ve Sivil Toplum - Modern Çağda Gençliğin Anlam Arayışı Sempozyomundan 2018



YAZARLAR