Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mustafa DOĞU


TREN METAFORU

Mustafa DOĞU


Geçenlerde yani otuz yedil yıl önce aynı sıraları birlikte paylaştığımız, tebeşir tozlarını yuttuğumuz, şakalaştığımız, aşımızı ve ekmeğimizi paylaştığımız liseden mezun olmuş dostlarla bir buluşma, bir kucaklaşma tertip etti arkadaşlar. Otuz yedi yıl bir insan ömrü için hiçte kısa sayılamayacak bir süre. Maşukunu bekleyen âşıklar gibi kapıdan her içeri gireni hafızalarımızda kalan portreleriyle resmetmeye, anımsamaya çalışarak büyük bir heyecanla gelenler karşılanıyor, bir iz, bir ipucu yakalanmaya çalışılıyor, yıllar öncesinden. Gülüşünden, sesinden, yürüyüşünden, jest ve mimiklerinden bir çağrışımla ?evet işte bu falan? demek için. Neticede beklediğimizden daha fazla katılımın sağlanmış olmasının verdiği sürur ile yeniden tanış olmak için başladık kendilerimizi tanıtmaya. Dünün evlatları-gençleri-yağız delikanlıları, bugünün babaları ve dedeleri olmuş, saç ve sakallara aklar düşmüş, biraz göbekler yağ bağlamış, yüzlerde yılların kırışıklıkları oluşmaya başlamış. Bu yeniden tanış olma seremonisinde bir kardeşimin şu bilindik ama unutulmuş cümlesi adeta tüm günün özetiydi; ?her şeyin yenisi makbul olabilir ama dostlukların eskisi güzeldir.? Bu buluşmaya tren ile gelen var mıydı bilmiyorum ama bizim konumuzla alakalı olduğu için bu anekdotu paylaşmak istedim.

Bin yedi yüzlü yılların sonlarında icat edilmiş kadim bir toplu ulaşım aracıdır tren. Karası, mavisi, yolcusu, postası, yükü, hızlandırılmışı, hızlısı var. Rayları, makasları, lokomotifi, vagonları, makinisti, kondüktörü ile kendine özgü ve özgün bir toplu taşıma aracıdır tren. Üzerine çok romanlar, hikâyeler, destanlar, şarkılar, türküler, ağıtlar, şiirler, nesirler yazılmıştır ilk icat edildiği günden bu güne kadar. Daha da çok yazılacaktır hayat akıp gitmeye devam ettiği sürece. Ne hüzünlü ayrılıkların, ne mutlu bekleyişlerin, ne sessiz sedasız çekip gitmelerin ve gelmelerin, ne gösterişli uğurlamaların ve karşılamaların mekânı olmuştur trenlerin uğrak yeri olan istasyonlar. İstasyonlar aynı zamanda tarihin tanıkları ve adeta yaşayan sanat abideleridir gözler nazar edip görmek istediğinde. Demiryolları dönem dönem dünya siyasetinin en stratejik ağına dönüştürülmüş, kıtaları bir birine bağlayan devasa bir ulaşım aracı kılınmıştır.

Eski kömürlü/buharlı trenler uzun-uzayan yolculukların vazgeçilmez tercihidir, ekonomik ve yol güvenliği açısından. Sadece insan taşıma yönünden değil, yük taşıma açısından da en çok tercih edilendir aynı gerekçelerden ötürü. Metrelerce uzayan vagonları ile adeta birbirine eklenmiş evlerin, sokakların seyahati gibidir tren ile yapılan yolculuklar. Yataklı/yataksız kompartımanları vardır kişilerin tercihine bırakılmış. Her bir kompartıman adeta kişilerin evi gibidir. Perdeler çekilir, pijamalar giyilir, yataklar açılır ve adeta ninniye dönüşen o raylardan çıkan ritimle uyulur gidilir varılacak istikamete doğru. Sofralar kurulur, yemekler yenir, çaylar eşliğinde dalınır koyu sohbetlere. Bitmez denilen yol ve geçmez denilen zaman akıp gitmiştir farkına bile varmadan. Varılacak istasyona yaklaşıldığında bir heyecan sarar yorgun yürekleri ve bedenleri vuslata erecek olmanın hazzıyla./resimler/2019-3/12/0855185919302.jpg

Şimdilerde hızlı trenler var zamana ve mesafeye adeta meydan okuyan, neyin üzerinde gittiğinizi size hissettirmeyen. Çok konforludur vagonları ve içerisindeki kompartımanları. Bir AVM gibidir restoranları ve kafeleri. Size kara tren ve kardeşlerinin yaşattığı sürprizleri yaşatmaz. Dakiktir kalkışında ve varışında. Kara tren ve kardeşlerinde var olan paylaşım, hoş sohbet kalmamıştır zamanla yarışarak hızla akıp giden hızlı tenlerde. Adeta kent insanının yaşamındaki soğukluk, bencillik, vurdumduymazlık yansımıştır neye yetişmek için koşuşturduğu belli olmayan insanların bindiği bu hızlı trenlerde. Çok fazla istasyonda durmaz, o kadar hızlı geçer ki dışarıyı bile seyredemezsiniz ne var ne yok diye bir kâinat okuması yapmak için. Hoş, çokta dert edildiği kalmamıştır geçilen yerlerde nelerin olup bittiğinden.

