Yakup GÜLER


Yakup GÜLER; GÜLE GÜLE ESKİMEZ DOST...

Bir Portre : Memiş Doğan...


 

Onu ilk olarak 1967 - 68 yıllarında tanıdım çevre yolunda saman pazarı vardı rahmetli babam pazarda saman satardı  bizde tatillerde ve hafta sonları ona  yardım ederdik.. 

Memiş Doğan da yaz tatillerinde  orda bir çayocağında  çalışıyordu, dışarıya çay dağıtımı yapardı tahminen ilkokul 4 veya 5.sınıf yada orta birinci sınıf öğrencisi falandı. Mantarlı denilen bir terlik giyer ve çok  hızlı yürürdü belkide dağıttığı çayların soğumaması için hızlı yürümek zorundaydı ...

Sonra onunla yollarımız malatya MTTB etrafında yeniden kesişti...

O artık hem Malatya İmam Hatip Lisesi'nde okuyor hemde Allah rahmet eylesin Hüseyin Kaba ağabeyin Sönmez Kitabevi'nde aldığı kitapları kolları üzerine alıp  merkezdeki esnafların dükkanlarına girip ayak üstü  pazarlardı. Hafta sonları ise bugünkü Öz Murat döviz ile Özhüsrev Kuyumculuk önünde kitap  sergisi açardı ...

Birkaç yıl sonra Allah selamet versin Sıddık Atlı  kardeşimiz MTTB kitap kulübünü devraldı ve kitabevine dönüştürdü ve işletmeye başladı ancak esnaflık Sıddık Atlı'ya göre bir iş olmadığı için burayı Memiş Doğana devretti...

Memiş kardeşimiz böylece sabit esnaflık sınıfına geçmiş oldu...

Kitap ve kırtasiye sektörüne girdi, işlerini hızla geliştirdi ve kardeşleri ile birlikte dağıtım ve pazarlamaya başladı ve kısa zamanda doğu /güneydoğu'nun sektörde bilinen tanınan bir ismi oldu

iki kardeşi nesimi ve niyazi hariç üzeyir ,şahin ,adil ve kendisi hepsi bu sektörün bilinen esnafları oldular..

Memiş Doğan üniversiteyi okuyamadı âmâ başlı başına  bir üniversite oldu...

Hani sıfırdan başlama derler'ya Memiş Doğan gerçekten tam da öyle bir hikâyenin kahramanı idi..

Kendisi Kurşunlu Gelengeç köyünde idi. Aynı köyden bir  Memiş Doğan kardeşimiz daha vardı o öğretmen oldu. Karıştırmamak için birine Kitapçı Memiş Doğan  diğerine'de öğretmen Memiş Doğan derdik bu nedenle ölüm haberini alan arkadaşlar yine karıştırdılar yada sormak zorunda kaldılar, öğretmen Memiş Doğan mı Kitapçı Memiş Doğan mı diyerek...

Memiş Doğan köyden gelip şehirde tırnakları ile hayata tutunmakla kalmadı bu şehrin hafızası mihenk taşı ve pusulası oldu...

Siyasetten ticarete bürokrasiden entellektüel ve akademik dünyaya uzanan her alanda Memiş Doğan bir rehber gibiydi. Ne müşkülünüz olursa olsun Memiş Doğan ya çözücüsü olur yâda çözümün adresini size gösterirdi...

Bazen arama ve görüşmemiz uzarsa  telefon açar hocam biz ata dede dostuyuz "herşeyin yenisi makbul olsada dostun eskisi makbuldür" der ve sonra konuya girerdik...

O'nu hep böyle hatırlayacağım..

GÜLE GÜLE ESKİMEZ DOST...

Mekânın Cennet Olsun...

Yakup Güler

 

"Memiş Doğan abim Yakup Güler'in de ifade ettiği gibi bizim mahalle'nin çocuğu, yani o yer yer çayocaklarında çay dağıtırken veya seyyar araba üzerinde kitap satarken biz de rahmetlik babamızın yapa bildiği belki de tek şey samanpazarı'nda bir yer kapatarak adeta aslanın midesinde ekmeği almak gibi bir işin yapıyorduk, yani yoktu birbirimizde farkımız yani biz aynı mahallenin çocukları, hepimiz aynı izi takip ediyorduk. 

