Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Nezir ERGENÇ


VEKÂLET TARTIŞMA/KAVGALARI

Nezir Ergenç'in yeni yazısı;


 

“Vekâlet savaşları”, Suriye’de sürmekte olan savaşla ilgili üretilmiş anlamlı ve yerinde bir terkip. Arka planda asıl güçler/devletler işlerine bakarken onlar adına ama asıl kendileri için savaşıyor görüntüsünde olanlar için kullanılıyor bu terkip. Suriye’de asıl unsurlar ABD, Rusya, İran, Avrupa ve Türkiye oldukları halde birbirlerini öldürenlere bakıyorsun Suriyeli, Afganlı, Doğu Türkistanlı, Çeçen, Arap vs. benzer bir vekâlet savaşı da şu anda Ukrayna’da cereyan ediyor…

Rahmetli babam- Allah kendisini mukarrebun olanlardan eylesin- ben daha lisede iken Adalet Partisi’nin ilçe başkanlığını yapardı; abilerim ise Milli Selamet Partisi taraftarları olarak neredeyse her akşam bir araya geldiklerinde özellikle de seçim süreçlerinde çok çetin ve kırıcı tartışmalar yaşanırdı. Tartışmalarda birbirlerini ikna etmeye yönelik bir çabanın ötesinde karşı tarafı haksız ve yanlış çıkarmaya dönük bir anlayış hâkim olduğu içindi ki hiçbir şekilde birbirlerine yakınlaşamadılar; aksine her tartışmadan sonra bir adım daha uzaklaştılar…

Bugün olup bitenlere baktığımda da farklı bir şey olmadığını, aynı sahnelerin tekraren- sadece figürler ve isimler değişiyor- izletildiğini görüyorum. Partilerin yüce efendileri kendiişlerini yürütürken bizim insanlarımız onlar adına televizyonlarda, sosyal medyada, kahvelerde, şurada burda canhıraş bir tartışma/kavga içerisindeler. Anlamakta zorlanıyorum; bu insanlar neden konuşmuyorlar da sürekli tartışıyorlar,- aslında kavga ediyorlar; kavgada yumruklar sayılmadığı gibi burada da hakaretler, aşağılanmalar, sövgüler vs. sayılamıyor- birbirlerine üstünlük kurmak için karşıdakine karşı yumrukları sıkılı bir gard alma pozisyonunda açık arıyor.

Mesele gerçeğin anlaşılması mı yoksa karşıdakini mat etmek mi?

Vekâlet tartışmalarının kimi fikri konuların gündeme gelmesinde de yaşandığına şahit oluyoruz. Kitap okuyucuları, araştırmacı yazarlar vs. bir meseleyi konuşurlarken olayı tahlil edip doğrusu neyse ona ulaşmak yerine şu bunu demiş, o bunu demiş, falan kes şöyle diyor, filan kes böyle diyor diyerek dakikalarca bilgi pazarlamacılığı yapıyor. Bunu diyen sen misin kabilinde karşı taraf da aynı yöntemi kullanarak onlarca isimden malumatlar aktararak meseleyi anlaşılmaz ve sonu gelmez bir tartışmaya sürüklüyor… Kardeşim sen ne diyorsun, asıl onu söyle, fikrini söyle de bilelim! Dediğinde de ipler kopuyor tabi.

Satacak malı olmadığı halde pazardaki satıcıların malını pazarlayan bezirgân misali düşünürlerin, filozofların, âlimlerin düşüncelerini pazarlayarak vekâlet misyonunu yüklenmek sahibine bir şey kazandıracağı kanaatinde değilim. Kimin ne söylediğini, nasıl söylediğini elbette araştırmak, onlardan alınabilecekleri almak önemlidir; ilmin akışı ve inkişafı haddi zatında böyle olur; ancak kişiler adına konuşmak ve savunularını ya da yergilerini bir söyleme dönüştürmek ne ilim adamına yakışır ve ne de münevver kişiye.

Tasvip ettiğimiz, mensubu olduğumuz bir partimiz, bir mezhebimiz, bir felsefemiz, bir tarikatımız olabilir; hatta olmalı; ancak hiçbir şekilde bunlar bizi fanatik yapmamalı, bunlar üzerinden başkalarını muhalif, öteki, düşman konumuna bizi götürmemelidir.

Okumalıyız, araştırarak öğrenmeliyiz eyvallah; ama en az bunlar kadar önemli olan bize ait ya da tercih ettiğimiz düşüncelerimiz, yargılarımız, düsturlarımız olmalı ve asıl bunlar üzerinden tartışmalar yapmalıyız. İşte o zaman vekâlet mevziinden çıkar asıl yerimizi belirlemiş oluruz; böylece kimin hem ne bildiği ve hem de ne söylediği anlaşılmış olur ki asıl faydalanılacak olan da burasıdır…

YAZARLAR