Dostlarla-dava arkadaşlarıyla yola çıkışın bir metaforudur ?tren?. Devam edenler, atlayanlar, atılanlar, kaçanlar, kaçaklar, inenler, binenler, korsanlar gibi kavramlarla anlatılır burada yaşanılanlar. Birlikte aynı hedefe, aynı istikamete, aynı yoldan, aynı trenle gitmek için biner insanlar bu uzun, bir o kadar meşakkatli ve çetin yolculuğa. Ülküsü, ideali, rüyası, gayesi, ilkesi olan ve hedefe kilitlenmiş birlikteliğin yolculuğudur. Bundan dolayıdır ki dikkat kesilmek gerekir mola ve durak yerleri olan istasyonlarda. Buralar yenilenmek, ihtiyaç giderip yeniden zinde bir şekilde yola devam etmek içindir. Yetişemeyen, zihni-aklı karışan, yolculuğun seyri hakkında endişe taşıyan var mı diye bakılır, beklenir dostlar-yoldaşlar. Araya yabancıların karışmaması için dikkat kesilir yola birlikte çıkılan kadrolar-arkadaşlar.

İlk çıkışın yapıldığı istasyondur ülküdaş-yoldaş-kardaş-arkadaş kılacak olan. Zira varılacak menzil uzun-kıymetli ve değerli olduğundan varabiliyor olmakta doğal olarak birtakım meşakkatleri beraberinde getirecektir. Bu uzun ve zorlu yolculuk bedel ister, fedakârlık ister, özveri ister, dayanışma ister, paylaşım ister. Yolculuğun seyri yol arkadaşlığının da rengini belirleyecektir karşılaşılan engellerde, korsanlar-yol eşkıyalarının saldırılarında. İstasyonlarda ferasetli-dikkatli-uyanık olmak gerekecektir; her daim her şeyin belirginleştiğini, netleştiğini, yol üzerindeki her türlü engellerin ve saldırıların dayanışma ile atlatıldığını, sıkıntıların bertaraf edildiğini ?başka ulaşım araçları?yla takip ve gözlemleyenlerin bu trene binme hamlelerine karşı. Bunlar işler iyiye gitmeye başladığında kendi ulaşım araçlarını terk ederek, ilk istasyonda bu trene atlarlar ülkenin âli menfaatleri (!) için. Kraldan fazla kralcıdırlar. Onların dostluğu olmaz, çıkarı olur, menfaati olur. İyi tüccardırlar. Çabuk paraya çevirirler ellerinde olan her şeyi. Düne kadar zemmettikleri, aşağıladıkları, hakaret ettikleri kadroların hedefine emin adımlarla yaklaşıyor olmaları neticesinde usta bir manivela ile çark ederek hemen kendilerine bir yer edinmek için atlarlar trene sahte dostluk gösterileriyle.

Tren yarenliği ?birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için? cümlesinin pratiğe indirgenmesi gereken bir takım ruhudur. Kerameti kendinde arayanlar her daim hem kendisi, hem de dava arkadaşları için problem olmuştur. Bu bir kibir emaresi olup insanı müstağnileştirir ki bundan şiddetle kaçınmak gerekir. Tüm takım arkadaşları birbirlerinin iyiliğinde ve kötülüğünde ayna olmak durumunda ve gerekeni geciktirmeden yapmak zorundadır. Dostluk-kardeşlik bunu gerektirir. Sessiz kalınan, görmemezlikten gelinen, üstü örtülen her kusur gelecekte telafisi imkânsız sonuçları doğuracaktır. Ortada bir başarı veya başarısızlık var ise bu takımın tamamı için geçerli bir sonuçtur. Kimin ihlasının, kimin samimiyetinin, kimin duasının, kimin gizlice akıtılan gözyaşlarının neden olduğunu ancak kalplere hükmeden Allah bilir.

