Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


TOPLUMSAL AHLAK NEREYE?

Yazarımız Aziz Darıcı'nın "yeni" yazısı...


Su, ateş ve ahlâk dostluk kurmuşlar. Bir gün ormanda dolaşmaya çıkmışlar. İçe doğru yol aldıkça ormanın derinliklerinde kendilerini bulmuşlar. Fakat bir müddet sonra içlerine bir korkudur düşmüş. Orman çok büyük ve çok karmaşıkmış. Her türlü ihtimale karşı birbirlerini kaybederlerse, nasıl bulacaklarını düşünmeye başlamışlar.

Ateş ve ahlâk suya sormuş:

-“Kaybolursan seni nasıl bulacağız?”

Su cevaplamış:

“Nerede bir şırıltı duyarsanız ben oradayım.” demiş.

Sıra ateşe gelmiş.

Su: -“Seni yitirirsek ne yapalım?” diye sormuş.

Ateş:-“Duman gördüğünüz yerde ben varım.” cevabını vermiş.

Sıra ahlâka gelince cevabı şu olmuş:

-“Beni asla kaybetmeyin; eğer kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız!”

Aslında ahlak kaybı insanın inandığı değerlerle, insanın kendi fıtratına olan yabancılaşması sonucunda girmiş olduğu krizi göstermektedir. Hakikatin özlü ifadesi olan İslam'ın oluşturmak istediği toplumsal yapıya muhalif olan bu durum, kuşkusuz bir toplumun da içinde bulunduğu durumun vahametini göstermektedir.

Bir toplum bilgiyle, hikmetle, irfanla, ahlakla, adaletle, hukukla sorunlu-zorunlu bir ilişki-iletişim halindeyse; zorunluluktan kaynaklanan ortamların kalkmasıyla asıl olan kişilikler hayata tesir eder. Hakikatle olan amaçsal ve bilinçli birliktelikten yoksun ve yoksul olan birey-toplum; zamansal ve mekansal(konjonktürel)  birlikteliğe aşırı önem atfedince, mekanın ya da zamanın değişmesiyle birlikte asıl çözülme başlamaktadır.

Bir Müslüman için Allah'a olan iman samimiyetin, dürüstlüğün, ahlakın, zarafetin, inceliğin yanında kötülüğe ve ahlaksızlığa karşı otokontrol görevi de görmektedir. Yani; "Kimse beni görmüyoru değil; Allah beni görüyoru " ifade etmektedir. Günah ve sevapların amel defterine işlenişi bu iman ve bilinç düzeyinden hareket eder. Toplumsal kural ve kaideler ise bu imanın ve bilinç düzeyinin korunmasına yönelik adımlardır. Kötü niyetli insanlar içinse birer uyarı ve caydırılıcıktır.

(Bireysel ahlakı güzel olan insanlara selam olsun) Lakin tüm bunların somutsal ifadesinin, değerlendirilmesinin gelip duracağı yer toplumsal ahlaktır. Toplumsal ahlakı iyi durumda olan toplumların birlikteliği, ahlak krizlerinin yaşandığı dönemde kendini iyiden, güzellikten, adaletten yana refleks göstermeye iter. Vicdanlı olmanın emaresi olan bu tavır, tamamen imani ve insani olanın-olmanın gereği üzerinedir. Toplumsal ahlakı iyi durumda olmayan toplumların birlikteliği ise ahlak krizlerinin yaşandığı durumlarda ahlaki kriz derinleşirken; susma, yutkunma, savunma, tevil etme gibi refleksler ortaya çıkmaktadır. Buna çanak tutan tarafgirlik, ideolojik, politik, hiziplik gibi yaklaşımlar ise iyiden, güzellikte, adaletten çok kendilerin haklılığına dair olan inançlarını pekiştirme üzerine çalışmaktadır. O yüzden savunma psikolojisi daima öncüldür ve muhafazakar tavırlar ön plandadır.

İlahi değerlerin parıltıları kainatı aydınlatmaktadır. Vahiyle müşerref olan insanın kendini bu ilahi ışığa(nura) kapatması, bu nurdan pay almaması; onun içinde bulunduğu karanlığın derinliğini göstermektedir. Ahlakın bir yere gittiği yok. Asıl giden insanlığın kendisidir.  Herkes niyetine-gayretine göre bir şeyler almaktadır. Gördüğümüz genel anlamda insanın kendisine ayırdığı pay onun izzet ve şerefine halel getirmektedir. Onun için insan kendisini buluncaya kadar rahmetten, ışıktan mahrum olacak ve karanlık onun karakteri olmaya devam edecektir.

Giden nedir? Sorusunu iyice düşünme vaktidir. Tabi vaktimiz varsa... Daha doğrusu niyetimiz varsa...Vesselam.



YAZARLAR