Memiş Doğan ve Nurettin Kığılı Malatya'daki İslami kitapcılığın ilk öncülerindedirler. Yukarıda da bahsettiğim gibi hem seyyar araba üzerinde kitap satarken hem de Milli Selamet Partisi'nin lokalinde çay dağıtıyordu. Orada kitapçılığa başlayan Memiş Doğan kardeşimiz Nurettin Kığılıyla Boğaziçi pasajından hemen Boğaziçi Çayocağı'nın yanındaki dükkanda kitapcılık yapıyorlardı. 1980. 12. Eylül'de askeri darbe olmuş bütün dernek, vakıf ve partiler kapatılmış, genel manada tüm Türkiye'nin özelden ise insanlarımızın üzerine askeri darbenin kabusu çökmüş bir fetreti yaşarken tabir caizse nefes alacağımız oksijen çadırlarına ihtiyacımız vardı.

MTTB tecrübesini yaşamış arkadaşlar olarak bir arayışın içindeydik. Gençliğimizin ilk dönemleri de olsa yaşadığımız tecrübe öyle es geçilecek bir dönem ve tecrübe değildi. Bu kabusu dağıtacak, umut olabilecek ve küçük de olsa bir mücadelenin gerekliğine inan arkadaşlar kendilerini kısa da olsa o konuşmalardan sonra bir bir ele veriyordu. Küçük gruplar olarak buluşma imkanı olan her yeri kullanarak bir araya geliyorduk. Bir araya gelmenin ABC'si ve motor gücü o günün şartlarında ellerimize tutuşturduğumuz kitaplardı. Arkadaşlar olarak insanlarımızla daha özelde buluşma mekanlarına ihtiyacımız olduğu yer yer vurgulanmaya başlanmıştı. Tam böyle bir zamanda Memiş Doğan ve Nurettin Kığılı kardeşlerimizin Akyol Pasajı'nda ve Boğaziçi Çayocağı'nın bitişiğindeki çalıştırdıkları kitapevi'ni başka bir yere taşıma kararı aldıkları haberi geldi. Bunun üzerine bize yani o küçük arkadaş grubuna bir imkan doğdu hemen değerlendirmek istedik ve o yere talip olduk.

Memiş ve Nurettin kardeşlerimiz tereddütsüz yeri kitap raflarıyla birlikte bize bıraktılar. Biz artık o boş rafları nasıl dolduracağız onun hesabına yapmaya başladık. O günün şartlarında bizim düşünce dünyamızda çek-senet gibi bir şey kulanmıyoruz, bu durumumuz yayınevlerinde kitap almamızı zorlaştırıyordu. Rahmetlik Memiş ve Nurettin kardeşimiz yayınevlerini arayarak bize kitap alma noktasında kefil oluyorlardı.

Bir ölüm vesilesiyle merhum Memiş Doğan kardeşimizle 1988'de İstanbul'a geldiğim dönem öncesi hatırladıklarımı siz dostlarımla paylaşmak istedim. Bu son 4-5 ay içinde iki kez telefonla görüştüm. Aylık süreli çıkarttığımız Özgün İrade Dergisi'nde yayınlanan Belediye'nin şirketlerinde biri olan Esenliğ'in reklamıyla ilgili görüşmüştük. Dergi hemen hemen çıktığı tarihten beri yayınlanan reklam, derginin çıkması açısından önemli ama bu öneme rağamen Başkan'ın ilişki biçimi, yönetme tarzı ve insanlarımıza karşı tutumu hatta verdiği zarar ziyanı hesaba katarsak; Memiş kardeşimize buluşmak için verdiğim randevuyu takip etmedim. Başkan'la yakın ilişkisinin boyutlarını bilemem, bilsemde bugün itibarıyla çok da anlamlı değil, 40-45 yıl gibi bir geçmişin olan insanın hayatında bilemediğimiz gelgitler olabilir. Hepimiz hesabımızı Allah'a vereceğiz, duamız odur ki; o hesap günü hesabımız ve imtihanımız kolay olsun. Bu duygularla Memiş Doğan kardeşimize ve tüm merhum ve merhumelere Allah'tan rahmet, Memiş kardeşimizin ailesine ve dostlarına sabr-ı cemil diliyorum. Selam ve dua ile... Davut Güler / Haber Duruş       



YAZARLAR