Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Cafer AKDENİZ


Terör Nedir, Terörist Kimdir?

Kısacası "Terör" kavramı günümüzde sömürgeci güçlerin çok işine yarıyor.


"Toplumun ve halkların baş belası olan bu kelime ve kavramlar günümüz insanının çok sık duyduğu kelimeler arasında yer alıyor. Öyleki terör kelimesini bir korku be şantaj aracı olarak kullanmaktadırlar. Bugün bu kelime sayesinde demokrasi, insan hakları, ırkçılık, mezhep, halk devrimleri ismini kullanarak bu Ortadoğu´da Müslüman ve mazlumların yaşadığı yerlerde insanların kanına girerek amaçlarını gerçekleştiren emperyalist ülkeler vardır. Bunlara bağlı olarak farklı kulvarlarda yarışan değişik akımlar birbirlerini teröristlikle suçluyorlar. Bazen ülke yönetimleri kendilerine karşı duranları, bazen de bu yönetimlere karşı mücadele eden akımlar, yöneticileri teröristlikle suçluyorlar. Dünyaya kendi istediği gibi şekil vermek ve bütün insanlığa hükmetmek isteyen ABD çıkıyor, "Terörü Destekleyen Ülkeler Listesi" adıyla bir kara liste hazırlıyor ve bunu kendisine kafa tutmak isteyen ülkelere karşı siyâsi baskı aracı olarak kullanıyor. Hatta bununla da yetinmeyip ekonomik baskı aracı olarak da kullanıyor. Bu yolla bütün dünya devletlerini kendisinin kölesi haline getirmeye çalışıyor. Kısacası "terör" kavramı günümüzde sömürgeci güçlerin çok işine yarıyor.

Terör kelime olarak Türkçe´deki "tedhiş" ibaresinin karşılığıdır. Fakat bu terimin sabit bir çerçevesi olmadığından isteyen istediği gibi yorumluyor. Ama Müslümanca düşünme gereği duyanların bu tür terimlere anlam verirken kendi kavram literatürlerini bilmeleri ve başkalarının yaptığı suçlamaları kendi anlayış süzgeçlerinden geçirmeleri zorunludur. Saltanatlarını haksızlık ve zulüm üzere bina etmiş olanlar bu haksızlığa ve zulme karşı direnerek hak mücadelesine girenleri teröristlikle suçlayabilirler. Ama bizim Müslüman olarak hak mücadelesini desteklememiz ve zalime karşı mazlumun yanında yer almamız gerekir. Başkalarının bu hak mücadelesini terör olarak nitelemesi bizi ilgilendirmez. Rusya´ya göre Çeçen halkının mücadelesi bir terör ve isyandır. Ama bize göre şanlı bir direniştir. Çünkü yüzyıllardan beri zulüm altında inletilen bir halkın yeniden kendi onuruna kavuşturulmasını ve hakkın yerini bulmasını amaçlamaktadır. Keşmir halkının bağımsızlık savaşını Hindistan bir terör olarak nitelese de biz Hind zulmünün terör olarak nitelenmesinin daha doğru olacağına inanırız. Eritre´de İsrail ve ABD destekli sözde bağımsız sosyalist ve hıristiyan kontrollü bir yönetim kurulmuş olsa da Eritre´nin Müslüman halkı gerçek bağımsızlığına kavuşamamıştır. Dolayısıyla Eritre İslâmi Cihad Hareketi´nin mücadelesi bir terör değil şanlı bir direniştir. ABD ve Batının açıklamalarından ve anlayışından yola çıkacak olursak, Türkiye´deki İstiklal savaşını da terör olarak nitelememiz gerekir.

Bazıları direniş ve hak mücadelesini yerinde bulurken mücadelenin şekline itiraz edebiliyor. Mücadele şeklinde zaman zaman hata yapılması mümkün olabilir. Ama bilmek gerekir ki zalime ancak onun anlayacağı dille cevap vermek mümkündür.

Bir diğer tartışma da; mücadele ortamında kimlerin hedef alınabileceği konusu üzerinde çıkıyor. Bu tartışmanın merkezini de genellikle bir "sivil gayri sivil" ayrımı oluşturuyor. Şunu bilmek gerekir ki sivillik ceket, pantolon, gömlek, kravat giymek değildir. Sivillik mücadeleye gerekçe oluşturan zulüm ve haksızlığın dışında olmak, bu haksızlığa hiçbir şekilde yardımcı olmamaktır. Eğer bir insan o haksızlığa herhangi bir şekilde yardımcı oluyorsa haksızlığa karşı direnenlerin hedefi olması da doğaldır. Bu açıdan bakıldığında Filistin´deki İslâmi Direniş Hareketi´nin hedef aldığı siyonist işgalcileri gömlek giyip, kravat takıyorlar diye sivil olarak nitelemek mümkün değildir. Her şeyden önce Filistin topraklarının tamamı işgal altındadır ve dışarıdan gelerek o topraklara yerleşen siyonistlerin tamamı bu işgale dolayısıyla haksızlığa ortak olmuşlardır. İkinci olarak Filistin topraklarına yerleştirilmiş mayın tarlaları durumundaki Yahudi yerleşim merkezlerinde oturanların tümü işgal yönetimi tarafından silahlandırılmıştır ve sürekli Müslümanları tehdit etmektedirler. Dolayısıyla Filistin halkının varlık mücadelesinin karşısındaki cephede fiilen görev almışlardır. Örneğin Hz. İbrahim Camisi katliamını gerçekleştiren Barush Goldstien görünüşte bir sivildi. Ama 67 insanı namaz esnasında şehid etmişti. Bugün özellikle Batı Yaka´daki Yahudi yerleşim merkezlerinde oturan siyonist işgalcilerin %90´dan fazlası aynen Goldstien gibi düşünmekte, onun ölüm yıl dönümünde törenler düzenlemekte, onun gerçekleştirdiği katliamı kutlamakta, fırsatını bulduklarında da Müslümanlara sataşmaktadırlar. Müslümanlar sivil diye nitelenen bu insanlardan belki askerlerden çektiklerinden daha fazlasını çekiyorlar. Bizler ölümden yorulurken, bu vampir nesilleri yetiştiren batı emperyalist devletleri mazlumların ve Müslümanların kanını içmekten yorulmadılar. Ama imtihan gereği biz cennete sevdalı iken onlar cehenneme.



YAZARLAR