Hasan ŞEREFOĞLU


VATAN MİLLET BAYRAK KAVRAMI MÜSLÜMANLARI BİRLEŞTİRİYOR MU? YOKSA BÖLÜYOR MU?

Hasan ŞEREFOĞLU'nun Yazısı


Daha dün bir açılışta, Diyanet İşleri Başkanı dua niyetine, vatan, bayrak, millet üzerinden hamaset yüklü bir konuşma yaptı. Peki bu format dinin kutsallarına, ümmetin bileğine örtüşüyor mu? 

Şüphesiz! Ümmetin vatan kavramı ile milletin vatan kavramı örtüşmemektedir. Milletin vatan kavramı, milli sınırlara haps edilmiş, bu sınırlar dışındaki milletlere ve topraklara sırt dönmemizi beraberinde getirmiştir. Halbuki Peygamberler, Sahabiler, Tabiinler, Mütefekkirler, Devlet Adamları, Komutanlar, Şairler, Yazar ve Sanatçılar doğdukları bölgelerin dışındaki yaşamış, ölmüş ve gömülmüşlerdir. Bunların ürettikleri her şey, milletten ziyade, ümmetin kazanımları olarak görülüyordu. Ancak! bugün vatan, Müslüman Coğrafyanın kalın duvarlarla birbirinden ayrılıp parçalanmasına, sınır dışı müslüman coğrafyanın yabancılaşmasına sebebiyet vermektedir.

Müslüman toplumları bölen bir diğer unsur ise bayrağın kutsallaştırılmasıyla ortaya çıkan biz ve onlar anlayışıdır. Kimisi bayrağındaki tevhid ibaresini, kimisi Allah lafzını, bir diğeri şehit kanından rengini aldığını öne sürerek, kendisini ayrıcalıklı bir konumda görmektedir. Örneğin yarın Avrupa Birliği benzeri bir yapılanmaya giden Müslüman Coğrafya, benimkisi daha kutsal deyip sırf bu gerekçeyle bile olsa bir araya gelemeyecektir.  Bayrağa dini anlamlar yüklemek, onu çeşitli esatirlerle kutsamak, temsil ettiği toplumları da yüceltmeyi  beraberinde getireceğinden, farklı toplumlara bigane kalmamızı kaçınılmaz kılacaktır.

Avrup kıtasında vatan kavramının millileşmesi 1789 Fransız İhtilali ile başlamış,1948 ikinci dünya savaşına kadar zirve noktasına kadar ulaşmıştır. Eski Kıta Bu süreç içerisinde, içerde ve dışarda savaşmış milyonlarca insanın ölümüne, ekonomilerinin çökmesine sebebiyet vermiştir. Nihayetinde bu yanlışı görmüş, vatan kavramını milli sınırlar dışına çıkarmış, çok uluslu yapıları onara müreffeh bir yaşamın koşulunu oluşturmuşlardır.

Yahudi Siyonizmin Kabaladan mefkûre, Cihan Hakimiyeti Düşüncesi, sayılarının azlığı ve iktisadi yetersizlik neticesinde uygulanabilirliği yoktu. Bu yüzden dünyayı Milletler Topluluğu yerine, milletlere ayırıp, zenginleşmeleri gerekiyordu. Bu konuda oldukça başarılı oldular. Büyük imparatorlukları çökertirken, yerine gelenlerin üzerinden vesayet oluşturdular.

 

Evvellen çatıştırdığı Batı üzerinden vesayet kurmayı ve zenginleşmeyi başarmış Siyonizm, Batının yeniden çatışmacı bir sürece evirilip, siyasi ve iktisadi kazanımlarının ber heva olmasını elbette istemez. Bu yüzden bugün Batı’nın Birlik içerisinde yaşamaları, onların beka sorunu haline geldi . Avrupa Birliğinin varlığı bu bağlamda değerlendirilmelidir.

Avrupalılar kendilerine huzur sükunet Mürefte bir yaşam temin eden milletler topluğu projesinde kerhende olsa siyonizmele birlikte hareket etmektedir. Çünkü şimdilikte olsa karşılıklı bir çıkar söz konusudur.

Kendilerine birlik üzerinden Mürefte bir yaşam temin eden Siyonizm ve Batı, neden vatan ve millilik kavramı üzerinden domine ettiği yerel işbirlikçileri vasıtası bizlere bu bölünmeyi sevimli hale getiriyor.

Bugün yeniden bölünmeyi eleştirenle, dün BATI’nın iki elamanı olan Sykes Picot tarafından çizilen yapay sınırları, vatan toprakları olarak kutsayıp, sınırın öbür tarafından kalanlar için bizi ilgilendirmez diyebilmektedir.

Dolayısıyla Vatan, Millet, Bayrak kavramları müslümanları birleştirmekte öte, daha da kriminalize edip, bölmektedir. Çünkü bu kavramların devlet sınırlarının ötesinde hükmü yoktur. Devlet sınırları da göreceli olduğunda, bugün bir devlete ait olan bir şehir ve o şehirde yaşayan halk, yarın başka bir devletin hududları içerisinde pekala olabillir.

Velhasıl kelam! Vatan, Bayrak, Millet bağlamında ayrıcalıklı bir konumda kendimizi görüp hızla millileşiyoruz. biz millileştikçe, bölünüyoruz, bölündükçe kaybediyoruz. Dolayısıyla bünyemiz taaruza açık hale geliyoruz



YAZARLAR