Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ahmet TAŞ


SUYUMUZU NE YAPALIM

Ahmet Taş'ın yeni yazısı;


 

Su hayattır; susuz hayat olmaz.

Bir damla suya muhtaç, suyumuz çekildi, susuz yaşayamam, su savaşları ve buna benzer çok deyim kullanılır su ile ilgili.

Yaşı 50'nin üzerinde olanlar iyi bilir. Tarih kitaplarında kuraklık sebebiyle Türk milletinin anayurdu Orta Asya'dan dünyanın diğer bölgelerine göç ettiğinden bahseder.

Tarımın, hayvancılığın, sanayinin de olmazsa olmazıdır su. Kısacası su olmasa hayat olmaz. İnsan dâhil canlı vücudunun da önemli bir bölümü sudan oluşur. Zaten insan da bir damla sudan yaratılmış bir varlıktır.

Yıllardır basın yayın organlarından Afrika'nın, Asya'nın susuz bölgelerinde bir damla suya ulaşmak için insanların nasıl mücadele ettiğini okuruz, görürüz, duyarız. Ülkemizden hayır kurumlarımızın Afrika başta olmak üzere Afganistan, Pakistan ve diğer ülkelerde su kuyuları açarak susuzlara su imkânı sunmak gayretini hep duyarız, görürüz.

Su, kıymeti en iyi bilinmesi gereken bir nimet olmasına rağmen insanoğlu tarafından en çok israf edilip kıymeti bilinmeyen bir nimettir de.

Vahşi sulama metoduyla, muslukları devamlı açık bırakmakla, banyolarda, mutfaklarda, sanayide boşa akıtılan suları hesap ettiğimizde sanki suyun hiç tükenmeyeceği anlayışına da şahit oluyoruz.

Yılda dört mevsimin yaşandığı, yedi iklim bölgesinin bulunduğu ülkemiz su zengini bir ülke değildir. Özellikle iç bölgelerimiz (İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgeleri) su fakiri yarı kurak bölgelerimiz olup suyun çok kıymetli olduğu, olması gereken yörelerimizdir.

Son yıllarda tüm dünyada görülen küresel ısınmanın etkileri ülkemizde de görülmeye başladı. Barajlarımızda su seviyeleri tehlikeli miktarda düştü. Pınarlarımız kurudu, göllerimiz kurudu, yeraltı suları daha derinlere indi. Konya ovasında olduğu gibi yeni obruklar oluşmaya başladı. Korona virüs telaşı ve endişesi sebebiyle belki geç fark ettik ama; ülkemizde endişe verici oranda yağış eksikliği ve susuzluk telaşı ortaya çıktı.

Tarım Bakanlığı başta olmak üzere konuya yakın ilgi duyan kurumlar olaya dikkat çekmeye, beklenen susuzluk tehlikesine karşı tedbirler alınmasını tavsiye etmeye başladılar (Suyun meskenlerde, sanayide, tarımda tasarruflu kullanımı yeraltı barajlarının yapılması gibi) Diyanet İşleri Başkanlığının teşviki ile yağmur ve kar duasının yapılması olaya dikkat çekilmesi açısından önemli gelişmelerdir.

Bunlar yeterli mi elbette değil. Her gün televizyon ekranlarında gördüğümüz kuruyan göletler, göller, suyu çekilen barajlar, pınarlar haklı olarak bizleri ve yetkilileri endişeye sevk ediyor. Bir yandan suyu doğru ve tasarruflu kullanmak için yeni bir eğitim seferberliği başlatmak, diğer yandan var olan su kaynaklarımızın doğru depolanması ve muhafaza edilmesi çalışmaları yapılmalıdır. Ayrıca suyu bize bahşeden Cenab-ı Allah'a karşı kulluğumuzu yeniden sorgulayıp toplum olarak kendimize çeki düzen vermeliyiz. Vazgeçilmezimiz olan dualarımızla suyun sahibinden yağmur ve kar vermesini istemek gerekiyor.

Sahi suyumuz çekilse ne yaparız, hayatımızı nasıl devam ettiririz. Eğer suyumuz olmazsa paramızın pulumuzun dünya varlığımızın bir anlamı önemi kalır mı, elbette kalmaz. Öyleyse suyumuzun kıymetini bilmeye ve suyu bize bahşedene samimi kulluğa soyunmanın vakti geldi sanırım.

Allah yar ve yardımcınız olsun



YAZARLAR