Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mehmet BEYHAN


Vizyonu Olanın Geleceği Olur

Yazarımız Mehmet BEYHAN'IN 'YENİ' YAZISI...


Bir devletin geleceğini vizyonu belirler. Hele dış politika da bu çok daha önem arz eder. Zira bir devleti küçülten veya büyüten şey, sahip olduğu maddi güçten önce vizyonu gelir.

Vizyon kelimesi, Latinceden Fransızcaya oradan da Türkçemize: ‘’görüş’’ veya ‘’görme gücü’’ anlamında geçmiştir. Gerek bireyin gerek toplumların gerekse kurumların gelecekteki hedefleri ‘’vizyon’’ kavramıyla ifade edilir.

Demek ki, vizyon ile gelecek arasında bir ilişki bulunmaktadır. Vizyon sahibi olmak iki açıdan önemlidir. Birincisi, muhtemel tehditleri görerek tedbir almak, ikincisi, gerçekleştirmeye çalıştığınız bir iddianız varsa gereken donanıma sahip olmak.

‘’İddia’’ ve ‘’dava’’ kelimelerine baktığımızda aynı kökten geldiğini görürüz. O zaman şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; iddiası olanın davası, davası olanın da bir vizyona sahip olması mutlaka beklenir.

Bu bağlamda ‘’Dünya beşten büyüktür’’ söylemi, ‘’one minute’’ itirazı, küresel adaletsizliğe kafa tutan büyük iddialardır.

Dünya üzerinde bulunan bütün devletlerin faaliyetlerine, birbiriyle olan rekabetlerine, dış politikalarına, vizyonlarına baktığımızda üç boyut üzerinde ilerlediğini görürüz.

Birincisi, tarihtir. Bütün olaylar bir tarih diliminde yaşanmıştır, yaşanmaktadır ve yaşanacaktır. Demek ki, olayların mahiyetini anlamak için tarih faktörüne mutlaka dikkat etmek gerekir.

İkincisi, coğrafyadır. Bütün olaylar bir coğrafya üzerinde yaşanır. Ayrıca coğrafyanın devletlerarası rekabete hem doğal kaynaklar nedeniyle hem de o yerin jeostratejik konumu ile ilgilidir. Daha önceki yazılarımda bu konunun üzerinde çok durduğum için bu yazımda sadece değinip geçiyorum.

Üçüncüsü, İNSANDIR. Her şeyin odağında insan vardır. Devletlerin bizzat kendisi insanın eseridir. Uluslararası ilişkilerin, olayların, tarihin, coğrafyanın öznesi insandır. İnsan devamlı merkezdedir, tarih ve coğrafya ise onu kuşatandır.

Bu bağlamda ister felsefeden, ister tarihten, ister devletten, ister medeniyetten, ister bilimden, ister teknolojiden, ister ekonomiden, ister siyasetten, kısacası hangi konudan bahsedersek bahsedelim her şey, mutlaka insan, tarih ve coğrafya üzerinde somutlaşmıştır.

Her şeyin merkezinde insan varsa o zaman bu kavrama kısaca bakalım. İnsan Arapça da üç anlama gelir. Birincisi, ‘’nisyan’’ unutmak, ikincisi, isyan etmek anlamına gelir. Mesela: ‘’Allah Âdeme dedi ki, burada dilediğiniz gibi yiyin için ama şu ağaca yaklaşmayın’’ ama Âdem emri unuttu ve isyan etti. Üçüncü anlamı da, ‘’ünsiyet’’ demektir. Yani ‘’yakınlık kurmak’’ demektir.

Sonuç

Uzun bir zamandan beri dünyada niteliği değişmeyen bir haksızlık yaşanmaktadır. Kendisiyle ‘’ünsiyet’’ halinde olduğumuz milyarlarca insan, bugün ekonomik ve politik gerilimlerin, çatışma ve savaşların, yoksulluğun, tahrip edilen çevrenin baskısı altında yaşamaktadır. Türkiye bütün bu haksızlıklara gücü oranında karşı duran, iddiası olan hemen hemen tek ülkedir. Ancak bu iddialara uygun bir vizyon geliştirilmesi gerekir. Unutulmaması gerekir ki vizyonu olanın geleceği olur.

Not: mehbeyan@gmail.com görüş ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

Twitter: MehmetBeyhanTR

Kaynak: Milat Gazetesi

 



YAZARLAR