Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ahmet TAŞ


TEMEL HAKLARIN KULLANIMI ÖZGÜVEN KAYNAĞIMIZDIR

Yazarımız Ahmet Taş'ın "yeni" yazısı...


Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin kayınpederi Şeyh Edebali ye ait olduğu söylenen bir söz vardır. “ İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” Yerinde ve atasözü haline gelmiş bir söz.

Devlet hepimizin bildiği gibi belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan insan unsurunun teşkilatlanmış halidir. Yani üzerinde yaşayan insan olmayınca devlet denen varlık ve organizeden söz edilemez

Toprak, insan ve bunları bir arada  tutan otorite ortaya çıktığında devlet ortaya çıkar devlet olmayınca da adalet, hizmet, dirlik, düzen, koruma olmaz.

Toplum içinde dengeli bakışı yakalayamayan bazı insanlarımız, idarecilerimiz ve vatandaşlarımız devletin yıpratılmaması, bazı insanlarımız da insanımızın yıpratılmaması sözünü sıkça dillendirirler ve bunun kaygısını çekerler.

Devlet, insan için insanda devlet için vazgeçilmez unsurlardır ve zaten birbirinden ayrı olduğunu düşünmek de yanlış ve sağlıklı olmayan bir yaklaşımdır. Devlet idaresini elinde tutan idareciler ve onların emri altındaki memurların devletin tebaası olan insanları hep hata yapan, suç işleyen varlıklar olarak görmesi asla doğru bir yaklaşım değildir. Vatandaşında aslında kendinin olan devleti vergi kaçırarak, kanunlara uymayarak zora sokulacak bir varlık olarak görmesi asla doğru olmayan bir yaklaşımdır.

Devletin sahibi olan milleti bir arada tutma ve adaletle yönetmek için kanunlar kurallar vardır. Kanunların uygulanmasında esas kural vatandaş lehine ve ona kolaylık sağlamak, öz güven vermek ve rahat ettirmeye yönelik olmalıdır. Aksi halde idareci ve memurlar devletin velinimet olan insanına güvenmemiş olur.

Son bir yıl içinde korona tedbirleri çerçevesinde ülkemizde olağanüstü hal tedbirler uygulanmaya başlandı. Sokağa çıkma, toplantı ve gösteri yürüyüşü, geziler, paneller, konferanslar, eğitim çalışmaları ve hayatın birçok alanına sınırlamalar getirildi. Sanırım bu tedbirlerin uygulanmasında başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok il ve ilçede valilerimiz, kaymakamlarımız özellikle kanuni haklarını kullanarak toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak isteyen insanların taleplerine uzun süreli erteleme ya da müsaade etmeme böylece asayişi sağlamış olma yoluna gittikleri medya organlarına yansımaya başladı.

Salgın hastalık, doğal afet, darbe ve darbe kalkışması gibi zamanlar olağanüstü hallerdir. Kanun gereği temel hakların kullanımına sınırlamalar getirilebilir ama devletin temeli olan insanımızı gereksiz tekbirler ve kaygılarla kendini ifade hakkından mahrum bırakmak da içe kapanmaya, özgüven zayıflamasına sebep olur.

Aşırı tedbir meraklısı il ve ilçe idarecileri şunu unutmasınlar. Eğer insanlarımızın özgüven duygusunu azaltıp onları yasaklarla boğarsak 15 Temmuz darbe kalkışması, 4 Nisan darbe bildirisi gibi dönemlerde sokaklara, meydanlara çıkıp milli iradeye sahip çıkacak insan bulamayız. Bunu asla aklımızdan çıkarmayalım. Devleti koruyorum diye insanımızı cesaret ve özgüvenden mahrum bırakmayalım.

Selam ve dua ile

Kaynak: Her Taraf



YAZARLAR