Gerçek dost, dostlarının başkalarına meze ve malzeme olmasına asla müsaade etmeyen, gönlü razı olmayan ve oluşabilecek kötü akıbetten acı duyacak kimsedir. Meydanlarda, olur olmaz mahfillerde, medyada konuşmak-eleştirmek ve rencide olmasını sağlamak hiç değildir gerçek dostluk. Çıkarı, menfaati, makam ve mevki hırsıyla yanınıza yanaşmış, ilk fırsatta ayağınız tökezlediğinde sırtınızdan vurabilecek tıynetsiz kişilere söz söyletmek, hakaret ettirmek değildir gerçek dostluk. Gerçek dost üzerinde sonradan edindiği tüm makam-mevki ve kazanımları bir kenara bırakarak dostlarıyla yürekten, içtenlikle hiçbir hesabi duygu taşımaksızın son derece hasbi, samimi duygularla bir araya gelerek özlem gideren, hasret gideren, hasbihal edendir.

/resimler/2019-3/12/0855588576359.jpg

Trenin hammaddesi olan demir, Kerim Kitabımızda kitap ve mizan ile birlikte zikredilir. Üçü bir arada olduğunda adalet, erdem, ahlak ve fazilet olur. Bunlardan birindeki kopuş ise zulüm, ahlaksızlık, fahşa ve rezilete dönüşür. Tek başına demir sert, ürkütücü ve korkutucu bir maddedir. Ama diğer ikisi ile birlikte kullanıldığında sadece zalim için korkutucu ve ürkütücü olurken, mazlum için adeta pamuk olur, şefkat olur, güven olur, huzur olur.

Trenin kadrosu kadar istikameti de önemlidir. Hıza, yolun eğimlerine ve makaslara dikkat etmek gerekir, savrulmamak, devrilmemek ve yanlış yollara sapmamak için. Her durulan istasyonda dikkat kesilmesi gerekir kondüktörün unutulan, yetişemeyen veya biletsiz trene atlamaya çalışan yolcu var mı yok mu diye.

Birde ?okul metaforu? vardı yakın siyasi tarihimizde. Uzun yıllar birlikte siyaset yapmış önemli bir kadro hareketten ?ki o dönemde bu hareket çok zor zamanlar yaşıyordu- bir ayrılış, bir kopuş gerçekleştirmiş ve ?bunlar okulu arka bahçeden terk edenler?, ?pencereden kaçanlar? gibi cümlelerle mizansenleştirilmişti tüm bu yaşananlar. Fakat zaman içerisinde söylenenler eleştiri olmaktan çıkarak, büyük hakaretlere, ötekileştirmelere, aşağılamaya, rencide edici düzeylere kadar inmiş ve kabullenilmesi imkânsız boyutlara sürüklenmiştir. Demek ki insanoğlu söyledikleri ve yaptıklarıyla imtihan olunmadan ve benzerlerini yaşamadan öteki âleme göç edemiyor. ?Büyük lokma ye, büyük söz söyleme? atasözü de acaba bu gibi olaylar neticesinde mi meşhur olmuştur?

İnsanoğlu ne hikmetse kendi nefsi ile baş başa kalıp doğru-düzgün bir muhasebe yapmak istememekte, karşısındakini suçlamayı, eleştirmeyi tercih etmekte. Bu birazda nefsin aldanmışlığından olsa gerek. Âdem işlediği günahın sebebini kendinde aramakta, nefsine zulmettiği gerekçesiyle kendini suçlamakta, böylece ?ahseni takvime? layık olmaya çalışmakta iken, İblis isyanının müsebbibi olarak Allah´ı görmekte ve müstağnileşerek ?esfele safilin? çukurunda debelenmektedir. Bu ve benzeri yaşanmışlıklar tüm müminler için kendi yaşamlarının vazgeçilmez ilkeleri, felsefeleri olduğunda razı olunan başarılar yakalanabilecektir.

Bu dönemde trene selektör yapmak gibi anlama gelebilecek bu sözleri söylemek çok manidar olabilir. Trene selektör yapmakta çok akıllıca bir davranış olarakta görülmeyebilir. Ama unutulmaması gerekiyor ki tren yola çıktığı yolcularla ve belirlenen ilke ve prensiplerle hedeflenen istikamete doğru yol almıyor. Yolda, yolcularda, kompartımanlarda bir problem var görmek isteyenler için. Yok, biz ne olursa olsun bu trene övgüler dizmeye devam edeceğiz, olumsuzlukları görmezlikten geleceğiz diyenler varsa ?ki hiçte azımsanamayacak kadar büyük bir kesim var- onlara da vesselam.



ömer çetin
22.03.2019 01:15:45
tren gelir hoş gelir odaları boş gelir :)

YAZARLAR