Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Nezir ERGENÇ


Suretten Sirete Bakmalıyız

...varlığa, insana, eşyaya, Allah´a, zamana, mekana nasıl yaklaştığına, ilişkilerini hangi düzeyle belirlediğine yoğunlaşalım ki onu kendimize şahit olalım.



Nisan ayını idrak etmek üzereyiz. Başta devletin din/in/den sorumlu ve yetkilisi Diyanet olmak üzere neredeyse bütün sivil toplum kuruluşları, hocalar, abiler; ehil veya naehiller Hz. Peygamberin ?kutlu doğum? programlarını düzenleyecekler. Kötü mü olur, hayır. İyi mi olur, hayır; zira değişen bir şey olmadığı gibi değiştiren bir şey de yok. Aynı nutuklar, aynı teraneler, aynı hikayeler; anlatanlar bir şey .dememiş olurlar, dinleyenler bir şey anlamamış veya almamış olurlar

 

Peki, neden?

Sebebi şu: hiçbir doğum kut´lu değildir; çünkü her insan Allah´ın doğum yasasına uygun bir şekilde dünyaya gelir. Peygamberler dahi bu yasaya bağlı olarak doğmuşlardır. Hz. İsa´nın babasız doğması bir istisnadır ve ilahi doğum yasasını değiştirmez. Kur´an, İsa Efendimizin doğumunun kutsiyetine değil, mucizeliğine dikkat çeker. Bu bağlamda bütün doğumlar ilahi doğum yasasına bağlı oldukları için ?normal?dırlar. Ancak, ?kutlu doğum? programlarının nerdeyse tümünde dikkatler Hz. Peygamberin siretine değil, siyerine çekildiği için Hz. Peygamberin sireti, siyerinin gölgesinde kalır ve görünmez olur.

Bir başka sebep ise, ?kutlu doğum? başta olmak üzere bütün ?? günü? dini bağlamda ?bidat?tır, ekonomik açıdan kapitalizmin değirmenine su taşımaktır, sosyal ve psikolojik açıdan da anomidir. Bir başka ifadeyle hedefsiz ve amaçsız bir taklit hastalığıdır. Onun için de bereketsizdir, sığdır ve kısırdır.

Ne zaman Hz. Peygamber gündem konusu olsa insanlar ? ehil, naehil- meseleyi Kuran sünnet karşıtlığı veya birliği düzleminde tartışmayı sürdürürler. Hal böyle olunca, konuşanlar ve dinleyenler Kur´an İslam´ı ya da sünnet/ hadis İslam´ı olmak üzere iki taraf olabildiğince usulsüz, yordamsız ve ilkesizce birbirlerine saldırırlar. Manzara çirkindir, renksiz ve tatsızdır; bir cadı kazanı gibi kaynatılır da kaynatılır.

 

Halbuki mesele kolay, net ve basittir; açık ve yalındır. Korunmuş metniyle Kitabullah ve yine korunmuş haliyle siret-i Resullullah resmin temasını, desen ve renklerini birlikte ibra ederler. Teması iyilik, hayır, güzellik, doğruluk, sadakat, iffet, hikmet, vahdet, uhuvvet, huzur, adalet ve mutluluk olan Kitap, tarihin rivayet çöplüğünde de olsa tazeliğinden, doğruluğundan ve hakikatinden hiçbir şey kaybetmemiş siret-i Nebi aynısıyla korunmuş olarak bulunmakta ve bakacak gözleri, idrak edecek kalpleri ve fehmedecek akılları beklemektedir.

 

Bir örnek verelim: rivayet çöplüğünde ?kadınla? ilgili akla, ilme, bilime, vicdana, insanlığa sığmayacak pek çok rivayet/ malumat/ bilgi bulabiliriz. Ancak; Hz. Peygamber´in siretinde kadınlarına dair ne bir tazir, ne bir aşağılama, küçümseme, dayak, hakaret, alay etme, dışlama, erkeklerden aşağı görme veya ifade etme ve ne de ona saygısızlık sayılabilecek bir davranışın izine bile rastlayamazsınız.  İddia edebilirim ki Hz. Peygamber´in siretini oluşturan her davranış, her tepki, her duruş, her bakış iyilik, güzellik, hayır, merhamet, adalet yüklüdür ve bundan dolayıdır ki siretinde negatif, karanlık, olumsuz, çirkin ve suç nevinden bir ize rastlanılmaz. Haddi zatında böyle olduğu içindir ki O, örnek ve şahittir. Lesley Hezlaton´un ifadesiyle ?O, rivayet/ tarih çöplüğünde yaşayan ve hep taze olan nadide bir çiçektir.? İnsanların, insanlığın bu çiçeğin kokusuna, verdiği huzura, oluşturduğu güvene; sadakat ve ihlasına ihtiyacı var, hikayesine/siyerine değil.

Bu vesileyle derim ki, nisan ayıyla bolca konulacak Nebiyi Ekrem´in siyerinden çok siretine yüzümüzü, gönlümüzü ve idrakimizi açalım; sidik, sinek çöp tartışmalarına değil; varlığa, insana, eşyaya, Allah´a, zamana, mekana nasıl yaklaştığına, ilişkilerini hangi düzeyle belirlediğine yoğunlaşalım ki onu kendimize şahit olalım.

 

 



YAZARLAR